AYM'den Tayfun Kahraman'a Yeniden Yargılanma ve Tazminat Kararı
Anayasa Mahkemesi (AYM), Tayfun Kahraman'ın yaptığı bireysel başvuruda, alt derece mahkemesinin önceki ihlal kararına uymamasının hak ihlali olduğuna karar verdi. Bu kararla birlikte Kahraman'ın adil yargılanma ve bireysel başvuru haklarının çiğnendiği tespit edildi. Yüksek Mahkeme, Anayasa Mahkemesi kararlarının mutlak bağlayıcılığını bir kez daha vurgulayarak, yaşanan ihlallerin giderilmesi ve yeniden yargılama yapılması gerekliliğini belirtti. Bu doğrultuda dosya, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne geri gönderildi.
AYM'nin Tayfun Kahraman'ın ikinci bireysel başvurusuna ilişkin aldığı karar, 2 Nisan 2026 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girdi. Kararda, daha önce verilen ihlal kararının ardından yargılamada usule ilişkin güvencelerin ihlal edildiği ve bunun yargılamanın hakkaniyetini bütünsel olarak zedelediği ifade edildi. Bu nedenle ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması gerektiği hatırlatıldı. Ancak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin bu talebi reddetmesi üzerine AYM, bu durumu detaylı bir şekilde değerlendirdi.
Yüksek Mahkeme, ilk derece mahkemesinin AYM'nin ihlal kararını bir 'yetki gaspı' olarak nitelendirmesini ve kararlarına uymamasını kabul edilemez buldu. Kararda, demokratik ve anayasal bir hukuk düzeninde hiçbir yargı merciinin, Anayasa Mahkemesi'nin yetki ve görev alanını kendiliğinden yeniden tanımlayamayacağı belirtildi. AYM'nin bireysel başvuru sistemindeki görev ve yetki sınırlarının, herhangi bir derece mahkemesinin yorumuyla değiştirilemeyeceği kesin bir dille ifade edildi. Anayasa'nın kendisinin bu yetkiyi bizzat Anayasa Mahkemesi'ne verdiğinin altı çizildi. Kamu gücü kullanan yargı organlarının, Anayasa ve temel haklar güvencesi altındaki bireylerin iddialarını inceleme görevinin, anayasa koyucu tarafından AYM'ye verildiği vurgulandı.
AYM, ilk derece mahkemesinin AYM'nin ihlal kararını bir 'kanun yolu incelemesi' olarak değerlendirmesini de kesinlikle reddetti. Kararda, Anayasa Mahkemesi'nin temel hak ve özgürlükler kapsamında yaptığı incelemenin, bir üst mahkemenin kanun yolu denetimi gibi görülemeyeceği belirtildi. Böyle bir yorumun, Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruları inceleme ve karara bağlama görevini işlevsiz hale getireceği ifade edildi. Anayasa'nın 153. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan 'Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hükmün hiçbir istisnası bulunmadığı' bir kez daha hatırlatıldı. Bu hüküm gereği, mahkemelerin ve kamu gücü kullanan diğer tüm kurumların, Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamaktan kaçınma yetkisinin olmadığı belirtildi. Derece mahkemelerinin, AYM kararlarının bağlayıcılığını tartışmaya açmasının, hukuk devletinin temel ilkelerini zedeleyeceği ve her kademedeki mahkeme kararının muhatapları tarafından sorgulanmasına yol açarak kaosa neden olacağı uyarısı yapıldı.
Kararda ayrıca, Tayfun Kahraman'ın ilk başvurusunda verilen ihlal kararının esasına ilişkin de önemli tespitlerde bulunuldu. Mahkumiyete esas alınan deliller ile isnat edilen suç arasındaki somut bağın, yeterli ve ikna edici bir gerekçeyle ortaya konulmadığı belirtildi. AYM'nin, hangi delilin hükme esas alınabileceği veya alınamayacağı konusunda bir belirleme yapmadığı, ancak mahkumiyet hükmüne dayanak gösterilen deliller ile suçun unsuru olan cebir ve şiddet hareketleri arasındaki ilişkinin yeterli bir gerekçelendirmeyle açıklanmadığı tespitini yaparak hak ihlali kararı verdiği hatırlatıldı. Bu durumun, adil yargılanma hakkının bir unsuru olan gerekçeli karar hakkının ihlali anlamına geldiği ifade edildi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin yeniden yargılama işlemlerini başlatmaması, AYM tarafından hem bireysel başvuru hakkının hem de adil yargılanma hakkının ihlali olarak değerlendirildi. Mahkemenin bu tutumunun, Anayasa'nın açık düzenlemeleri ve bireysel başvurunun işleviyle çeliştiği vurgulandı. AYM kararlarının uygulanmasının reddedilmesi ve usul hukukunun gerektirdiği yöntemlerin izlenmeyerek ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılmaması, anayasa koyucunun iradesine aykırı bir durum olarak nitelendirildi. Bu nedenle, mahkemenin tutumunun başvurucunun bireysel başvuru hakkını ihlal ettiği sonucuna varıldı. Ayrıca, yeniden yargılama işlemlerinin başlatılmamasının, başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkını süregelen bir şekilde ihlal etmeye devam ettiği belirtildi.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, ihlallerin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılması için kararın İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesine hükmetti. Ayrıca, Tayfun Kahraman'a 100 bin Türk Lirası tutarında manevi tazminat ödenmesine ve 45 bin 64 lira 40 kuruş tutarındaki yargılama giderinin de karşılanmasına karar verildi. Kararın bir örneğinin, ilgili hukuki süreçlerin takibi ve gereğinin yapılması amacıyla Adalet Bakanlığı ile Hakimler ve Savcılar Kurulu'na gönderilmesi de kararlaştırıldı. AYM, bireysel başvuru hakkının ihlal edildiğine oy birliğiyle, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ise oy çokluğuyla karar verdi.