3 Milyar Dolarlık Uluslararası Dolandırıcılık Operasyonunda 9 İsrailli Şüphelinin Kimliği Belirlendi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın koordinasyonunda, Milli İstihbarat Teşkilatı İstanbul Bölge Başkanlığı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün ortaklaşa yürüttüğü kapsamlı bir soruşturma, uluslararası bir dolandırıcılık ağını gün yüzüne çıkardı. Soruşturma sonucunda toplamda 248 kişi hakkında yasal işlem başlatılırken, bunlardan 201'i gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüpheliler arasında 20 farklı ülkeden 45 yabancı uyruklu kişi bulunurken, bu kişilerden 9'unun İsrail vatandaşı olduğu tespit edildi. Yapılan ilk tespitlere göre, bu organize suç örgütünün mağdurlardan haksız yollarla elde ettiği gelirin 3 milyar doları aştığı öngörülüyor.
Dolandırıcılık şebekesinin faaliyetlerinin temelinde, yüksek yatırım getirisi vaadi sunan sahte reklamlar yatıyor. Bu reklamlar aracılığıyla vatandaşların kişisel bilgileri elde ediliyor ve ardından bir dizi dolandırıcılık süreci başlatılıyordu. Soruşturma derinleştikçe, bu yöntemin münferit şirketlerin tekil faaliyetlerinden çok daha büyük, organize bir yapının parçası olduğu anlaşıldı. Bu nedenle soruşturma, bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumları gibi finansal aracıları kullanarak dolandırıcılık yapma, Sermaye Piyasası Kanunu'na aykırı davranma, suç örgütü kurma ve bu örgüte üye olma ile suçtan elde edilen gelirleri aklama gibi çeşitli suçlamalarla genişletildi.
Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından hazırlanan detaylı analiz ve değerlendirme raporları, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün mali incelemeleri, saha araştırmaları ve Milli İstihbarat Teşkilatı'nın istihbarı çalışmaları, organizasyonun karmaşık yapısını aydınlattı. Savcılık tarafından yapılan açıklamada, bu yapının İsrail vatandaşı kişiler tarafından yönetildiği ve farklı ülkelerde sorumlu kişilerin bulunduğu belirtildi. Hedef ülkelerin dışında, faaliyetlerini gizlemek amacıyla 'paravan çağrı merkezleri' kurulduğu da aktarıldı. Bu çağrı merkezlerinde çalışan personel, çeşitli dilleri akıcı bir şekilde konuşabilen kişiler arasından seçiliyor ve 'conversion agent' ile 'retention agent' gibi görevler üstleniyorlardı. İşe alınan personele bir hafta süren yoğun bir eğitim veriliyor, onlara özel kod adları atanıyor ve mağdurları daha kolay etkileyebilmeleri için gerçek dışı yaşam öyküleri hazırlamaları isteniyordu. Ayrıca, çalışanların işe alım süreçlerinde yalan makinesi testinden geçirildiği ve çağrı merkezlerine cep telefonu sokmalarının, ofis içinde İbranice konuşmalarının kesinlikle yasaklandığı bildirildi.
Şüphelilerin, Türkiye'de yasal görünen çağrı merkezi, danışmanlık ve turizm şirketleri çatısı altında faaliyet göstererek, sosyal medya platformları, arama motorları ve çeşitli web sitelerinde yanıltıcı yatırım reklamları yayınladıkları tespit edildi. Reklamlara ilgi gösteren kişilerin verdikleri bilgiler, özel olarak kullanılan Müşteri İlişkileri Yönetimi (CRM) sistemlerine kaydediliyordu. Ardından, mağdurların uyrukları ve konuştukları dillere göre atanmış personel tarafından telefonla aranarak iletişime geçiliyordu. Mağdurlara 'Inefex', 'Quantum AI', 'Algo Education' ve 'Exentral-Int' gibi platformlar üzerinden cazip yatırım fırsatları sunuluyordu. İlk etapta, düşük miktarlı bir 'kayıt ücreti' talep ediliyor, ardından daha deneyimli dolandırıcılar devreye girerek mağdurları yurt dışındaki banka hesaplarına veya kripto para cüzdanlarına para göndermeye ikna ediyorlardı. Sistemdeki yatırım ekranlarında gösterilen sahte kârlar sayesinde mağdurların daha fazla para yatırması sağlanıyordu. Ancak mağdurlar paralarını çekmek istediklerinde, hesaplarının bloke edildiği ve bu blokenin kaldırılması veya vergi ödenmesi gerektiği bahanesiyle ek ödemeler talep ediliyordu. Mağdurların yatırdıkları paralar hiçbir zaman geri ödenmiyor, iletişim kesiliyor ve gönderilen tutarlar, herhangi bir gerçek yatırıma yönlendirilmeden doğrudan şüphelilerin kontrolündeki banka hesaplarına veya kripto cüzdanlarına aktarılıyordu. Bu organize suç örgütünün, hedef ülkelerin saat dilimlerine uygun vardiyalı çalışma düzeniyle dünya genelinde faaliyetlerini sürdürdüğü belirlendi.
Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 201 kişinin uyruk bilgileri detaylı bir şekilde incelendi. Bu inceleme sonucunda, 45 kişinin yabancı uyruklu olduğu ve bu kişilerin 20 farklı ülkenin vatandaşlığını taşıdığı saptandı. Gözaltına alınan yabancılar arasında 9 İsrail vatandaşı ve 11 Pakistan vatandaşı dikkat çekiyor. Ayrıca, Azerbaycan, Suriye, Ürdün, Ukrayna, Tayland, Endonezya ve Fas gibi ülkelerden ikişer kişi operasyon kapsamında yakalandı. Kazakistan, Filipinler, İran, Çin, Lübnan, Filistin, Meksika, Mısır, Mozambik, Arjantin ve Bangladeş gibi ülkelerden ise birer vatandaş gözaltına alındı. İsrail vatandaşı olarak kimlikleri belirlenen 9 kişinin isimleri ise Anton B., Ceni C., Hamsa G., İlker H., Karolin H., Sami T., Yako B., Jak L. ve Amid Y. olarak kayıtlara geçti. Bu büyük operasyon çerçevesinde, İstanbul ve Muğla'da eş zamanlı olarak 29 şirkete ait 44 sözde çağrı merkezi ve 286 adrese baskın düzenlendi. Operasyonun ardından, şüphelilerin suçtan elde ettiği değerlendirilen mal varlıklarına, banka hesaplarına ve kripto para varlıklarına el konuldu. Firari durumda olan diğer şüphelilerin yakalanması için ise çalışmaların aralıksız sürdüğü bildirildi.