ABD ve İran Arasında Kritik Müzakereler: 60 Günlük Ateşkes ve Hürmüz Boğazı Açılıyor Mu?
Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasında uzun süredir devam eden diplomatik gerilimde önemli bir dönüm noktasına yaklaşıldığına dair işaretler belirdi. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, iki ülke arasında yakın bir gelecekte imzalanması beklenen bir mutabakat zaptı hakkında açıklamalarda bulundu. Bu anlaşmanın, mevcut ateşkes durumunu altmış gün daha uzatması ve stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nın tekrar erişime açılmasını kapsaması öngörülüyor. Müzakere heyetlerinin metin üzerinde büyük ölçüde uzlaşmaya vardığı, ancak anlaşmanın yürürlüğe girmesi için ABD Başkanı'nın son onayının beklendiği bilgiler arasında yer alıyor.
Başkan Yardımcısı Vance'in Perşembe günü yaptığı açıklamalar, uluslararası diplomasi çevrelerinde büyük yankı uyandırdı. Vance'e göre, taslak metin üzerinde yürütülen yoğun çalışmalar neticesinde, taraflar önemli bir anlaşma zemini bulmuş durumda. Bu anlaşmanın ana maddelerinden biri, bölgedeki gerginliği azaltma potansiyeli taşıyan mevcut ateşkesin 60 gün süreyle uzatılması olacak. Bununla birlikte, küresel deniz ticaretinin can damarlarından biri olan Hürmüz Boğazı'nın ticari gemi trafiğine yeniden açılması da anlaşmanın kritik unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Anlaşmanın bir diğer önemli boyutu ise, Tahran'ın nükleer faaliyetlerini sınırlamaya yönelik müzakerelerin başlatılması.
Bu potansiyel mutabakat, ABD yönetimi açısından önemli bir diplomatik başarı olarak değerlendiriliyor. Ancak, İran tarafından anlaşmanın imzalandığına dair henüz resmi ve net bir teyit gelmiş değil. Anlaşmanın yürürlüğe girmesi için en önemli şartlardan biri olarak görülen nükleer programın askıya alınması ve nükleer silah üretilmeyeceğine dair taahhütler, bu taslak metinde doğrudan yer almıyor; bunun yerine, bu konuların ilerleyen müzakere süreçlerine bırakıldığı belirtiliyor. Bu durum, anlaşmanın tam olarak ne gibi sonuçlar doğuracağı konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Daha önceki dönemlerde de ABD ve İran arasında benzer anlaşma girişimlerinin olduğu, ancak her defasında müzakerelerin tıkandığı biliniyor. ABD'li yetkililerin ve arabulucu konumundaki Pakistanlı yetkililerin verdikleri bilgilere göre, iki ülkenin müzakerecileri altmış günlük bir taslak metin üzerinde uzlaşma sağladı. İran tarafının imzaya hazır olduğunu arabulucular aracılığıyla ilettiği iddia edilirken, ABD'li yetkililer de bu bilgiyi doğruluyor. Nisan ayında Pakistan'ın başkenti İslamabad'da yapılan görüşmelerde ABD heyetine başkanlık eden Vance, mevcut ilerlemeden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Başkan'ın onay sürecinin zamanlamasını kestirmenin güç olduğunu ancak umutlu olduğunu belirtti. Vance, metindeki küçük yazım farklılıkları üzerinde çalışmaların sürdüğünü ve bu ilerlemenin devam etmesi halinde anlaşmanın Başkan tarafından onaylanabileceği bir noktaya gelinebileceğini ifade etti.
Müzakereciler, üzerinde uzlaşılan detayları ABD Başkanı'na sundu, ancak henüz resmi bir onay gelmedi. Başkan'ın konuyu değerlendirmek için birkaç günlük bir süre talep ettiği gelen bilgiler arasında. İran'a yakın kaynaklardan gelen haberlerde ise anlaşmanın henüz kesinleşmediği belirtiliyor. Ancak, üst düzey Amerikalı yetkililer, Başkan'ın imzaya yakın olduğunu ancak nihai kararını vermediğini aktarıyor. Başkan Trump'ın, arabulucu rolündeki Katar Emiri Şeyh Tamim Al Thani ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesi de bu süreci yakından takip ettiğini gösteriyor. Trump'ın karar verme sürecinde, İran'ın anlaşmadan geri adım atmayacağına dair kesinlik kazanma isteği ve İran iç siyasetindeki gelişmelerin nasıl şekilleneceğini gözlemleme arzusu gibi faktörlerin etkili olduğu düşünülüyor.