Altın Piyasası Yeniden Hareketleniyor: Uzmanlar Yıl Sonu İçin Kritik Tahminlerde Bulundu
Küresel piyasalardaki belirsizlikler ve merkez bankalarının para politikaları, yatırımcıların gözdesi altının geleceğini şekillendiriyor. Petrol fiyatlarındaki artışlar, jeopolitik gerilimler ve küresel ekonomiye dair endişeler, altının ons fiyatında dalgalanmalara neden olurken, uzmanlar bu karmaşık tabloyu analiz ederek yatırımcılara yol gösteriyor. Altın ve Para Piyasaları Uzmanı Mehmet Ali Yıldırımtürk, yaptığı değerlendirmelerde, küresel merkez bankalarının faiz kararlarının, petrol fiyatlarının seyri ve uluslararası çatışmaların altın üzerindeki etkilerine ışık tuttu. Yıldırımtürk, özellikle ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz politikalarındaki belirsizliğe ve artan enerji maliyetlerinin piyasalara yansımasına dikkat çekti. Petrol fiyatlarının 100-108 dolar bandına ulaşmasının, bir ön alma faiz artışı beklentisi yarattığını ancak bunun yeni bir faiz artırım döngüsünün habercisi olmadığını savundu. Aralık ayında olası bir ek faiz artışı ihtimali konuşulsa da, bu zamana kadar piyasa koşullarının ve beklentilerin önemli ölçüde değişebileceği öngörüsünde bulundu. Ayrıca, ABD Senatosu yenileme seçimlerinin getireceği belirsizliğin de piyasaları etkileyebileceğini belirtti.
Yıldırımtürk, küresel çapta yaşanan çatışmaların ve artan jeopolitik risklerin altını destekleyen temel unsurlar olduğunu vurguladı. ABD ile İran arasındaki gerilim, Hürmüz Boğazı'ndaki olası nakliye aksaklıkları ve Rusya-Ukrayna arasındaki devam eden savaş gibi faktörlerin, altının güvenli liman özelliğini pekiştirdiğini ifade etti. Tırmanan petrol fiyatlarının enflasyonist baskıları artıracağı ve bunun Avrupa Merkez Bankası (ECB), İngiltere Merkez Bankası ve Japonya Merkez Bankası gibi kuruluşların faiz politikalarına yansıyacağı öngörüsünde bulundu. Küresel piyasalarda genel olarak beklentilerin fiyatlanıp, gerçekleşen verilerin satışa dönüştüğü bir dönemden geçildiğini belirten Yıldırımtürk, bu durumun altın fiyatlarının tekrar yukarı yönlü bir ivme kazanmasına zemin hazırladığını aktardı.
Ons altındaki teknik seviyeler hakkında detaylı bilgiler veren Mehmet Ali Yıldırımtürk, fiyatların 4.235 dolara kadar geri çekilmesinin ardından yeniden 4.300 dolar üzerine tırmandığını ve haftayı 4.378 dolar seviyesinden kapattığını belirtti. Önümüzdeki haftalarda 4.400 dolar direncini aşması durumunda, ilk etapta 4.485 ve 4.500 dolar seviyelerinin hedefleneceğini söyledi. Yıldırımtürk, yıl sonu itibarıyla ons altında 4.700 ila 5.000 dolar aralığında bir seviyeye ulaşılacağı yönündeki tahminini paylaştı. Borsa ve fon piyasalarındaki sert dalgalanmalar ve yaşanan kayıpların ardından, küçük yatırımcının birikimlerini koruma arayışına gireceğini ve bu doğrultuda yeniden altına yöneleceğini öngördü. Dolar/TL kurunda Merkez Bankası'nın kararlı duruşuna rağmen yıl sonu beklentilerinin 51-55 lira bandına revize edilmesinin, altın fiyatları üzerinde çarpan etkisi yaratacağını dile getirdi. Kısa vadeli yüksek faiz ve fon getirilerine odaklanan yatırımcıların yanıldığını belirten Yıldırımtürk, altının kısa vadede yüksek getiri sağlamadığını, ancak 2 ila 5 yıllık süreçte önemli ölçüde değer kazandığını ifade etti. Merkez Bankası'nın olası faiz indirimlerinin, fonlardan çıkan paranın tekrar altına yönelmesine neden olacağını sözlerine ekledi.
İç piyasadaki altın fiyatları ile uluslararası piyasa arasındaki fiyat farkına da değinen Yıldırımtürk, daha önce uygulanan ithalat kotaları nedeniyle iç piyasanın kilogram başına binlerce dolar daha pahalı olduğunu ancak mevcut durumda bu dinamiğin tersine döndüğünü belirtti. Şu anda iç piyasanın uluslararası piyasaya göre yaklaşık 1.000 dolar daha ucuz seyrettiğini açıklayan Yıldırımtürk, sektör temsilcisi olarak hükümete altın ithalatındaki kotaların kaldırılması yönünde çağrıda bulundu. Bu kotaların kaldırılmasının sektörü canlandıracağını, üretimi ve önemli ölçüde düşüş gösteren mücevher ihracatını artırarak ekonomiye katkı sağlayacağını vurguladı. Talep artışıyla birlikte iç ve dış piyasa arasındaki pozitif fiyat farkının yeniden 1.000-1.500 dolar seviyelerine yükselebileceğini öngördü. Gümüş piyasası hakkında da değerlendirmelerde bulunan Yıldırımtürk, endüstriyel metaller tarafında, özellikle güneş paneli üretiminde gümüş yerine bakır bazlı alternatiflerin denenmesinin gümüşün hızını yavaşlattığını belirtti. Gümüşün tek başına değil, altının hareketlerine paralel bir yükseliş trendi izleyeceğini tahmin eden Yıldırımtürk, şu anki 66 dolar ons seviyesindeki gümüşün sırasıyla 70, 72, 75 ve 80 dolar seviyelerini görebileceğini, eğer altın 5.000 dolar seviyesine ulaşırsa gümüşün de 90-100 dolar bandına yükselebileceğini söyledi. Bakırın ise bireysel bir yatırım aracı olmadığını, endüstriyel niteliği nedeniyle bu alanda yatırım yapanların ciddi kayıplar yaşayabileceğini ekledi. Yatırımcılara seslenen Yıldırımtürk, tüm birikimlerin tek bir yatırım aracına yönlendirilmemesi gerektiğini, dengeli bir portföy oluşturulmasının önemini vurguladı. İdeal bir portföy dağılımı önerisinde bulunarak, sermayenin yaklaşık %40'ının altında tutulabileceğini, kalan kısmın ise hisse senetleri, Eurobond gibi döviz cinsinden tahviller ve yüksek faiz ortamında fırsatları değerlendirmek üzere bir miktar nakit (likidite) olarak ayrılmasını tavsiye etti. Bu çeşitlendirmenin, olası piyasa düşüşlerinde likiditeyi kullanarak daha uygun fiyatlardan altın veya diğer yatırım araçlarına yönelme imkanı sunacağını belirtti ve yatırımcıları "yumurtaları aynı sepete koymamaları" konusunda uyardı.