Almanya'nın Füze Araması: ABD Anlaşması İptal Olunca Neler Değişti?
Amerika Birleşik Devletleri'nin Almanya ile imzaladığı ve Tomahawk seyir füzelerinin konuşlandırılmasını içeren kritik bir savunma anlaşmasını tek taraflı olarak feshetmesi, Avrupa'nın güvenlik mimarisinde önemli sarsıntılara yol açtı. Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın, selefi Joe Biden döneminde varılan bu mutabakatı iptal etme kararı, özellikle Almanya'nın savunma stratejilerini kökten değiştirecek nitelikte. Bu gelişme, Başbakan Friedrich Merz ile Beyaz Saray arasındaki siyasi tansiyonun artmasıyla birlikte, Almanya'yı nükleer caydırıcılık yetenekleri açısından daha kırılgan bir konuma itti.
Almanya'nın mevcut güvenlik durumu giderek daha endişe verici bir hal alıyor. Rusya'nın stratejik Kaliningrad bölgesine konuşlandırdığı nükleer başlıklı İskender füzeleri, Berlin'i doğrudan tehdit edebilecek bir menzile ulaşmış durumda. Bu durum karşısında Alman ordusunun elindeki en etkili uzun menzilli silah olan Taurus füzelerinin menzili ise sadece 500 kilometre ile sınırlı kalıyor. Karşılaştırıldığında, iptal edilen anlaşma kapsamında yer alacak olan Tomahawk füzeleri, 2.500 kilometrelik etkili menzilleriyle Rusya'nın derinliklerindeki hedefleri dahi vurabilecek kapasiteye sahipti. Mevcut Taurus füzelerinin yetersiz menzili, Almanya'yı Rus tehdidine karşı daha savunmasız bırakıyor.
Beyaz Saray'ın bu ani ve radikal kararının ardında sadece siyasi gerilimlerin bulunmadığı, aynı zamanda ABD'nin kendi askeri stoklarının durumuyla ilgili lojistik zorunlulukların da etkili olduğu belirtiliyor. DW'nin analizlerine göre, özellikle İran ile yaşanan gerilimler sırasında ABD'nin füze stoklarında önemli bir erime yaşanması, Washington yönetimini önceliklerini yeniden gözden geçirmeye ve kendi ulusal güvenliğini daha ön plana çıkarmaya itti. Bu durum, Almanya'dan 5 bin Amerikan askerinin geri çekilmesi planıyla birleşince, Avrupa'nın savunma gücünde kayda değer bir zayıflama riski ortaya çıkıyor.
Bu stratejik boşluğu doldurmak amacıyla Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, rotasını Doğu'ya çevirmiş durumda. 11 Mayıs 2026'da Kiev'e yaptığı bir ziyaret sırasında bu konuya dikkat çeken Pistorius, çözümün uzun menzilli ve "Deep Strike" (Derin Vuruş) yeteneğine sahip insansız hava araçlarında (İHA) yattığını ima etti. Ukrayna'nın savaş alanında edindiği İHA tecrübesi ile Alman mühendislik bilgisinin bir araya gelmesiyle geliştirilecek bu yeni nesil silah sistemlerinin, Tomahawk füzelerinin yerini alabileceği düşünülüyor. Bu sistemler, Tomahawk'tan çok daha uygun maliyetli olmalarının yanı sıra, 1.500 kilometreye varan menzilleriyle de önemli bir caydırıcılık unsuru oluşturabilir. Ancak burada dikkat çekici bir çelişki bulunuyor: Almanya, daha önce Ukrayna'ya Taurus füzelerini göndermeyi reddetmişken, şimdi aynı Ukrayna ile birlikte çok daha uzun menzilli saldırı sistemleri geliştirme hazırlığı içinde.
Almanya, Avrupa ortaklarıyla birlikte yürüttüğü ELSA projesinin tamamlanmasını (2030'ların ortası) bekleyemeyecek kadar acil bir baskı altında. Uzmanlar, Rus füzeleri karşısındaki savunmasızlığın ancak hızlandırılmış yerli üretim süreçleriyle aşılabileceği konusunda ciddi uyarılarda bulunuyor. Bu durum, Almanya'nın savunma bağımsızlığını sağlamak adına milyarlarca euroluk yeni bir silahlanma hamlesine girişip girişmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor. Beyaz Saray ile Berlin arasındaki bu karmaşık diplomatik ve askeri süreç, Avrupa'nın mevcut askeri haritasını kalıcı olarak yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor.