Antik İskenderiye Feneri'nin İzleri Denizden Çıktı: Eşsiz Mühür Yüzüğü Bulundu
Dünya

Antik İskenderiye Feneri'nin İzleri Denizden Çıktı: Eşsiz Mühür Yüzüğü Bulundu

4

Mısır'ın tarihi İskenderiye kentinin sular altında kalan bölgelerinde yürütülen titiz arkeolojik çalışmalar, Antik Çağ'ın en görkemli yapılarından biri olan İskenderiye Feneri'ne dair heyecan verici bir buluntuyu gün yüzüne çıkardı. Kentin Doğu Limanı'nda, günümüzde Akdeniz'in derinliklerinde yer alan Antirhodos Adası çevresinde yapılan araştırmalarda, üzerinde ünlü fenerin tasvirinin bulunduğu bronz bir mühür yüzüğü bulundu. Bu keşif, arkeoloji dünyasında büyük yankı uyandırdı zira bu, kayıp harikanın bir mühür yüzüğü üzerinde görüldüğü bilinen ilk ve tek örnek olarak kayıtlara geçti. Avrupa Sualtı Arkeolojisi Enstitüsü ve Mısır Sualtı Arkeolojisi Genel Müdürlüğü'nün ortaklaşa yürüttüğü bu önemli proje, Antirhodos'un geçmişte kentin kraliyet merkezinin bir parçası olduğunu ve önemli saray yapılarına ev sahipliği yaptığını ortaya koyuyor.

Deniz tabanından özenle çıkarılan bu eşsiz bronz yüzük, üzerindeki ince işçilikle dikkat çekiyor. Yüzükte yer alan kabartma, İskenderiye Feneri'nin o dönemdeki görünümüne dair ipuçları sunuyor. Mısır Yüksek Eski Eserler Konseyi Genel Sekreteri Hisham El Leithy, bu buluntunun önemini vurgulayarak, bu fener tasvirini taşıyan bilinen ilk mühür yüzüğü olduğunu belirtti. Yapılan incelemelerde, yüzük üzerindeki fener tasvirinin, yaklaşık MS 2. yüzyıla tarihlenen bazı sikkelerde rastlanan fener betimlemeleriyle güçlü benzerlikler taşıdığı tespit edildi. Bu paralellik, yüzüğün de yaklaşık olarak aynı döneme, yani MS 2. yüzyıla ait olabileceği ihtimalini güçlendiriyor. Bu tür küçük objeler, dönemin günlük yaşamı, sanatı ve sembolizmi hakkında paha biçilmez bilgiler barındırır.

Buluntunun ortaya çıktığı Antirhodos Adası'nın konumu da tarihçiler için ayrı bir önem taşıyor. Antik coğrafyacı Strabon'un MÖ 29 ile 25 yılları arasındaki Mısır ziyaretinde tarif ettiği saray bölgesinin bu adada yer aldığı biliniyor. Yüzüğün bu saray kalıntılarının yakınında bulunması, bölgenin sadece antik dönemde değil, daha sonraki yüzyıllarda da idari ve yönetimsel işlevlerini sürdürmeye devam etmiş olabileceğine işaret ediyor. Mısırlı yetkililer, bu bölgedeki arkeolojik faaliyetlerin, belki de bizzat İskenderiye Feneri'nin idaresi veya liman güvenliği ile ilgili görevlerle bağlantılı olabileceği olasılığını da değerlendiriyor. Bu, fenerin sadece bir yapı olmanın ötesinde, kentin denizcilik ve ticari hayatında ne denli merkezi bir rol oynadığını gösteriyor.

Doğu Limanı'ndaki su altı çalışmaları, sadece bu dikkat çekici mühür yüzüğü ile sınırlı kalmadı. Dört farklı kazı noktasında gerçekleştirilen araştırmalar sonucunda, MÖ 4. yüzyıldan MS 4. yüzyıla kadar uzanan geniş bir zaman dilimine ait çok sayıda arkeolojik materyal gün yüzüne çıkarıldı. Bu buluntular arasında çeşitli seramik parçaları, amforalar, dönemin kullanımına ait şişeler, kandiller, sofra kapları ve cam objeler yer alıyor. Bu geniş yelpazedeki buluntular, İskenderiye'nin Antik Çağ boyunca ne kadar canlı ve çeşitli bir kültürel ve ticari merkeze sahip olduğunu kanıtlar nitelikte. İskenderiye Feneri'nin kendisi ise MÖ 3. yüzyılda inşa edilmiş ve yüzyıllarca Akdeniz'de seyreden gemilere yol göstermişti. Ancak zamanla meydana gelen yıkıcı depremler sonucunda yapının büyük bir kısmı ayakta kalamadı ve günümüze ulaşamadı. Deniz tabanından çıkarılan bu küçük bronz yüzük, günümüzde var olmayan bu muazzam yapının antik dönemlerde nasıl anıldığını ve tasvir edildiğini gösteren somut bir arkeolojik kanıt olarak tarihteki yerini aldı.

Paylaş

İlgili Haberler