Antik Kentte Şaşırtıcı Hazine: İki Duvar Arasında Altın ve Mücevher Bulundu
İsrail'in tarihi dokusuyla öne çıkan bölgelerinden birinde, arkeolojik kazı çalışmaları sırasında inanılmaz bir keşif yapıldı. Celile Denizi'nin doğusunda yer alan antik Hippos kentinde yürütülen uzun soluklu kazılarda, Geç Bizans dönemine ait olduğu düşünülen, paha biçilmez değerde bir hazine gün yüzüne çıkarıldı. Tarihi duvarların arasında gizlenmiş, torbalar dolusu altın sikke ve birbirinden değerli mücevher parçaları, arkeoloji dünyasında büyük heyecan yarattı.
2000 yılından bu yana kesintisiz devam eden kazı faaliyetleri kapsamında, metal dedektörleri kullanılarak yapılan taramalarda dikkat çekici bir sinyal alındı. Kazı ekibinden metal dedektörü operatörü Edie Lipsman'ın çalışmaları sonucu, iki antik duvar arasındaki büyük bir taşın altında olağanüstü bir buluntu olduğu anlaşıldı. Titiz bir çalışmayla yerinden oynatılan taşın altından çıkan bir kumaş kesenin içinde, birbirinden değerli 97 adet saf altın sikke ve çok sayıda mücevher parçası bulundu. Bu keşif, bölgede bulunan en büyük Bizans dönemi altın definelerinden biri olarak kayıtlara geçti.
Arkeologlar tarafından yapılan ön incelemeler, hazinenin M.S. 500'lü yılların başındaki İmparator I. Justin döneminden başlayıp, M.S. 610'lu yılların başındaki İmparator Herakleios dönemine kadar uzanan yaklaşık bir asırlık bir zaman dilimine ait olduğunu gösteriyor. Define içerisinde, o dönemde önemli ödemelerde kullanılan ve tam, yarım ile üçte bir altın para birimleri olan solidi, semisses ve tremisses gibi sikkeler yer alıyor. Özellikle, M.S. 610 yılında İmparator Herakleios'un tahta çıkışını sağlayan isyan sırasında Kıbrıs'ta basılmış bir tremissis sikkesinin bulunması, tarihsel açıdan büyük önem taşıyor. Sikkelerin yanı sıra, inci ve yarı değerli taşlarla süslenmiş altın küpe parçaları ile cam kakmalar da defineyi zenginleştiren diğer unsurlar arasında bulunuyor. Bazı altın sikkelerin üzerinde kumaş liflerinin kalıntılarına rastlanması, bunların bir keseye konulduğu bilgisini destekliyor.
Arkeolojik veriler ve tarihi kayıtlar ışığında yapılan değerlendirmeler, bu değerli hazinenin M.S. 614 yılında Sasani İmparatorluğu ordularının Bizans Filistin'ine yönelik gerçekleştirdiği büyük istila sırasında toprağa gizlendiğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, o dönemde yaşanan yoğun savaş ortamı ve siyasi belirsizlikler nedeniyle bölge halkının varlıklarını güvence altına almak amacıyla bu tür gizleme yöntemlerine başvurduğunu belirtiyor. Hazineyi gömen kişilerin, yaşanan karmaşa ve tehlikeler nedeniyle geri dönüp eşyalarını alamamış olması, bu önemli buluntunun günümüze kadar ulaşmasını sağlamış görünüyor. Bu keşif, sadece dönemin ekonomik yapısını değil, aynı zamanda toplumsal yaşamı ve savaşların etkilerini anlamak açısından da paha biçilmez bir kaynak niteliği taşıyor.