CHP'de 'Mutlak Butlan' Krizi: Gürsel Erol'dan İsyan ve Çözüm Çağrısı
Gündem

CHP'de 'Mutlak Butlan' Krizi: Gürsel Erol'dan İsyan ve Çözüm Çağrısı

4

Cumhuriyet Halk Partisi'nde (CHP) devam eden ve 'Mutlak Butlan' olarak adlandırılan genel başkanlık krizi, siyaset gündemindeki yerini koruyor. Mahkeme kararıyla genel başkanlık görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun Salı günü TBMM Grup Toplantısı'nda bir konuşma yapacağını duyurmasının ardından, mevcut CHP Genel Başkanı Özgür Özel de aynı gün ve saatte bir grup konuşması gerçekleştireceğini açıklaması, parti içinde gerilimi tırmandırdı. Bu çifte grup toplantısı ihtimali, parti tabanında ve siyasi çevrelerde endişeyle karşılanıyor.

CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, SÖZCÜ TV'de katıldığı bir programda İpek Özbey'in sorularını yanıtlayarak mevcut durumu değerlendirdi. Erol, partisindeki kutuplaşmanın boyutuna dikkat çekerek, bu süreçte televizyon programları yapmanın dahi zor olduğunu belirtti. Taraflar arasındaki keskin ayrımın, söylenen her sözün farklı yorumlanmasına ve hatta bir 'linç kampanyası' başlatılmasına zemin hazırladığını ifade etti. Milletvekili olarak kimsenin değil, Cumhuriyet'i kuran partinin bir temsilcisi olduğunu vurgulayan Erol, ne Kemal Kılıçdaroğlu'nun ne de Özgür Özel'in kişisel milletvekili olduğunu sert bir dille dile getirdi. Bu tavrıyla, parti içindeki bireysel sadakat tartışmalarına karşı duruşunu net bir şekilde ortaya koydu.

Gürsel Erol, parti genel merkezine polis müdahalesi girişimini büyük bir hata olarak niteleyerek, bu duruma karşı kendisinin de üç milletvekili arkadaşıyla birlikte ortak bir bildiri yayınlayarak tepki gösterdiğini açıkladı. Bu olayın ardından partinin birliğine ve bütünlüğüne zarar verecek yeni parti kurma söylemlerinin dillendirilmesinin de aynı derecede yanlış olduğunu savundu. Erol'a göre, bir partiye polis zoruyla girilmesinin ne kadar büyük bir hata olduğu, CHP bünyesinde yeni oluşumlar için zemin hazırlanmasının da parti açısından ciddi bir yara açacağı anlamına geliyor. Yarın iki ayrı grup toplantısının gerçekleşmesi ve olası bir gerilimin hoş olmayan sonuçlara yol açması durumunda, bunun CHP'nin köklü geleneklerine aykırı olacağını ve sürecin kontrolsüz bir kaosa sürüklenme riskini taşıdığını belirtti. Bu durumun, ülkenin geleceği için CHP'den umut bekleyen milyonlarca insanı umutsuzluğa sevk edeceğini ve gençlerin geleceğine büyük bir darbe vuracağını ifade etti.

Milletvekili Erol, mevcut durumun ne Kemal Kılıçdaroğlu'nun ne de Özgür Özel'in genel başkanlığıyla değişmeyeceğini, asıl meselenin partinin kendi iç sorunlarını çözme kapasitesiyle ilgili olduğunu söyledi. Vatandaşların, parti içindeki anlaşmazlıklar çözülemezken ülkenin nasıl yönetileceği sorusunu sorduğunu aktaran Erol, sürecin her iki tarafça da doğru yönetilmediğini, bir tarafın hatası karşısında diğer tarafın fedakarlık yapması gerektiğini vurguladı. Bu durumun, haklılığını ispatlama yarışı yerine uzlaşma zemininde ele alınması gerektiğini savundu. Erol, her iki genel başkana da seslenerek partiye zarar vermemeleri çağrısında bulundu. Kendi oyunu son üç kurultayda Özgür Özel'e verdiğini belirten Erol, kimin yanında olduğundan ziyade CHP'nin ve insanların umutlarının yıprandığını ifade etti. Bu süreci zamana bırakma, bir süre sessiz kalma ve kendini unutturma gerekliliğini vurguladı. Sürekli olarak partiye fitne sokanların varlığına dikkat çeken Erol, 'her dönemin adamları' olarak nitelediği kişilerin artık çekilmesi gerektiğini, dört dönemdir vekillik yapanların insanların geleceğiyle oynamaması gerektiğini söyledi. Bu durumun isyan etme noktasına geldiğini belirten Erol, herkesin kendine çeki düzen vermesi gerektiğini, artık yeter diyerek bu 'rezilliğe' dur denilmesi gerektiğini savundu. Kendi tarafının olmadığını, sadece CHP'li olduğunu ve partinin kuruluş değerlerine sahip çıkılması gerektiğini vurguladı. Ülkenin dertlerinin ortada olduğunu, buna rağmen hala ilçe başkanı veya vekil kim olacak tartışmalarının yapılmasına tepki gösterdi.

Gürsel Erol, mevcut durumun temelinde Kemal Kılıçdaroğlu'nun çevresindeki bazı arkadaşların yanlış yönlendirmelerinin yattığını öne sürdü. Kendi CHP'liliğinin bir tesadüf olmadığını, aile bağlarının 103 yıllık bir tarihe dayandığını belirterek, bu sürecin daha farklı değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Program süresince yoğun bir telefon trafiği yaşadığını ve hem Özgür Özel hem de Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştüğünü aktardı. İnşallah programdan çıkmadan yarınki krizle ilgili olumlu bir gelişme müjdesi verebileceklerini umduğunu belirtti. Her iki genel başkana da karşılıklı düşüncelerini ilettiğini ve değerlendirmeye aldıklarını söyledi. Bu görüşmelerden gelecek sonuçları kamuoyuyla paylaşacağını da ekledi.

Partinin genel başkanlık meselesinden öte, topluma umut olabilmesi gerektiğini vurgulayan Erol, seçmenlerin oy tercihlerini belirleyen iki ana unsurun umut ve korku olduğunu hatırlattı. 2002 seçimlerinin bir umut dalgasıyla gerçekleştiğini, ancak sonraki süreçlerde bu durumun korkuya dönüştüğünü ifade etti. Kemal Kılıçdaroğlu'nun yaşam tarzı, inançları ve duruşuyla Türkiye'ye 'helalleşmeyi' getiren bir lider olduğunu belirterek, bu sürecin çözümünde ona düşen büyüklüğü göstermesi gerektiğini söyledi. Özgür Özel'e ise aralarındaki 'ağabey hukukunu' işletme çağrısı yaptı. Birbirlerini arayabileceklerini, aracı kullanmaya gerek olmadığını belirten Erol, aralarında bir kan davasası olmadığını, haksızlıklar ve uyuşmazlıklar olabileceğini ancak bunların hesaplaşma zamanının geçtiğini ifade etti. Bu tür detaylara takılıp kalınırsa CHP'nin iktidara gelemeyeceği uyarısında bulundu.

Paylaş

İlgili Haberler