1500 Yıllık Altın Ayakkabılar Kazakistan'da Tarihe Işık Tutuyor
Dünya

1500 Yıllık Altın Ayakkabılar Kazakistan'da Tarihe Işık Tutuyor

5

Kazakistan'ın batısında, Hazar Denizi kıyısındaki Mangışlak Yarımadası'nda yapılan arkeolojik kazılar, yaklaşık 1500 yıl öncesine ait büyüleyici bir keşfe imza attı. Aktau kenti yakınlarındaki Karakabak mezarlığında, seçkin bir kadına ait olduğu düşünülen bir mezarda, ince altın levhalarla kaplanmış bir çift ayakkabının kalıntıları bulundu. Bu göz alıcı buluntu, mezarda yer alan diğer zengin eşyalar arasında en dikkat çekici olanı olarak öne çıkıyor.

Ayakkabıların tamamen altından yapılmadığı, ancak organik malzemelerden üretilmiş taban ve bağlantı elemanlarının zarif altın levhalarla süslendiği anlaşıldı. Bu ustaca işçilik, ayakkabıların sanki tamamen altından yapılmış gibi parlak ve gösterişli bir görünüme kavuşmasını sağlamış. Mezarın genç bir kadına ait olması ve ölümünün ardından son derece özenli ve ihtişamlı bir tören kıyafetiyle defnedildiğine dair bulgular, araştırmacıları heyecanlandırdı. Kadının, dönemin sosyal statüsünü yansıtan bu özel giysilerle son yolculuğuna uğurlandığı düşünülüyor.

Mezarda bulunan altın süslemeler yalnızca ayakkabılarla sınırlı kalmamış. Kadının başlığını süsleyen yuvarlak altın plakalar, kırmızı kumaştan yapılmış bir taç ve maske benzeri bezemeler de dikkat çekiyor. Özellikle alnına yerleştirilen merkezi süslemenin, Antik Yunan sanatındaki Gorgoneion figürünü taklit ettiği belirlenmiş. Kemer tokalarının ise kanatlarını açmış yırtıcı kuş figürlerini anımsatacak şekilde özenle işlenmiş olması, dönemin zanaatkarlarının estetik anlayışını gözler önüne seriyor. Ancak uzmanlar, ayakkabı ve kemer üzerindeki bazı tokaların günlük kullanıma uygun olmayabilecek detaylar taşıdığını belirtiyor. Bağlantı noktalarının işlevselliği göz önüne alındığında, bu parçaların kadının yaşamında kullandığı eşyalardan ziyade, özellikle defin töreni ve sonrasında kullanılmak üzere özel olarak hazırlandığı ihtimali üzerinde duruluyor. Bu mezarın, Milattan Sonra 5. yüzyılın ikinci yarısı ile 6. yüzyılın ilk yarısı arasına tarihlendirildiği saptandı.

Araştırmacılar Andrei Astafyev ve Evgeny Bogdanov'un analizlerine göre, bu görkemli süslemelerin uzak bir imparatorluk merkezinden getirilmiş olması yerine, yerel atölyelerde üretilmiş olması kuvvetle muhtemel. Karakabak ve çevresinde daha önceki kazılarda da metal işleme, değerli taşlarla süsleme, cam üretimi ve çömlekçilik gibi çeşitli zanaatlara ait izler bulunmuştu. Bu durum, Karakabak'ın söz konusu dönemde sıradan bir yerleşim yeri olmadığını kanıtlar nitelikte. Bölgede yapılan arkeolojik çalışmalarda 150'den fazla antik sikkenin gün yüzüne çıkması da bu tezi destekliyor. Bulunan sikkelerin Part, Harezm, Soğd, Sasani, Bizans ve hatta Çin gibi geniş bir coğrafyadan gelmiş olması, bu yerleşimin Hazar Denizi çevresindeki önemli ticaret yollarının kesişim noktasında bulunduğunu gösteriyor. Arkeologlar, Karakabak'ın, Orta Asya'yı Kuzey Kafkasya, Volga bölgesi ve Güney Urallar'a bağlayan antik Azak-Hazar ticaret koridoru üzerinde stratejik bir durak olabileceği görüşünde. Dolayısıyla, bu mezardan çıkan altın işlemeli ayakkabılar ve diğer süslemeler, sadece defin edilen kadının yüksek sosyal statüsünü değil, aynı zamanda yaklaşık 1500 yıl önce Hazar kıyısındaki toplulukların ulaştığı zanaatkârlık seviyesini ve geniş ticaret ağlarını da gözler önüne seriyor.

Paylaş

İlgili Haberler