ABD İstihbarat Eski Başkanı Gizli Biyolojik Laboratuvarları Ortaya Çıkardı
Gündem

ABD İstihbarat Eski Başkanı Gizli Biyolojik Laboratuvarları Ortaya Çıkardı

5

Amerika Birleşik Devletleri Ulusal İstihbarat Direktörlüğü'nden (ODNI) görevinden ayrılma kararı alan eski Direktör Tulsi Gabbard'ın yayımladığı belgeler, küresel çapta biyolojik araştırma faaliyetlerine ilişkin önemli tartışmaları alevlendirdi. Kamuoyuna sunulan ve içeriğinin bir kısmı gizlilik nedeniyle karartılan istihbarat raporlarında, ABD'nin dünya genelinde otuzdan fazla ülkedeki yüz yirmiyi aşkın biyolojik laboratuvarın finansmanında veya operasyonel süreçlerinde aktif rol aldığına dair iddialar yer alıyor. Bu durum, uluslararası kamuoyunda büyük bir merak ve endişe uyandırmış durumda.

Gabbard'ın ortaya koyduğu belgelerde, adı geçen laboratuvarların bir kısmında özellikle yüksek derecede tehlikeli ve kolayca yayılabilecek özelliklere sahip patojenler üzerinde ileri düzey araştırmalar yürütüldüğü belirtiliyor. Bilim dünyasında uzun süredir etik ve güvenlik boyutlarıyla tartışılan, mikroorganizmaların genetik yapısını değiştirerek daha güçlü hale getirmeyi amaçlayan 'işlev kazandırma' (gain-of-function) adı verilen deneylere de bu raporlarda özel olarak dikkat çekildiği ifade ediliyor. Bu tür çalışmaların potansiyel riskleri ve sonuçları konusunda uzmanlar arasında ciddi görüş ayrılıkları bulunuyor.

Raporda dikkat çeken ülkelerden biri de Ukrayna olarak öne çıkıyor. İddialara göre, ABD'nin destekleriyle kurulan veya mevcut operasyonlarını sürdüren kırkın üzerinde biyolojik araştırma tesisi Ukrayna topraklarında faaliyet gösteriyor. Bu laboratuvarlarda şarbon, Ebola, SARS, MERS gibi ölümcül hastalık etkenlerinin yanı sıra veba gibi son derece tehlikeli patojenler üzerinde kapsamlı araştırmalar yapıldığı öne sürülüyor. Özellikle Harkiv'de bulunan Deneysel ve Klinik Veterinerlik Enstitüsü'ne yapılan vurguda, bu tesiste riskli biyolojik materyallerin saklandığı, Sovyetler Birliği döneminden kalma araştırma programlarıyla bağlantılarının olduğu ve en önemlisi biyogüvenlik standartlarında ciddi eksiklikler tespit edildiği iddia ediliyor.

Yayımlanan belgeler, ABD'nin sadece bu laboratuvarlara mali destek sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda Ukraynalı bilim insanlarına ileri düzey biyogüvenlik eğitimleri verdiği ve bulaşıcı hastalıkların önlenmesi veya araştırılmasına yönelik projelere önemli miktarda kaynak aktardığı yönündeki iddiaları da güçlendiriyor. Kuş gribi gibi küresel çapta tehdit oluşturan yüksek riskli hastalıklar üzerine yürütülen çalışmaların da bu kapsamlı destek programları dahilinde yürütüldüğü belirtiliyor. Gabbard, geçmişteki ABD yönetimlerini ve bazı sağlık otoritelerini, Amerikan halkını bu laboratuvarların gerçek kapsamı ve faaliyetleri hakkında yeterince bilgilendirmemekle eleştiriyor. Pandemi sürecinde bu konuyu gündeme getirenlerin ise çeşitli ithamlarla karşı karşıya bırakıldığını savunuyor. Gabbard'ın görevinden ayrılma kararının eşinin sağlık sorunlarına dayandırıldığı belirtilse de, bazı çevreler dış politika konusundaki fikir ayrılıklarının da etkili olduğunu iddia ediyor. Bu iddialar ise henüz resmi makamlarca doğrulanmış değil.

Paylaş

İlgili Haberler