Arkeolojik Kazıda Tarihi Değiştiren Keşif: 9. Yüzyıl Toplu Mezarı Bulundu
Cambridge Üniversitesi'nde öğrenim gören arkeoloji öğrencileri, eğitimlerinin bir parçası olarak gerçekleştirdikleri saha çalışması sırasında tarihin akışını değiştirecek nitelikte önemli bir keşfe imza attılar. Şehir merkezinin birkaç kilometre dışındaki Wandlebury bölgesinde yürütülen kazı çalışmaları, başlangıçta sıradan bir akademik etkinlik olarak planlanmışken, beklenmedik bir şekilde 9. yüzyıla ait olduğu düşünülen gizemli bir toplu mezarın ortaya çıkmasıyla bambaşka bir boyut kazandı. Bu keşif, bölgedeki tarihi olaylara ışık tutacak önemli ipuçları barındırıyor.
Kazı ekibinde yer alan genç arkeologlardan Olivia Courtney, yaşadıkları heyecanı ve şaşkınlığı dile getirerek, "Kazı alanında bulduğumuz ilk kalıntı insan iskeletleriydi. Bu ana kadar en dikkat çekici buluntumuz 1960'lardan kalma bir şekerleme ambalajıydı. Daha önce hiç insan kalıntısı bulmamıştım. Bin yıldan fazla zaman aralığına sahip bu insanlarla kendimi hem çok yakın hem de çok uzak hissettim," şeklinde konuştu. Bu sözler, keşfin duygusal ve tarihi boyutunu gözler önüne seriyor.
Toplu mezarda yapılan ilk incelemelerde, en az 10 bireye ait olduğu tahmin edilen kemik kalıntılarına rastlandı. Ancak bu kalıntılar arasında öne çıkan bir birey, tüm dikkatleri üzerine çekti. Yaklaşık 17 ila 24 yaşları arasında olduğu belirlenen bir gencin boyunun 1 metre 95 santimetre olduğu saptandı. Dönemin ortalama erkek boyunun 1.67 metre olduğu göz önüne alındığında, bu genç o çağ için adeta bir "dev" olarak nitelendiriliyordu. Bu olağanüstü uzunluğun yanı sıra, gencin kafatasında yaklaşık 2.5 santimetre çapında, kasıtlı olarak açılmış bir delik tespit edildi. Uzmanlar, bu deliğin antik dönemde uygulanan ve "trepanasyon" olarak bilinen bir tür kafatası delme ameliyatı olduğunu belirlediler.
Duckworth Koleksiyonu Küratörü Trish Biers, bu ilginç tıbbi bulguyu açıklayarak, "Bu bireyin, hipofiz bezini etkileyen ve aşırı büyüme hormonu salgılanmasına neden olan bir tümöre sahip olma ihtimali yüksek. Bu durum, uzuv kemiklerinin uzun yapısından anlaşılıyor. Beyindeki bu tür bir tümör, kafatası içinde ciddi bir basınca ve şiddetli baş ağrılarına yol açardı. Kafatasında açılan delik, muhtemelen bu baskıyı azaltmak ve migren ağrılarını hafifletmek amacıyla gerçekleştirilmiş antik bir cerrahi müdahaledir," dedi. Wandlebury'deki bu toplu mezar, sadece bireysel farklılıkları değil, aynı zamanda dönemin vahşetini de gözler önüne seriyor. Mezar alanında bulunan cesetlerin tamamının genç erkeklere ait olması ve kalıntıların parçalanmış, üst üste yığılmış şekilde bulunması, buranın aceleyle doldurulmuş bir toplu mezar olduğunu gösteriyor. Bazı iskeletlerin birbirine bağlanmış pozisyonda olması ve bir erkeğin çene kemiğindeki kesik izlerinin kafasının kesildiğini kanıtlaması, bu bireylerin bir savaşın ardından ya da toplu bir infaz sonucu hiçbir ritüel uygulanmadan gömüldüğünü düşündürüyor.
Üniversiteden Oscar Aldred, bu vahim tablonun ardında yatan olası nedenleri sıraladı. İlk olasılık, bu kişilerin askeri bir cezanın kurbanı olması ve Wandlebury'nin o dönemde bir infaz veya toplanma alanı olarak kullanılmış olması. İkinci ve daha çarpıcı olasılık ise, kopuk uzuvların düşmanlara gözdağı vermek amacıyla "savaş ganimeti" olarak sergilenmiş olması. Bu parçaların çürümeye başladıkça toplu mezara atıldığı tahmin ediliyor. Keşfin yapıldığı Cambridge çevresi, 8. yüzyılın sonlarında Sakson krallığı Mercia ile Doğu Anglia arasındaki sınır çatışmalarının yoğun yaşandığı bir bölgeydi. Yaklaşık 874 yılında bölgeye hakim olan Vikinglerin şehri yağmalaması ve tüm alanın Viking kontrolündeki Doğu Anglia'ya bağlanması da bu tarihi karmaşayı pekiştiriyor. Arkeologlar, mezardaki parçalanmış bedenlerin neredeyse tamamen çürümüş olması ve "dağılma eğiliminde" olması gerçeğinin, Saksonlar ve Vikingler arasındaki uzun süren çatışmaların acı bir sonucu olduğunu doğruluyor.