3600 Yıllık Mezarda Savaşçı İskeleti ve Otorite Sembolleri Bulundu
Dünya

3600 Yıllık Mezarda Savaşçı İskeleti ve Otorite Sembolleri Bulundu

7

Azerbaycan'ın batı kesimlerinde devam eden arkeolojik kazılar, tarih sahnesine ışık tutan önemli bir keşfe imza attı. Keşikçidağ Devlet Tarih ve Kültür Koruma Alanı sınırları içerisindeki Agstafa bölgesinde yer alan 4 numaralı kurgan, yaklaşık 3 bin 600 yıl öncesine, yani Orta Tunç Çağı'na ait bir savaşçı mezarını gün yüzüne çıkardı. MÖ 17. ve 16. yüzyıllar arasına tarihlenen bu mezarın içeriği, o dönemin askeri yapısı ve toplumsal hiyerarşisi hakkında değerli bilgiler sunuyor.

Mezardan çıkarılan buluntular arasında dikkat çeken ilk unsur, şüphesiz bir bronz hançer. Bu silahın varlığı, gömülen kişinin sıradan bir bireyden ziyade, askeri alanda önemli bir rol üstlenmiş bir komutan veya yönetici olabileceği ihtimalini güçlendiriyor. Hançerin yanı sıra, farklı materyallerden yapılmış çok sayıda ok ucu da bulundu. Bu ok uçlarından ikisinin siyah renkte obsidyenden, dokuzunun ise çakmak taşından imal edildiği tespit edildi. Özellikle, Orta Tunç Çağı silahlarında nadir görülen kanatlı ok uçlarının da envantere dahil edilmesi, mezardaki kişinin askeri becerisine ve statüsüne dair önemli ipuçları veriyor.

Kazıların en çarpıcı ve üzerinde durulan buluntusu ise, diyorit adı verilen sert bir taştan yapılmış, yaklaşık 400-500 gram ağırlığındaki topuz başı oldu. Bu taş objenin merkezinde bulunan ve her iki yöne doğru açılmış delik, buraya ahşap veya kemikten yapılmış bir sapın monte edildiği düşüncesini doğuruyor. Arkeologlar, bu tür taş topuzların yalnızca bir savaş aleti olmanın ötesinde, Tunç Çağı toplumlarında askeri gücü, otoriteyi ve yüksek bir sosyal konumu temsil eden bir sembol olarak da kullanıldığına dikkat çekiyor. Bu nedenle, mezarda bir arada bulunan hançer, ok uçları ve bu dikkat çekici topuz, gömülen kişinin o dönemdeki toplumsal piramidin üst sıralarında yer aldığına dair güçlü kanıtlar sunmaktadır.

Şu anda mezardan çıkarılan eserler üzerinde titizlikle restorasyon ve laboratuvar çalışmaları yürütülüyor. Mezarın ve içerisindeki objelerin yaşını daha kesin bir şekilde belirleyebilmek amacıyla radyokarbon analizleri gerçekleştirilecek. Bu analizler için hazırlanan örneklerin uluslararası düzeyde Japonya, Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki saygın laboratuvarlara gönderilmesi planlanıyor. Bu kapsamlı bilimsel incelemelerin tamamlanmasının ardından, ortaya çıkarılan tarihi eserler, bulundukları koruma alanının koleksiyonuna kazandırılarak gelecek nesillere aktarılacak. Bu keşif, geçen yıl aynı bölgede bulunan yaklaşık 3 bin 800 yıllık başka bir savaşçı mezarının ardından, bölgenin tarihi derinliğini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Paylaş

İlgili Haberler