CHP'de Liderlik Krizi: Grup Toplantısı Gerginliği ve İhraçlar Gündemde
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içinde, Genel Merkez'deki bir toplantı organizasyonu üzerinden başlayan gerilim, partinin yönetimsel krizi derinleştirdi. Kemal Kılıçdaroğlu'nun Salı günü Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) bir grup toplantısı düzenleme planı, parti içindeki mevcut yönetim tarafından gelen tepkiler üzerine genel merkeze çekildi. Bu değişikliğin ardından parti içinde yeni bir siyasi çatışma dalgasının fitili ateşlendiği gözlemleniyor. Parti içindeki "mutlak butlan" olarak adlandırılan tartışmalar, mevcut yönetim kriziyle birleşerek partinin geleceğine dair önemli soru işaretleri doğuruyor.
Mahkeme kararıyla parti genel başkanlığı görevine getirildiği iddia edilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Parti Meclisi toplantısına başkanlık ettiği bilgisi edinildi. Kılıçdaroğlu'nun ayrıca, Salı günü TBMM'de bir grup toplantısı yapma arzusunda olduğu ve bu doğrultuda Meclis Başkanlığı'na resmi bir başvuruda bulunduğu aktarıldı. Ancak, grup yönetiminde yer alan ve mevcut Genel Başkan Özgür Özel ile ekibinin, Meclis'e gelen vatandaşların da desteğini alarak, seçilmiş mevcut grup yönetiminin kürsüsünü koruma yönünde bir duruş sergilediği ifade edildi. Bu gelişmelerin bir sonucu olarak, parti yönetimi tarafından Ali Mahir Başarır ve Gökhan Günaydın'ın, parti tüzüğüne aykırı davranışlar sergiledikleri gerekçesiyle, tedbirli olarak disiplin sürecine sevk edildikleri ve ihraçlarının istendiği bilgisi paylaşıldı.
Söz konusu sürecin TBMM Başkanlığı'na bildirilmesinin ardından, Ali Mahir Başarır ve Gökhan Günaydın'ın grup başkanvekilliği görevlerinin sonlandırıldığı belirtildi. Ayrıca, iki ismin Meclis'teki makam odalarını boşaltmalarının talep edildiği de gelen bilgiler arasında yer alıyor. Bu kararlar öncesinde, CHP'li Ali Mahir Başarır, TBMM Genel Kurul kürsüsünden yaptığı konuşmada, "Haftanın son konuşmasını yapıyorum. Ne olur ne olmaz, belki bir süre görüşemeyebiliriz ama şunu söyleyeyim: Üç, dört hafta sonra bu Meclis kapanacak. Milletvekillerinin, bu parlamentonun birinci vazifesi milletin sorunlarını burada konuşmaktır. Herkes üç, dört hafta sonra tatile gidecek. Eğer seçim bölgesinde sokağa çıkacak yüzünüz varsa, gelin emekli maaşlarını, asgari ücreti tekrar değerlendirelim. Bunları burada konuşalım" ifadelerini kullanmıştı. AKP sıralarından gelen tepkilere karşılık olarak Başarır, "Emekli dedim, sesler yükselmeye başladı çünkü muhalefet emekliyi o kadar çok konuşmuş ki artık alerji yaratıyor adamlarda. Bu ülkenin gerçek gündemini burada konuşalım. Ülkenin gerçek gündemi açlık sınırının altında yaşayan milyonlardır, işçidir, asgari ücrettir, sefalettir. Bunları konuşmayacaksak getirdiğiniz birçok yasa boştur. Eğer maaşları doğru bir seviyeye, açlık sınırının üzerine çıkarmadan tatile giderseniz sokağa çıkamazsınız diyeceğim ama zaten sokağa da çıktığınız yok" şeklinde konuştu.
Grup başkanvekilliği görevi sonlandırıldıktan sonra bir açıklama yapan Gökhan Günaydın, alınan kararın hukuksuz olduğunu vurgulayarak, "Bir grup başkanvekilliğinin düşürülebilmesi için yegane yol güvensizlik oyu verilmesidir. Güvensizlik oyunun sonuca bağlanabilmesi için de milletvekillerinin salt çoğunluğu gereklidir. Yani 70 milletvekili. Dolayısıyla böyle bir yöntem olmaksızın grup başkanvekilliğinin düşürülmesi, olmayan MYK'nin verdiği hukuksuz kararla söz konusu olabilmiştir. Kararın hukuki olmadığı, siyasi açıdan da etik kodlara uymadığı açık. TBMM'nin buna uymasını da üzüntüyle karşılamak lazım" dedi. Günaydın ayrıca, "Statülerin değil ilkelerin insanıyız. Halkın içinde rahat dolaşabilelim, bize yeter" şeklinde konuştu. Ali Mahir Başarır ise durumu, "Bugün yapılan, CHP Grubu'nun iradesine, Meclis hukukuna ve demokrasiye açık bir darbedir. Burada mesele bizlerin makamı değil, CHP'nin ve demokrasimizin düşürüldüğü utanç verici durumdur. Bu makamlar bizi var etmediği gibi, bu hukuksuzluk da bizi susturamayacak" sözleriyle değerlendirdi. Başarır, diğer ihraç kağıtlarından farklı olarak kendisine verilen yazıda üç günlük itiraz hakkına yer verilmediğine dikkat çekerek, "Arkadaşlarıma darbe, bana özel darbe. İtiraz hakkı bile vermemişler" ifadesini kullandı.
Bu durum, Cumhuriyet'in haberine göre, "Salı günü grup toplantısında kimin kürsüye çıkacağı" sorusunu yeniden gündeme getirdi. Kılıçdaroğlu yönetiminin, görevden alınan iki isim yerine parti yönetmeliklerinde öngörülen seçim prosedürünü işletmek yerine atama yoluna gitmeyi planladığı belirtiliyor. Bu kapsamda adı geçen olası isimler arasında Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç ve Kars Milletvekili İnan Akgün Alp bulunuyor. Öte yandan, "mutlak butlan" yönetimi tarafından disipline sevk edilen isimlerden Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu da TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, "Cumhuriyeti yıkmak için önünde engel gördüğünüz CHP'yi saf dışı bırakmak için mutlak butlanı getiriyorsunuz. Kimin için getiriyorsunuz bunu? Tom Barrack istiyor. Neymiş efendim? Burada şefkatli bir monarşiye ihtiyaç varmış. Bu yüzden kadrolarımızı, genel başkanımızı aynen 2016'da yaptığınız gibi devre dışı bırakarak bir anayasa getirmeye çalışıyorsunuz. Eş başkanlarınızla birlikte, her seçimde size gizli, açık destek olan Kılıçdaroğlu'yla birlikte, Bahçeli'yle birlikte, İmralı'yla birlikte bu anayasayı getirip monarşiyle egemenliği milletten almaya çalışıyorsunuz. Biz Atatürk'ün partisi olarak başımızı vereceğiz, baş eğmeyeceğiz. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" şeklinde sert eleştirilerde bulundu.