20 Yıllık Eser: Kendi Kendine Dönen ve Toprağa Giren Ev
Klasikleşmiş yapılaşma anlayışının dışına çıkarak hayal gücünü zorlayan bir projeye imza atan Çek inşaat ustası Bohumil Lhota, kendi evini kişiselleştirmek ve ona benzersiz özellikler kazandırmak için tam yirmi yıllık bir emek harcadı. Bu uzun soluklu sürecin sonunda ortaya çıkan yapı, sıradan bir konut olmanın ötesine geçerek, hem estetik hem de fonksiyonel açıdan dikkat çekici bir esere dönüştü. Lhota'nın bu özgün çalışması, aynı zamanda uluslararası alanda saygın bir ödülün de sahibi oldu. Artık 'yapılamayacak bir şey' olmayan bu ev, adeta bir mühendislik şaheseri olarak nitelendiriliyor.
Betonarme yapıların monotonluğundan ve standart mimari anlayışından uzaklaşma isteğiyle yola çıkan Lhota, bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibi duran, dairesel bir konut inşa etme hedefini benimsedi. Tam yirmi yılını bu iddialı projeye adayan usta, ortaya çıkardığı yapıyla sadece görsel bir yenilik sunmakla kalmadı, aynı zamanda mühendislik harikası hareket kabiliyetleriyle de hayranlık uyandırdı. Yaklaşık 9 metre çapındaki bu dairesel konut, özel olarak tasarlanmış mekanik bir sistem aracılığıyla kendi ekseni etrafında 180 derecelik bir dönüş yapabiliyor. Bu teknolojik özellik sayesinde ev sakinleri, günün her anında yaşam alanlarını istedikleri yöne, ister güneşe isterse de kendilerine keyif veren manzaraya doğru çevirme özgürlüğüne sahip oluyor.
Bu yenilikçi yapının en dikkat çekici özelliklerinden biri ise, sahip olduğu gelişmiş mekanizma sayesinde toprağın altına doğru inebilme yeteneği. İnşaat ustası Lhota, bu devrim niteliğindeki mekanizmayı tamamen kendi bilgi birikimi ve doğanın sunduğu dinamikleri göz önünde bulundurarak tasarladı. Evin bu toprağa gömülme kabiliyeti, yalnızca estetik bir unsur olmanın ötesinde, ciddi bir mühendislik dehasını yansıtıyor. Özellikle zorlu kış şartlarında, yapıyı sert rüzgarlardan korumak ve aynı zamanda toprağın doğal yalıtım özelliklerinden azami düzeyde faydalanmak gibi pratik avantajlar da sunuyor.
Bohumil Lhota'nın bu sıra dışı ev projesinde en büyük önceliği, doğaya herhangi bir olumsuz etki yaratmak yerine, onunla tam bir uyum içinde yaşayabilecek bir mimari form geliştirmek oldu. Hem yer altına inebilme hem de güneşin konumuna göre yön değiştirebilme yetenekleri, evin iç sıcaklığının yıl boyunca minimum enerji tüketimiyle dengede tutulmasını sağlıyor. Güneş ışınlarını bir ayçiçeği gibi takip eden akıllı pencere sistemleri, kış aylarında doğal bir ısıtma paneli görevi görürken, yaz mevsiminde ise evin serin kalması için gölge yapacak cepheleri tercih etme imkanı sunuyor. Bu akıllıca tasarlanmış mimari, sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği konularında önemli bir örnek teşkil ediyor.
Lhota'nın sabırla ve büyük bir özenle inşa ettiği bu benzersiz yapı, sadece görsel bir şölen sunmakla kalmayıp, aynı zamanda olağanüstü bir enerji verimliliği performansı sergiliyor. Doğayla bütünleşik ve sürdürülebilir mimari anlayışıyla uluslararası platformda da büyük yankı uyandıran bu ev, hak ettiği ödülleri de topladı. Bu döner ev, 2012 yılında düzenlenen prestijli E.ON Energy Globe Award yarışmasında çevre projeleri kategorisinde birincilik elde etmekle kalmadı, aynı zamanda yarışmanın en büyük ödülünü de kazanarak başarısını taçlandırdı. Günümüzde dahi, dünyanın dört bir yanından gelen mimarlar ve çevre konularında uzman kişiler, modern konut sorunlarına yenilikçi çözümler sunan bu yapıyı yerinde incelemek üzere Çek Cumhuriyeti'ne ziyaretler gerçekleştirmeye devam ediyor.