Denver Havalimanı'nın Başarısız Otomatik Bagaj Sistemi: Milyonlarca Dolarlık Kayıp
Dünya

Denver Havalimanı'nın Başarısız Otomatik Bagaj Sistemi: Milyonlarca Dolarlık Kayıp

1

Denver Uluslararası Havalimanı'nda hizmete alınan devasa otomatik bagaj taşıma sistemi, projelendirme aşamasından itibaren beklenmedik sorunlarla karşılaştı. 1995 yılında faaliyete geçmesi planlanan ancak yaşanan aksaklıklar nedeniyle açılışı 16 ay ertelenen sistem, havalimanı için adeta bir kabusa dönüştü. 193 milyon dolarlık yatırım bedeliyle hayata geçirilen bu yenilikçi teknoloji, beklenenin çok uzağında bir performans sergileyerek büyük çaplı mali kayıplara yol açtı.

Havalimanının geniş bir coğrafyaya yayılmış olması ve bagajların yolculara en hızlı şekilde ulaştırılması hedefiyle tasarlanan sistem, 53 mil karelik bir alana kuruldu. Hedef, bagaj transfer sürelerini 20 dakikanın altına çekmekti. Bu iddialı proje için BAE Automated Systems şirketi ile anlaşma yapıldı. Sistemin altyapısı, 30 kilometreyi bulan yeraltı tünel ağları, binlerce optik sensör, ağa bağlı bilgisayarlar ve raylı taşıma araçlarından oluşuyordu. Aslında 4 yıl sürmesi beklenen geliştirme ve teslimat süreci, daha sonra 2 yıla sıkıştırıldı, bu da ilerleyen süreçte sorunların yaşanmasına zemin hazırladı.

Sistemin deneme ve işletme aşamalarında ortaya çıkan teknik aksaklıklar, projenin başarısızlığının ilk sinyallerini verdi. Deneme süreçlerinde araçların birbirine çarpması, bagajların raylardan düşerek hatları tıkaması ve valizlerin zarar görmesi gibi ciddi sorunlar yaşandı. Bu aksaklıklar, havalimanının açılışını başlangıçta planlanan Ekim 1993 tarihinden 16 ay sonraya, yani Şubat 1995'e ertelemek zorunda bıraktı. Havalimanının bu gecikme süresince tahvil borçlarının faizleri ve diğer altyapı giderleri nedeniyle günlük ortalama 1 milyon dolar ile 1.1 milyon dolar arasında ek maliyetle karşı karşıya kaldığı belirtildi. Toplamda gecikmenin maliyetinin 500 ila 560 milyon dolar arasına ulaştığı kaydedildi.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen faaliyete geçirilen otomatik bagaj sistemi, havalimanının üç ana terminalini birbirine bağlama hedefinin çok uzağında kaldı. Sistem yalnızca tek bir terminalde ve sadece giden uçuşlar için kullanılabilir durumdaydı. Havalimanı yönetiminin, açılışı gerçekleştirebilmek için aynı anda geleneksel manuel bir yedek sistemi de çalıştırmak zorunda kalması, projenin ne denli sorunlu olduğunun bir göstergesiydi. Nihayetinde, sistemi kullanan tek havayolu şirketinin artan bakım maliyetlerini gerekçe göstererek sistemden çekilmesiyle birlikte, havalimanı yönetimi 2005 yılında bu pahalı ve işlevsiz otomasyon altyapısını tamamen devre dışı bırakma kararı aldı. Söküm işlemlerinin ardından bagaj taşıma hizmetleri, geleneksel yürüyen bantlar ve personel desteğiyle yeniden sunulmaya başlandı.

Paylaş

İlgili Haberler