AYM'den Tayfun Kahraman Davasında Kritik Karar: Yeniden Yargılama ve Tazminat
Gündem

AYM'den Tayfun Kahraman Davasında Kritik Karar: Yeniden Yargılama ve Tazminat

1

Anayasa Mahkemesi (AYM), daha önce verdiği ihlal kararını uygulamayan alt derece mahkemesinin tutumunu hak ihlali olarak değerlendirdi. Bu kapsamda, Tayfun Kahraman'ın adil yargılanma ve bireysel başvuru haklarının kısıtlandığına hükmeden Yüksek Mahkeme, AYM kararlarının mutlak bağlayıcılığını bir kez daha vurguladı. Daha önceki ihlal kararının gereğinin yerine getirilmesi ve Kahraman'ın mağduriyetinin giderilmesi amacıyla dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine ve Kahraman'a 100 bin Türk Lirası tutarında manevi tazminat ödenmesine karar verildi.

Anayasa Mahkemesi'nin Tayfun Kahraman'ın yaptığı ikinci bireysel başvuruyu ele aldığı ve 2 Nisan 2026 tarihinde aldığı kararın, 6 Ekim tarihli Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla kamuoyuna duyurulduğu belirtildi. Yüksek Mahkeme, daha önceki kararında da yargılama sürecindeki usule ilişkin güvencelerin ihlal edilmesinin, yargılamanın adaletini genel anlamda zedelediğini ve bu durumun sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması gerektiğini ifade etmişti. Ancak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin bu talebi reddetmesi üzerine AYM, söz konusu mahkemenin tutumunu eleştirdi. Mahkeme, ilk derece mahkemesinin AYM'nin ihlal kararını bir yetki gaspı olarak görmesini ve kararlarına uymamasını, demokratik ve anayasal bir hukuk düzeninde kabul edilemez bir durum olarak niteledi.

Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru sisteminin işleyişi ve mahkemelerin görev ile yetki sınırlarının, alt derece mahkemeleri tarafından yeniden tanımlanamayacağını kesin bir dille ifade etti. Kararda, Anayasa Mahkemesi'nin görev ve yetkilerinin yalnızca anayasa koyucu tarafından belirlenebileceği, hiçbir mahkemenin bu yetki alanını kendi yorumlarıyla değiştiremeyeceği belirtildi. Anayasa'nın bireysel başvuru yoluyla temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarını inceleme görevini Anayasa Mahkemesi'ne verdiğini hatırlatan Yüksek Mahkeme, kamu gücü kullanan yargı organlarının kesinleşmiş kararlarına karşı bireylerin temel haklarının korunması adına bu incelemenin hayati önem taşıdığını vurguladı. Bu bağlamda, alt derece mahkemelerinin Anayasa Mahkemesi'nin kararlarını kanun yolu incelemesi olarak değerlendirmesinin de mümkün olmadığı, zira AYM'nin yaptığı incelemenin olağan kanun yollarından farklı bir nitelik taşıdığı ifade edildi.

Anayasa'nın 153. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı ilkesinin hiçbir istisnası bulunmadığını kesin bir dille belirten Yüksek Mahkeme, bu hüküm gereğince tüm mahkemelerin ve kamu gücü kullanan diğer tüm devlet organlarının Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamakla yükümlü olduğunu hatırlattı. Hiçbir organın, AYM kararlarını uygulamaktan kaçınma veya gereğini yerine getirmeme gibi bir yetkisinin bulunmadığı vurgulandı. Mahkemeler, AYM'nin yetki alanını aştığı gerekçesiyle kararların bağlayıcılığını sorgulayamazlar. Böyle bir sorgulama, hukuk devletinin temelini sarsar ve her türlü mahkeme kararının muhatapları tarafından tartışmaya açılmasına yol açarak kaos yaratır. AYM, bu tür bir tutumun hukuk devletini işlevsiz hale getireceğini belirtti.

AYM, Tayfun Kahraman'ın ilk başvurusunda ortaya konulan temel soruna da değinerek, mahkumiyete esas alınan deliller ile isnat edilen suç arasında yeterli ve somut bir bağın kurulamadığını tespit etti. Yüksek Mahkeme, bu tür bir değerlendirmenin kendisi tarafından değil, yargılamayı yapan derece mahkemesi tarafından, yeterli gerekçelerle yapılması gerektiğini belirtti. AYM'nin görevinin, hangi delilin hükme esas alınabileceği veya alınamayacağı konusunda doğrudan bir belirleme yapmak olmadığını, aksine, mahkumiyet hükmüne dayanak gösterilen deliller ile isnat edilen suçun unsurları arasındaki somut ilişkinin, yeterli bir gerekçeyle ortaya konulup konulmadığını denetlemek olduğunu açıkladı. Bu denetim sonucunda somut bağın yeterli gerekçeyle kurulamadığı tespit edildiğinde hak ihlali kararı verildiğini ifade etti.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararına rağmen yeniden yargılama başlatmamasının, hem bireysel başvuru hakkını hem de adil yargılanma hakkını ihlal ettiği sonucuna varan AYM, bu tutumun yasal ve anayasal bir zorunluluk olan yeniden yargılama işlemlerini engellediğini belirtti. Anayasa'nın açık hükümlerine ve bireysel başvurunun amacına aykırı bir şekilde AYM kararının uygulanmasının reddedilmesi ve ihlalin giderilmemesi, anayasa koyucunun iradesine aykırı bir durum oluşturmaktadır. Bu nedenle, mahkemenin bu tavrı, başvurucunun bireysel başvuru hakkını ihlal etmiştir. Aynı zamanda, yeniden yargılama yapılmaması, başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının da sürekli olarak ihlal edilmesine neden olmaktadır.

Anayasa Mahkemesi, tüm bu ihlallerin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla kararın yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verdi. Ayrıca, Tayfun Kahraman'a 100 bin Türk Lirası tutarında manevi tazminat ödenmesine ve yargılama giderleri olan 45 bin 64 lira 40 kuruşun da karşılanmasına hükmetti. Kararın bir örneğinin, ilgili hukuki süreçlerin takibi ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla Adalet Bakanlığı ile Hâkimler ve Savcılar Kuruluna gönderilmesi de kararlaştırıldı. AYM'nin bu kararı, bireysel başvuru hakkının ihlal edildiğine oy birliğiyle, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ise oy çokluğuyla varıldığı kaydedildi.

Paylaş

İlgili Haberler