ABD Borsaları Enflasyon Endişesiyle Dalgalı Bir Seyir İzledi
Ekonomi

ABD Borsaları Enflasyon Endişesiyle Dalgalı Bir Seyir İzledi

6

Yılın üçüncü çeyreği, Amerika Birleşik Devletleri'nin finans piyasalarında önemli dalgalanmalara sahne oldu. Yükselen enerji fiyatları ve küresel jeopolitik gerilimler, kalıcı enflasyon endişelerini yeniden gündeme getirirken, bu durum tahvil faizlerinde de gözle görülür bir artışa neden oldu. Bu karmaşık ekonomik tablo, borsalarda farklı yönelimlere yol açtı. Üçüncü çeyrekte Dow Jones Sanayi Ortalaması, genel eğilimin aksine yüzde 2,7'lik bir düşüş kaydetti. Buna karşılık, daha geniş kapsamlı S&P 500 endeksi yüzde 2'lik bir artışla piyasadaki toparlanma eğilimini desteklerken, teknoloji odaklı Nasdaq Bileşik Endeksi ise yüzde 2,5'lik bir yükselişle yatırımcıların ilgisini çekti.

Yılın ilk çeyreğinde, Orta Doğu'daki jeopolitik risklerin artması ve Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin sekteye uğrama ihtimali, petrol fiyatlarında sert yükselişlere neden olmuştu. Bu durum, tedarik zincirlerindeki olası aksamalar ve artan enerji maliyetleri üzerinden enflasyonist baskıların kalıcılaşacağı endişelerini derinleştirmişti. Küresel ekonomideki belirsizliklerin artması ve yatırımcıların riskten kaçınma eğiliminin güçlenmesiyle birlikte, Wall Street'te sert satışlar yaşanmıştı. Ocak-Mart döneminde Dow Jones endeksi yüzde 3,6, S&P 500 endeksi yüzde 4,6 ve Nasdaq endeksi ise yüzde 7,1 oranında değer kaybetmişti. Ancak, ikinci çeyreğin başlarında yaşanan gelişmeler, piyasalarda bir nebze olsun rahatlama sağladı. ABD ile İran arasındaki gerilimin azalması, jeopolitik risk algısını düşürürken, enerji maliyetlerindeki geri çekilme ve özellikle SpaceX'in halka arz beklentilerinin yarattığı olumlu hava, piyasaları destekleyen başlıca faktörler oldu. Bu olumlu gelişmelerin etkisiyle, ikinci çeyrekte endekslerde dikkat çekici bir toparlanma yaşandı. Dow Jones endeksi bu dönemde yüzde 12,9, S&P 500 endeksi yüzde 14,9 ve Nasdaq endeksi ise yüzde 21,4 oranında yükseliş gösterdi.

İkinci çeyrekteki güçlü ralliye rağmen, piyasalar yılın üçüncü çeyreğine girerken yeniden belirsizliklerle karşılaştı. Orta Doğu'da yeniden alevlenen jeopolitik gerilimler, enerji maliyetlerinde tekrar yukarı yönlü bir ivme kazandırdı. Bu durum, piyasalarda enflasyon endişelerinin tekrar yükselmesine neden oldu. Aynı zamanda, Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası'nın (Fed) para politikasına ilişkin belirsizlikler de yatırımcıların yön arayışını zorlaştırdı. Temmuz ayında, özellikle Orta Doğu'daki hassas durum ve arz kısıtlamalarına ilişkin endişeler, petrol fiyatlarını yukarı çekti. Brent ham petrol ve Batı Teksas türü ham petrol fiyatlarındaki bu artış, üretim ve lojistik maliyetleri üzerinden enflasyonun kalıcı hale gelebileceği korkularını yeniden körükledi. Ekonomik göstergeler de enflasyonun beklentilerin üzerinde bir direnç gösterdiğini ortaya koydu. Bu durum, Fed'in faiz oranlarını öngörülenden daha uzun bir süre yüksek tutacağı beklentilerini güçlendirdi. Jeopolitik gelişmelerin enerji piyasalarına olan yansıması, hisse senedi piyasalarında da belirgin sektörel ayrışmalara yol açtı. Özellikle yapay zeka ve teknoloji alanındaki hisselerde kar realizasyonları ve yatırımcıların rotasyon yapmasıyla düşüşler görülürken, enerji sektöründeki şirketlerin hisseleri değer kazandı. Temmuz ayında Dow Jones endeksi yüzde 0,3'lük mütevazı bir artış gösterirken, S&P 500 endeksi yüzde 0,1'lik düşüş kaydetti. Teknoloji ağırlıklı Nasdaq endeksi ise bu ayda yüzde 3,2'lik bir düşüş yaşadı.

Ağustos ayı, tahvil faizlerindeki sert yükselişin borsalar üzerindeki baskısına rağmen, temmuz ayındaki zayıf performansı telafi etme çabasıyla bir toparlanma ayı olarak kayıtlara geçti. ABD ekonomisinden gelen güçlü makroekonomik veriler ve artan borçlanma ihtiyacı, uzun vadeli ABD Hazine tahvili getirilerini son yılların en yüksek seviyelerine taşıdı. Bu durum, yatırımcılar üzerinde bir miktar baskı oluştursa da, piyasalar genel olarak toparlanma eğilimini sürdürdü. ABD Hazine Bakanlığı, piyasa likiditesini sağlamak amacıyla uzun vadeli tahvil geri alım programlarını iki katına çıkarma kararı aldı. Bu adımın tahvil piyasasındaki baskıyı hafifletmesi bekleniyordu, ancak beklendiği kadar etkili olamadı. ABD'nin kamu borcu, ağustos ayı ortasında ilk kez 40 trilyon dolar sınırını aşarak rekor kırdı. Yüksek tahvil faizleri, bu devasa borcun faiz yükünü de önemli ölçüde artırdı. Federal Rezerv Başkanı'nın Jackson Hole'daki konuşması, enflasyonla mücadelenin henüz tamamlanmadığına ve gerektiğinde ek faiz artışlarının masada kalabileceğine dair sinyaller verdi. Bu açıklamalar, faiz artışı beklentilerini canlı tuttu. Ağustos ayında, bu gelişmelerin etkisiyle Dow Jones endeksi yüzde 1,3, S&P 500 endeksi yüzde 2,6 ve Nasdaq endeksi yüzde 3,9 oranında değer kazandı.

Yılın üçüncü çeyreğinin son ayı olan eylül, yatırımcıların odağını hem Federal Açık Piyasa Komitesi'nin (FOMC) faiz kararlarına hem de küresel ticaret dengelerindeki değişimlere çevirmesine sahne oldu. Güçlü seyreden iş gücü piyasası ve enflasyonun hedeflenen seviyelerin üzerinde kalması, Fed'in ek bir faiz artırımına gitmesi için zemin hazırladı. Beklentiler doğrultusunda, Fed eylül ayında 2023 yılındaki ilk faiz artırımını gerçekleştirdi. Politika faizi 25 baz puan artırılarak yüzde 3,75-4 aralığına yükseltildi. Fed ayrıca, yıl sonu için federal fon oranına ilişkin tahminini 3,8'den 4,1'e yükseltirken, 2026 yılına kadar ilave bir faiz artırımının da olabileceğine işaret etti. Bu kararlar, piyasalarda faizlerin daha uzun süre yüksek kalacağı algısını pekiştirdi. Orta Doğu'daki gerilimin çözümüne yönelik somut bir gelişme yaşanmaması ve enerji arzına ilişkin endişeler, eylül ortasında Brent petrolün varil fiyatını 110 dolara yaklaştırdı. ABD'de taşımacılık, lojistik ve tarım gibi temel sektörlerin ana yakıtı olan dizel yakıtında da tarihi zirveler görüldü. Amerikan Otomobil Birliği'nin verilerine göre, dizelin galon başına ortalama fiyatı 22 Eylül'de 6,53 dolarla rekor seviyeye ulaştı. Bu yüksek enerji maliyetleri, enflasyon endişelerinin daha da yoğunlaşmasına neden olurken, ABD Hazine tahvilleri sert satış baskısı altına girdi. ABD'nin 10 yıllık hazine tahvili faizi 2007'den bu yana, 30 yıllık hazine tahvili faizi ise 2002'den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Ülkede 30 yıl vadeli konut kredisi faiz oranı da geçen hafta yüzde 7,3'e çıkarak, Kasım 2023'ten bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaştı. Eylül ayında Dow Jones endeksi yüzde 4,3, S&P 500 endeksi ise yüzde 0,5 oranında düşüş gösterdi. Buna karşılık, Nasdaq endeksi bu ayda yüzde 1,9'luk bir değer kazancı elde etti.

Üçüncü çeyrek boyunca, yüksek faiz ortamının ekonomik aktivite ve şirket karlılıkları üzerindeki potansiyel etkileri fiyatlanmaya devam etti. Dow Jones Sanayi Ortalaması, faiz oranlarındaki artışa duyarlılığı ve yükselen emtia maliyetleri nedeniyle bu çeyrekte negatif bir performans sergileyerek diğer endekslerden ayrıştı. Dow Jones endeksi, temmuz-eylül dönemini kapsayan üçüncü çeyrekte yüzde 2,7'lik bir kayıp yaşadı. Öte yandan, S&P 500 ve Nasdaq endeksleri, özellikle çip üreticileri, yapay zeka teknolojileri ve bulut bilişim alanındaki şirketlere yönelik devam eden güçlü talep sayesinde üçüncü çeyreği pozitif bölgede tamamlamayı başardı. S&P 500 endeksi bu dönemde yüzde 2'lik bir artış kaydederken, Nasdaq endeksi yüzde 2,5'lik bir yükseliş gösterdi. Yılın başından bu yana, yani ilk dokuz aylık dönemde ise endekslerin performansları sırasıyla şu şekilde gerçekleşti: Dow Jones endeksi yüzde 5,9, S&P 500 endeksi yüzde 11,8 ve Nasdaq endeksi yüzde 15,6 oranında artış kaydetti. Bu rakamlar, yılın genelinde teknoloji ve büyüme odaklı hisselerin daha iyi bir performans sergilediğini ortaya koyarken, sanayi ve geleneksel sektörleri içeren Dow Jones endeksinin daha sınırlı bir getiri sağladığını göstermektedir.

Paylaş

İlgili Haberler