ABD'de Nükleer Tesis Yakınında Kronik Hastalıklar Artıyor: 60 Yıllık Kirliliğin Gölgesi
Amerika Birleşik Devletleri'nin Kaliforniya eyaletinde bulunan ve yaklaşık altmış yıl önce füze denemeleri ile nükleer testler için kullanılan Santa Susana Saha Laboratuvarı (SSFL) bölgesinde, çevresel kirliliğin halk sağlığı üzerindeki etkileri güncelliğini koruyor. 1959 yılında yaşanan kısmi reaktör erimesi gibi önemli kazaların meydana geldiği bu alan, aradan geçen uzun yıllara rağmen hala eyaletin en kirli bölgelerinden biri olarak anılıyor. Yapılan bilimsel araştırmalar, bu tesisin yakın çevresinde yaşayan sakinlerde kronik hastalıkların görülme sıklığında endişe verici bir artış olduğunu ortaya koyuyor.
Kaliforniya Üniversitesi Wrigley Çevre ve Sürdürülebilirlik Enstitüsü tarafından yürütülen ve Risk Analysis dergisinde yayımlanan kapsamlı bir çalışma, SSFL'nin 24 kilometrelik yarıçapı içinde ikamet eden 475 bölge sakininin sağlık durumunu mercek altına aldı. Araştırma ekibi, bu bölgede yaşayanların otoimmün hastalıklar, endokrin bozukluklar ve metabolik rahatsızlıklara yakalanma olasılığının, ulusal ortalamanın ve tesisden daha uzak yerlerde yaşayanların oranlarının çok üzerinde olduğunu belirledi. İlginç bir şekilde, araştırmaya katılanların büyük bir çoğunluğunun (yüzde 56'sı) yıllık gelirinin 100 bin Amerikan Doları'nın üzerinde olması, bu sağlık sorunlarının sosyoekonomik düzeyle doğrudan ilişkili olmadığını, aksine çevresel faktörlerin belirleyici olduğunu düşündürüyor.
Çalışmanın en çarpıcı bulgularından biri, tesis ile yerleşim yeri arasındaki mesafenin artan hastalık oranlarıyla doğrudan bir korelasyon göstermesi. Araştırmaya göre, nükleer test alanına en yakın konumda, yani 8 kilometre yarıçap içinde yaşayan sakinlerin yüzde 18'i otoimmün hastalıklardan muzdarip olduğunu belirtirken, bu oran tesisden 18 ila 24 kilometre uzakta yaşayanlarda sadece yüzde 4'e geriliyor. Benzer bir durum metabolik ve endokrin sistem bozuklukları için de geçerli; tesise 8 kilometre mesafede yaşayanlarda bu hastalıkların görülme sıklığı yüzde 15 iken, en uzak mesafedeki grupta bu oran yüzde 2 civarında seyrediyor. Bu veriler, kirliliğin kaynağına yakınlığın, kronik sağlık sorunları riskini önemli ölçüde artırdığını güçlü bir şekilde işaret ediyor.
Çalışmayı yöneten Jenna Blyler, elde edilen bulguların henüz kesin bir 'nedensellik' ilişkisini kanıtlamadığını vurgulayarak, anketin bireysel beyanlara dayandığını hatırlattı. Ancak, bu verilerin bölgedeki halk sağlığı riskleri konusunda ciddi bir alarm zili olduğunu ve hastalıkların şiddeti ile tekrarlama sıklığı gibi konularda daha ileri ve detaylı analizlerin yapılması gerektiğini belirtti. Bilim insanları ayrıca, bölgedeki artan kuraklık ve orman yangını tehlikelerinin, topraktaki radyoaktif ve kimyasal maddelerin daha geniş alanlara yayılma riskini artırabileceği uyarısında bulunuyor. Bu çevresel tehditlerin toplumsal sağlık üzerindeki uzun vadeli etkileri, gelecek araştırmalarla aydınlatılmaya devam edecek.