8 Ülke ABD'nin UCM Yaptırımına Karşı Çıktı: Bağımsızlık Vurgusu
Amerika Birleşik Devletleri'nin Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) yönelik aldığı yaptırım kararı, uluslararası alanda önemli tepkilere yol açtı. İngiltere, Almanya, Fransa, Kanada, Danimarka, İtalya, Japonya ve Hollanda gibi sekiz ülkenin dışişleri bakanları, bu karara karşı güçlü bir duruş sergilediklerini ortak bir yazılı açıklamayla duyurdu. Roma Statüsü'ne taraf olan bu ülkeler, UCM'nin kurucu antlaşmasına bağlılıklarını yineleyerek, mahkemenin bağımsızlığına, tarafsızlığına ve bütünlüğüne verdikleri sarsılmaz desteği teyit etti.
Londra'da yayımlanan açıklamada, söz konusu sekiz ülkenin dışişleri bakanları, ABD'nin UCM'ye uygulayacağını duyurduğu yaptırımlardan duydukları üzüntüyü dile getirerek, bu adıma şiddetle karşı çıktıklarını belirtti. Bakanlar, mahkemenin Roma Statüsü çerçevesindeki görevini yerine getirebilmesi için aldığı önlemleri takdirle karşıladıklarını ifade ederken, bu görevi başarıyla sürdürmesi için gereken desteğin devam edeceğinin altını çizdi. Bu ülkeler için UCM, en ciddi uluslararası suçlarla mücadelede ve mağdurların adalet arayışında kritik bir rol oynamaktadır.
Yapılan değerlendirmelerde, ABD'nin uygulamaya koymayı planladığı yaptırımların, mahkemenin işleyişi, buradaki görevli personelin çalışmaları ve onların aileleri üzerinde ciddi olumsuz etkiler yaratabileceği uyarısı yapıldı. Bu kişilerin, insanlık suçları ve savaş suçları gibi en ağır uluslararası suçlarla yargılananları adalet önüne çıkarma ve mağdurlara destek olma gibi hayati bir görev üstlendiği vurgulandı. Bu nedenle, yaptırımların bu önemli görevlerin yerine getirilmesini engelleyebileceği endişesi dile getirildi.
Sekiz ülke, UCM'ye yönelik desteklerini sürdürme konusunda tam bir fikir birliği içinde olduklarını belirtti. Ayrıca, Aralık 2026'da gerçekleşecek olan Taraf Devletler Meclisi toplantısına hazırlık sürecinde, taraf olmayan devletlerle de yapıcı ve kapsayıcı bir diyalog içinde olacaklarını taahhüt etti. Açıklamada, "Mahkemenin hayati çalışmalarını desteklemek, kurallara dayalı uluslararası sistemi savunmak ve hesap verebilirliği ilerletmek için birlikte çalışmaya devam edeceğiz" denilerek, küresel adalet ve hukuk sisteminin korunmasına yönelik kararlılık vurgulandı. Bu durum, ABD'nin tek taraflı adımlarına karşı uluslararası işbirliğinin önemini bir kez daha gözler önüne serdi.
ABD'nin bu yaptırım kararının arka planında, UCM'nin bazı uluslararası suçlarla ilgili aldığı kararların olduğu görülüyor. Özellikle, Kasım 2024'te Gazze'deki soykırım iddiaları nedeniyle İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında çıkarılan tutuklama emri, ABD'nin sert tepkisine neden olmuştu. Washington yönetimi, bu kararı tanımadığını açıkça belirtmiş ve Mahkeme Başkanı Tomoko Akane dahil olmak üzere UCM yargıçlarına ve savcılarına yönelik yaptırımlar uygulamıştı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun, UCM'nin Amerikalıları yargılama girişimlerine asla izin vermeyecekleri yönündeki açıklamaları ve mahkemeyi "ortadan kaldırma" tehditleri, bu gerilimin boyutunu ortaya koyuyor. Bu gelişmeler, uluslararası hukukun ve adalet mekanizmalarının geleceği hakkında önemli soruları gündeme getiriyor.