Bakır Piyasasında ABD Tarife Beklentisi Fiyatları Ateşledi: 12 Yılın Zirvesi Görüldü
Elektrik şebekelerinin modernizasyonundan savunma sanayisinin kritik ihtiyaçlarına kadar geniş bir yelpazede vazgeçilmez bir hammadde olan bakırın fiyatlarındaki dalgalanma giderek artıyor. Amerika Birleşik Devletleri Ticaret Bakanlığı'nın 2027 ve 2028 yıllarından başlayarak uygulamayı düşündüğü kademeli gümrük vergisi teklifi, küresel düzeyde bir arz sıkışıklığı ve stoklama yarışını tetiklemiş durumda. İnşaat, elektronik, enerji altyapısı ve ulaşım gibi pek çok sanayi kolunun temel girdileri arasında yer alan bakırın fiyatındaki bu süregelen yükseliş ivmesi, uluslararası piyasaların dikkatini tamamen ABD'nin olası tarife politikalarına çevirmesine yol açtı.
Son bir yılı aşkın süredir kesintisiz bir yükseliş trendi sergileyen bakır vadeli işlemleri, geçtiğimiz hafta adeta rekor kırarak libre başına yaklaşık 6,90 dolar seviyesine ulaştı. Bu tarihi zirvenin ardından, ABD'deki COMEX bakır vadeli işlemleri ile Londra Metal Borsası (LME) arasındaki fiyat farkı, piyasa oyuncuları tarafından büyük bir dikkatle takip edilmeye başlandı. Tarihsel olarak, bu tür bölgesel fiyat farkları, fiziki emtia yatırımcıları, bankalar ve üreticiler tarafından arbitraj fırsatlarından yararlanmak veya risklerini yönetmek amacıyla kullanılıyordu. Ancak günümüzde, önde gelen finans kuruluşlarından Societe Generale ve ING gibi kurumların analistlerine göre, bu fark artık ABD'nin rafine bakır ithalatına getirebileceği yeni gümrük vergilerine dair piyasa beklentilerini yansıtan önemli bir gösterge haline gelmiş bulunuyor.
ABD'nin mevcut ticaret politikaları çerçevesinde, yarı mamul bakır ürünleri ve bakır içeren belirli mamullerin ithalatına zaten yüzde 50 oranında bir tarife uygulanmaktadır. ABD Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan ve henüz nihai hale gelmemiş olan rafine bakır önerisi ise, 1 Ocak 2027 tarihinden itibaren genel bir tarifenin yüzde 15 oranında uygulanmasını ve bu oranın 1 Ocak 2028 tarihinde yüzde 30'a yükseltilmesini öngörüyor. Beyaz Saray'ın, ulusal güvenlik endişeleriyle yürütülen 'Section 232' incelemesi kapsamında bu teklif hakkındaki nihai kararının, küresel bakır piyasasının geleceği açısından belirleyici bir rol oynaması bekleniyor. Societe Generale'in yaptığı detaylı modellemeler, mevcut piyasa fiyatlamasının, 2027'de öngörülen yüzde 15'lik tarife ihtimalini yaklaşık yüzde 14,6, 2028'de beklenen yüzde 30'luk vergi artışı ihtimalini ise yüzde 37 gibi önemli bir oranla fiyatladığını ortaya koyuyor.
Tarife beklentilerindeki bu artış, fiziki bakır piyasasındaki hareketliliği de doğrudan etkiliyor. Amerika Birleşik Devletleri'nin bakır ithalatı, geçtiğimiz temmuz ayında 200 bin metrik tonu aşarak son on iki yılın en yüksek seviyesine erişti. Bu durum, küresel tedarik zincirlerindeki potansiyel aksaklıkları ve stoklama eğilimlerini daha da belirgin hale getiriyor. Yapay zeka altyapı yatırımları, enerji şebekelerinin kapsamlı modernizasyonu ve savunma harcamalarındaki öngörülen artış gibi faktörlerin bakır talebini daha da yükseltmesi beklenirken, bakırın ABD için hem ekonomik kalkınma hem de ulusal güvenlik açısından stratejik bir hammadde olarak kabul edildiği biliniyor. StoneX Kıdemli Metal Talep Stratejisti Natalie Scott-Gray, olası kapsamlı tarifelerin ABD dışındaki pazarlarda arzı daha da daraltabileceği uyarısında bulunurken, tarife uygulanmaması halinde COMEX ve LME arasındaki fiyat farkının hızla daralabileceğini belirtiyor. ING analistleri de, maden arzındaki mevcut sıkılık ve ABD ile Çin arasındaki jeopolitik rekabet nedeniyle uzun vadeli olumlu bakış açılarını korumakla birlikte, tarife konusundaki belirsizliğin fiyatlardaki oynaklığı yüksek tutacağını öngörüyor.