17 Ağustos Depreminin Yıkımı: Gölcük'te Batık Şehir Yeniden Görüntülendi
17 Ağustos 1999 tarihinde yaşanan ve Marmara Bölgesi'ni derinden sarsan büyük depremin üzerinden tam 27 yıl geçti. Bu yıkıcı doğa olayının ardından Kocaeli'nin Gölcük ilçesine bağlı Değirmendere sahilinde denizin dibine çöken ve adeta bir 'batık şehir' görünümü kazanan bölgede, özel bir su altı incelemesi gerçekleştirildi. Deneyimli dalgıçların objektifinden yansıyan görüntüler, zamanın etkisine rağmen şaşırtıcı derecede korunmuş otel, iskele ve çeşitli yaşam eşyası kalıntılarını gözler önüne serdi.
Merkez üssü Gölcük olan ve Richter ölçeğine göre 7.4 büyüklüğünde kaydedilen o kara günün ardından, Değirmendere sahili boyunca uzanan oteller, bir zamanlar yoğunluğun yaşandığı vapur iskeleleri, keyifli vakit geçirilen çay bahçeleri ve hatta bazı konutlar, büyük bir şiddetle denizin derinliklerine gömülmüştü. Bugün bu sular altındaki alan, hem dalış turizmi meraklıları için bir cazibe merkezi hem de yaşanan felaketin boyutunu ve doğanın zamanla bu denli büyük bir değişime nasıl adapte olabildiğini gösteren bir anıt niteliği taşıyor.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı bünyesindeki profesyonel dalgıçlar ve Değirmendere Sualtı Topluluğu (DESSAT) üyelerinden oluşan ekipler, koordineli bir çalışma yürüttü. Değirmendere sahilinden yaklaşık 180 metre açıkta, 18 ila 55 metre arasında değişen derinliklerde gerçekleştirilen dalışlarda, depremin yıktığı yapıların yanı sıra, zamanla yerinden sökülüp denizin dibine sürüklenmiş devasa çınar ağaçları, çay bahçelerine ait şemsiyeler, sönmüş sokak lambaları, beton yapı parçaları ve seyyar satıcıların tezgahları gibi birçok obje görüntülendi. Bu kalıntıların su altı kameralarıyla detaylı bir şekilde kayıt altına alınması, depremin yarattığı tahribatın boyutunu belgeledi.
Bir zamanlar insanların hareketli yaşamlarını sürdürdüğü bu kıyı şeridi, aradan geçen çeyrek asırdan fazla zaman diliminde adeta sessiz bir dönüşüm geçirdi. Günümüzde bu batık alan, deniz canlıları için güvenli bir sığınak, beslenme ve üreme alanı sunan yapay bir resif görünümünü kazanmış durumda. Yapılan dalışlar sırasında elde edilen su altı görüntüleri, sadece depremin ne denli yıkıcı bir güç olduğunu değil, aynı zamanda doğanın bu tahribatın üzerine nasıl kendi yaşam döngüsünü kurabildiğini ve zamanla her şeyi nasıl dönüştürebildiğini de çarpıcı bir biçimde ortaya koydu. Bu görüntüler, hem geçmişi anmak hem de doğanın gücü karşısında insanın kırılganlığını hatırlatmak açısından büyük önem taşıyor.