Bakır Parşömen Sırrı: Tonlarca Altın ve Gümüşün Yerini Gösteren Hazine Haritası
Avrupa Araştırma Konseyi tarafından desteklenen son teknoloji ürünü projeler, iki bin yılı aşkın süredir gizemini koruyan Ölü Deniz Parşömenleri'nin sırlarını aydınlatmayı hedefliyor. Yapay zeka ve gelişmiş kimyasal analiz yöntemleri kullanılarak incelenen bu antik metinler arasında, arkeoloji dünyasının en çok dikkatini çeken eserlerden biri de bakır üzerine yazılmış eşsiz bir parşömen. Bu özel parşömen, ne kağıda ne de deriye yazılmış olmasının yanı sıra, içerdiği bilgilerle sıradan bir dini metin olmaktan çok daha fazlasını barındırıyor: Bir hazine haritası olduğu düşünülüyor.
Groningen Üniversitesi'nden Profesör Mladen Popovic'in öncülüğünde yürütülen "Katiplerin ve Parşömenlerin İzini Sürmek" adlı proje, 2.5 milyon euroluk devasa bir bütçeyle Ölü Deniz Parşömenleri koleksiyonundan alınan 250 örneği en modern bilimsel yöntemlerle inceliyor. İsrail Eski Eserler Kurumu ve Avrupa'nın önde gelen laboratuvarlarının işbirliğiyle gerçekleşen bu beş yıllık çalışma, paleografi, kodikoloji ve yapay zeka gibi disiplinleri bir araya getirerek, metinlerin yazıldığı dönemin kültürel atmosferini, yazarlarını ve üretim yerlerini belirlemeyi amaçlıyor. Uzmanlar, kullanılan malzemelerin kimyasal yapılarından elde edilen verilerin, iki bin yıllık geçmişin sırlarını taşıyan birer veri deposu olduğunu vurguluyor.
Bu gizemli koleksiyonun en dikkat çekici parçası, 1952 yılında Ölü Deniz kıyısındaki mağaralardan birinde bulunan bakır rulo. Diğer parşömenlerden farklı olarak saf bakır üzerine kazınmış bu eser, zamanla oldukça kırılgan hale gelmiş ve açılması beş yıl sürmüştür. Rulonun dikkatlice şeritler halinde kesilerek metnin okunmasıyla, bunun dini bir metin olmadığı, aksine büyük bir servetin yerini gösteren bir harita olduğu anlaşılmıştır. Haritanın girişindeki ifadeler, "Achor Vadisi'ndeki kalede, doğuya doğru girilen basamakların kırk arşın altında: Onyedi talant ağırlığında bir para sandığı ve içindekiler" gibi detaylarla, potansiyel bir hazinenin varlığına işaret etmektedir.
Güney Kaliforniya Üniversitesi'nden uzmanlar, bakır parşömende kullanılan dilin antik İbranice'den farklı, teknik ve yabancı terimler içerdiğini belirtiyor. Bu durum, haritada adı geçen coğrafi konumların günümüzdeki karşılıklarının belirlenmesini zorlaştırıyor. En güçlü teoriye göre, bu devasa servetin M.S. 70 yılında Romalılar tarafından yıkılan Kudüs Tapınağı'na ait olduğu düşünülüyor. King's College London'dan Joan Taylor, servetin büyüklüğünün bireysel veya toplu bir servet olamayacak kadar fazla olduğunu ve detayların doğrudan bir tapınakla ilişkilendirildiğini ifade ediyor. Harita, altın, gümüş, para ve değerli kaplardan oluşan bu servetin 61 ila 64 farklı gizli noktaya paylaştırılarak gömüldüğünü gösteriyor. Tarihçiler, haritanın dayanıklılığı nedeniyle bakır üzerine yazıldığını, böylece olası bir işgal veya felaket durumunda düşman eline geçmesinin engellenmesi ve zamanın yıpratıcı etkilerine karşı korunmasının amaçlandığını düşünüyor. Binlerce yıl süren arayışlara rağmen bu servetin izine rastlanmaması, haritanın kurgusal bir plan olabileceği, böyle bir servetin hiç var olmadığı ya da tonlarca değerli madenin hala Ölü Deniz çevresindeki gizli noktalarda keşfedilmeyi beklediği spekülasyonlarını beraberinde getiriyor.