Betonlaşan Şehirler Yağmuru Afete Dönüştürüyor: Uzmanlardan Kritik Uyarılar
Gündem

Betonlaşan Şehirler Yağmuru Afete Dönüştürüyor: Uzmanlardan Kritik Uyarılar

16

Hacettepe Üniversitesi'nden Prof. Dr. Mehmet Ekmekçi, son dönemde yaşanan ve afete dönüşen sağanak yağışların sadece iklimsel değişimlerle açıklanamayacağını belirtti. Uzman, yanlış kentleşme politikaları ve artan betonlaşmanın bu tür olayların felakete sürüklenmesinde kilit rol oynadığını vurguladı. Dere yatakları ve taşkın alanlarına inşa edilen yapıların büyük risk oluşturduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ekmekçi, acil olarak drenaj sistemlerinin gelecekteki yağış yoğunluklarına göre yeniden tasarlanması ve etkili erken uyarı mekanizmalarının hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu durumun, insan kaynaklı hataların doğa olaylarını nasıl felaketlere dönüştürebileceğinin somut bir örneği olduğunu dile getirdi.

Prof. Dr. Ekmekçi, geçmişte yıl içine dengeli bir şekilde yayılan yağışların artık çok kısa sürelerde, hatta birkaç saat içinde yoğunlaşarak düştüğünü açıkladı. Bu durumun, toprağın suyu emme kapasitesini aşarak yüzey akışını hızlandırdığını ve suyun hızla dere yataklarında birikerek taşkın riskini artırdığını belirtti. Yağışın toplam miktarından ziyade, zamana yayılmasındaki değişimlerin büyük önem taşıdığına işaret eden Ekmekçi, “Daha kısa zaman dilimlerinde çok daha fazla yağış düşebiliyor. Bu da, beraberinde uzun süreli kuraklık dönemlerini getirebiliyor.” dedi. Bitki örtüsündeki mevsimsel değişimlerin ve çiçeklenme dönemlerindeki kaymaların da bu iklimsel kaymaya işaret ettiğini sözlerine ekledi. Kısa süreli ve şiddetli yağışların, kullanılabilir su kaynakları oluşturma potansiyelini de azalttığını vurguladı.

İklim değişikliği ile şiddetli yağışlar arasındaki doğrudan bağlantının bilimsel olarak kanıtlandığını hatırlatan Prof. Dr. Ekmekçi, atmosferdeki sıcaklığın her bir derecelik artışının, havanın nem taşıma kapasitesini ortalama yüzde 7 ila 8 oranında artırdığını söyledi. Bu durumun, daha yoğun ve yıkıcı yağışların meydana gelme olasılığını artırdığına dikkat çekti. Küresel ölçekte yapılan gözlemlerin de bu bilimsel bulguyu desteklediğini kaydeden Ekmekçi, sıcaklık artışının tetiklediği bu tür aşırı hava olaylarının (şiddetli yağışlar ve uzun süreli kuraklıklar gibi) gelecekte daha sık ve öngörülemez bir şekilde yaşanmasının beklendiğini, bunun da geleceğe yönelik planlamaları daha karmaşık hale getirdiğini ifade etti.

Taşkın riskini minimize etmek için atılması gereken adımları sıralayan Prof. Dr. Ekmekçi, öncelikle mevcut yapılaşmanın, farklı tekrarlama sürelerine sahip yağışların etkileri göz önünde bulundurularak kademeli olarak daha güvenli bölgelere taşınması gerektiğini belirtti. Kentlerdeki mevcut drenaj altyapısının, gelecekteki olası yağış şiddetlerine uyum sağlayabilecek şekilde yeniden projelendirilmesini ve havza bazında hazırlanan taşkın risk haritalarının güncel verilerle revize edilmesini önerdi. “Etkin bir erken uyarı sistemi kurulması hayati önem taşıyor.” diyen Ekmekçi, bu sistemlerin başarısının ancak doğru kent planlaması, doğayla bütünleşik yerleşim modelleri ve risk altındaki bölgelerin doğru analiz edilmesiyle mümkün olacağını vurguladı. Ayrıca, uyarılan vatandaşların bu tür durumlarda ne yapması gerektiği konusunda bilgilendirilmesinin ve uzmanlar tarafından verilecek eğitimlerin gerekliliğine dikkat çekti. Küresel ölçekte emisyonların azaltılmasının önemine de değinen Ekmekçi, bu bağlamda Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (COP) toplantılarında alınan kararların ve 2053 yılına yönelik hedeflerin büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.

Paylaş

İlgili Haberler