Çek Cumhuriyeti Ormanında 7 Kilo Altın ve Mücevher Hazinesi Keşfedildi
Dünya

Çek Cumhuriyeti Ormanında 7 Kilo Altın ve Mücevher Hazinesi Keşfedildi

3

Çek Cumhuriyeti'nin kuzeydoğusunda, Trutnov kenti yakınlarındaki ıssız bir ormanlık alanda yürüyüş yapan iki maceraperestin tesadüfen karşılaştığı bir keşif, bölgedeki tarihçileri ve koleksiyonerleri adeta büyüledi. Yürüyüş sırasında fark ettikleri taş bir duvarın dibinde, paslanmış ve ilk bakışta değersiz görünen bir alüminyum kap bulan şanslı kaşifler, bu kabın kapağını araladıklarında hayretler içinde kaldılar. Kap, siyah kumaşlara özenle sarılmış 598 adet saf altın sikkeyle doluydu. Bu olağanüstü buluntu, zamanın ve mekanın ötesinden gelen bir sır perdesini aralamış gibiydi.

Arkeologlar, keşfedilen alüminyum kutunun yaklaşık bir metre uzağında, ikincil bir demir kutu daha ortaya çıkardılar. Bu ikinci kutunun içinde ise sigara kutuları, bilezikler, bir saç tarağı, gösterişli bir kolye, bir kadın pudra kutusu ve küçük bir tel kese gibi çeşitli kişisel eşyalar bulunuyordu. Elde edilen bilgiler, bu eşyaların da büyük bir kısmının değerli sarı metalden yapıldığını ortaya koydu. Paraların alüminyum bir kutuya dizilip koruyucu kumaşlarla sarılması ve diğer eşyaların ayrı bir kutuda, bir metre öteye gömülmesi, hazinenin sahibinin bu değerli varlıkları aceleye getirerek değil, bilinçli bir plan doğrultusunda sakladığına işaret ediyor. Bu detaylar, olayın sıradan bir kayıp eşya durumu olmadığını, aksine titizlikle planlanmış bir gizleme eylemi olduğunu gösteriyor.

Bulunan altın sikkelerin toplam ağırlığı 3,7 kilograma ulaşırken, hazinenin içerdiği tüm objelerin toplam ağırlığı ise 7 kilogramı buluyor. Uzmanlar, sigara ve pudra kutusu gibi lüks eşyaların, sahibinin kimliği bilinmese de, geçmişte ayrıcalıklı bir yaşam sürdüğüne dair ipuçları taşıdığını belirtiyor. Sikkelerin tek başına temsil ettiği muazzam servet, ikinci kutudaki kişisel eşyalarla birleştiğinde, sahibinin ya büyük bir siyasi baskı altında kaldığını ya da ölüm tehdidiyle karşı karşıya kalarak en değerli ve taşınabilir varlıklarını güvenli bir yere saklama ihtiyacı duyduğunu düşündürüyor. Koleksiyonu inceleyen saygın nümismatist Vojtěch Brádle, gördüğü manzara karşısında yaşadığı şaşkınlığı, “Ağzım açık kaldı” sözleriyle dile getiriyor. Brádle'ı asıl şaşırtan, hazinenin coğrafi ve nümismatik yapısındaki belirgin tezat oldu.

Hazine koleksiyonunda en dikkat çekici unsur, Fransız altın sikkelerinin ezici bir çoğunluğa sahip olması. Bununla birlikte, Belçika, Osmanlı İmparatorluğu, Avusturya-Macaristan, Romanya, İtalya ve Çarlık Rusyası gibi farklı devletlere ait sikkeler de bulunuyor. Ancak en büyük gizem, Çek topraklarında saklanmış olmasına rağmen, koleksiyonda tek bir adet bile Alman Markı veya Çekoslovak Kronu'nun bulunmaması. Bu durum, sikkelerin günlük harcamalar için değil, yalnızca 'saf metal değeri' ve olası ekonomik krizlere karşı bir güvence olarak biriktirildiğini gösteriyor. Zira savaş ve kaos zamanlarında ulusal para birimleri değer kaybederken, altın her zaman istikrarını korumuştur. Sikkelerin üzerindeki basım tarihleri 1808 ile 1915 yılları arasında değişiyor. Normalde en yeni tarihli sikkenin basıldığı 1915 yılı, hazinenin gömülme tarihi olarak kabul edilebilirdi. Ancak Avusturya-Macaristan sikkelerinden bazılarında tespit edilen, 1920'ler ve 1930'larda eski Yugoslavya topraklarında vurulmuş özel damgalar, bu kronolojiyi tamamen altüst etti. Bir sikkenin üzerine 1930'larda bir damga vurulmuşsa, hazinenin bundan daha önce toprağa gömülmüş olması mantıksızdır. Bu bulgu, hazineyi sıradan bir Orta Avrupa buluntusu olmaktan çıkarıp, Balkanlar'daki askeri ve siyasi elitlerle bağlantılı gizemli bir sığınağa dönüştürüyor.

Hradec Králové'deki Doğu Bohemya Müzesi uzmanları ve arkeolog Miroslav Novák, hazinenin sahibini kesin olarak belirleyemese de, bu gizemli gömüyle ilgili üç büyük tarihi kriz senaryosu üzerinde duruyor. İlk senaryo, 1938 yılında Nazi Almanyası'nın Çekoslovakya'yı işgal ettiği ve Yahudi sakinlerin evlerinden sürüldüğü dönemi kapsıyor. Bu durumda, zengin bir Yahudi ailenin servetini korumak amacıyla altınları ormana gömmüş olabileceği düşünülüyor. İkinci senaryo, İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinin ardından etnik Almanların Çekoslovakya'dan sınır dışı edildiği 1945 sonrası döneme odaklanıyor. Bu kapsamda, aceleyle ülkeyi terk etmek zorunda kalan varlıklı bir Alman vatandaşının, ileride geri dönmek umuduyla birikimlerini bu alana saklamış olması muhtemel görülüyor. Üçüncü ve son senaryo ise, 1953 yılında Çekoslovakya'daki komünist rejimin uyguladığı ve vatandaşların birikimlerini büyük ölçüde sıfırlayan para reformu dönemini ele alıyor. Bu dönemde halkın, devletin el koymasından korktuğu altın ve mücevherlerini ormanlık alanlara gömerek varlıklarını koruma çabasına girdiği tahmin ediliyor. Müze Müdürü Petr Grulich, sahiplik konusundaki belirsizliğe dikkat çekerek, “Elimizdeki verilerle bunun bir Çek, Alman, Balkan ya da Yahudi altını olduğunu kesin olarak söylemek şimdilik imkansız” açıklamasında bulundu. Çek ormanının derinliklerinde ortaya çıkan bu 7 kiloluk hazine, tarihçiler ve arkeologlar için çözülmeyi bekleyen önemli bir gizem olmaya devam ediyor.

Paylaş

İlgili Haberler