Avusturya'da Tarım Arazisinin Altından Binlerce Yıllık Antik Şehir Çıktı
Dünya

Avusturya'da Tarım Arazisinin Altından Binlerce Yıllık Antik Şehir Çıktı

3

Avusturya'nın Stein, St. Pantaleon-Erla bölgesinde, göz kamaştırıcı bir arkeolojik keşif gün yüzüne çıktı. Yıllardır gözlerden uzak, tarım arazilerinin derinliklerinde saklı kalmış devasa bir antik yerleşimin varlığı, modern teknoloji sayesinde ortaya çıkarıldı. Yaklaşık iki bin yıl öncesine, Milattan Sonra 80 civarına tarihlenen bu geniş alan, düzenli sokakları, yapı kalıntıları ve dikkat çekici bir amfitiyatrosuyla geçmişin izlerini taşıyor. Toprağın altına gizlenmiş bu antik dünyanın sırları, arkeologları heyecanlandıran yeni bulgularla aydınlanıyor.

Yapılan jeofizik ölçümler ve hava görüntüleme teknikleri kullanılarak, toprağı kazmaya gerek kalmadan yerleşimin detaylı bir planı çıkarıldı. Bu planlama, yaklaşık 25 ila 30 hektarlık geniş bir alana yayılan yerleşimin, özenle tasarlanmış sokakları ve yapı adalarıyla belirli bir düzen içinde inşa edildiğini gözler önüne seriyor. Bu ölçüde planlı bir yerleşimin varlığı, bölgenin o dönemde önemli bir idari veya ticari merkez olduğunu düşündürüyor. Keşif ekibi, bu teknolojik yöntemlerle elde edilen verileri kullanarak, geçmişteki yaşamın izlerini sürmeye devam ediyor.

Keşfin en çarpıcı unsurlarından biri, yaklaşık 8 bin kişiyi ağırlayabilecek kapasitede olduğu tahmin edilen devasa amfitiyatro. Bu büyüklükteki bir yapının varlığı, yerleşimin sosyal ve kültürel yaşamının ne denli canlı olduğuna işaret ediyor. Amfitiyatronun yanı sıra, hemen yakınında bulunan ve yalnızca 500 civarında askeri barındırabildiği düşünülen bir askeri kalenin varlığı da dikkat çekici. Bu stratejik askeri varlık ile 30 hektara yaklaşan planlı sivil yerleşim ve devasa amfitiyatronun bir arada bulunması, bölgenin askeri ve sivil yaşamın iç içe geçtiği önemli bir merkez olduğunu gösteriyor.

Yerleşimin dış çevresinde yapılan incelemelerde, geniş mezarlık alanları ve büyük mezar höyükleri de tespit edildi. Bazı mezarların anıtsal boyutları, bu antik şehirde sadece sıradan vatandaşların değil, aynı zamanda yüksek statülü ve varlıklı kişilerin de ikamet etmiş olabileceği ihtimalini güçlendiriyor. Yerleşimin yaklaşık Milattan Sonra 180 civarında terk edildiği düşünülüyor. Ancak, bölgede büyük bir yıkıma veya yanmaya işaret eden herhangi bir bulguya rastlanmaması, terk edilme nedeninin farklı bir sebebe dayanıyor olabileceği fikrini ortaya atıyor. Araştırmacılar, bu gizemli ayrılığın ardındaki nedenleri ve yerleşimin kesin kimliğini aydınlatmak için çalışmalarını sürdürüyor. Antik coğrafyacı Klaudios Ptolemaios'un kayıtlarında geçen Claudivium yerleşimiyle olası bir bağlantı üzerinde durulsa da, bu teoriyi kesinleştirecek somut kanıtlar henüz elde edilemedi.

Paylaş

İlgili Haberler