Askere Gidenler Dikkat: Revire Koşan Erlerin Yüzde 90'ı Şok Ettı
Milli Savunma Bakanlığı'ndan gelen son açıklamalar, askeri birliklerdeki sağlık hizmetlerine dair önemli soruları beraberinde getirdi. Özellikle bir askerin eğitim sırasında geçirdiği rahatsızlık sonucu hayatını kaybetmesinin ardından gelen bu açıklamalar, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Bakan Yaşar Güler tarafından yapılan bir bilgilendirme, askeriye içerisindeki revir başvurularının olağanüstü boyutlarda olduğunu ortaya koydu. Buna göre, bir askeri birlikte görev yapan erbaş ve erlerin neredeyse tamamına yakınının, yani yaklaşık yüzde 90'ının revire başvurduğu belirtildi. Bu durum, askerlerin genel sağlık durumları ve birliklerdeki hijyen koşulları hakkında ciddi endişelere yol açtı.
Bu dikkat çekici oranın, geçtiğimiz günlerde Yalova'da bir askeri öğrencinin eğitim esnasında güneş çarpması sonucu yaşamını yitirmesi olayının hemen ardından gelmesi, olayın vahametini daha da artırdı. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in, hayatını kaybeden 28 yaşındaki Doğuş Caner Tüfekçi ile ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Çanakkale Milletvekili Özgür Ceylan'ın sunduğu soru önergesine verdiği yanıt, bu konunun daha derinlemesine incelenmesini gerektirdi. Bakanlığın yanıtında, Tüfekçi'nin bulunduğu birlikteki erbaş ve erlerin yaklaşık yüzde 90'ının revire müracaat ettiği bilgisi yer alırken, hastaneye sevki gerekenlerin ise usulüne uygun olarak sevk edildiği iddia edildi.
Bakanlığın bu açıklaması, "Doğuş Caner Tüfekçi neden hastaneye sevk edilmedi?" sorusunu yeniden alevlendirdi. Askerlik görevi sırasında zatürreye yakalandığı ve tedavi sürecinde ihmaller yaşandığı iddiaları bulunan Tüfekçi'nin, revire başvuranların büyük çoğunluğunun aksine neden hastaneye gönderilmediği sorusu yanıt bekliyor. Sosyal medya platformlarında ve genel kamuoyunda dile getirilen yorumlarda, bir askeri birlikte görev yapan personelin bu denli yüksek bir oranda revire başvurmasının sıradan bir durum olmadığı, altında yatan daha ciddi nedenlerin olabileceği vurgulandı. Bu durum, askeri birliklerdeki sağlık protokollerinin ve acil müdahale mekanizmalarının etkinliği hakkında da soru işaretleri oluşturdu.
Bu gelişmelerin ardından, askeri birliklerdeki sağlık hizmetlerinin kalitesi ve mevcut durumunun detaylı bir şekilde gözden geçirilmesi gerektiği yönünde güçlü bir talep oluştu. Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın daha önce Doğuş Caner Tüfekçi olayıyla ilgili olarak "gerekçe göstermeksizin" soruşturma izni vermemesi de kamuoyunda büyük tepki çekmişti. Bu tür olayların tekrar yaşanmaması ve askerlerin sağlıklarının en üst düzeyde korunması için şeffaf bir denetim ve iyileştirme sürecinin başlatılması büyük önem taşıyor. Askerlerin sağlığının korunması, hem ulusal güvenlik hem de insani bir sorumluluk gereğidir.