CHP'de Parti İçi Mücadele: Rejimin Yerleşmesine Karşı Kurultay Talebi
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içinde, yaklaşan kurultay süreci ve parti yönetimiyle ilgili önemli tartışmalar yaşanıyor. Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, mevcut siyasi atmosferi ve parti içi işleyişi değerlendirerek, ülkenin geleceği açısından kritik adımların atılması gerektiğini belirtti. Günaydın, partinin mevcut tüzük kuralları çerçevesinde hareket etmesinin önemine dikkat çekerek, özellikle Merkez Yürütme Kurulu (MYK) oluşumu ve Parti Meclisi (PM) üyeliği konularında yaşananları eleştirdi. Kılıçdaroğlu ve Özel arasındaki güç mücadelesinin, partinin genel stratejisini olumsuz etkilediğini savunan Günaydın, bu durumun iktidardaki AKP'nin politikalarını yerleştirme çabalarına hizmet ettiğini öne sürdü.
CHP'nin 37. Dönem Parti Meclisi'nde görev almış üyelerinden önemli bir kısmının oy kullanma hakkına sahip olduğu belirtilirken, mevcut durumda bu üyelerin çoğunluğunun Özgür Özel'i desteklediği yönünde bir eğilim olduğu ifade ediliyor. Özgür Özel'in, milletvekillerinin oylarıyla TBMM'deki CHP Grup Başkanlığı'na seçilmesiyle birlikte, parti içindeki dengeler daha da karmaşık bir hal aldı. Gökhan Günaydın, Murat Emir ve Ali Mahir Başarır gibi isimlerin Parti Meclisi'nin doğal üyeleri arasında yer almasına rağmen, oy kullanma yetkilerinin bulunmaması, parti içindeki karar alma süreçlerinde farklı dinamiklerin rol oynadığını gösteriyor. Hatta Grup Başkanvekili ve milletvekillerinin Parti Meclisi toplantılarına katılım taleplerinin bile parti içinde bir sorun olarak görülmesi, iç çekişmelerin boyutunu ortaya koyuyor.
CHP tüzüğünde yapılan önemli değişiklikler, parti yönetiminin işleyişinde köklü değişimlere yol açtı. Daha önce Merkez Yürütme Kurulu üyelerinin bir kısmının Parti Meclisi üyeleri arasından seçildiği ve bu seçimlerin belirli kurultay süreçlerine bağlandığı biliniyordu. Ancak yapılan tüzük değişikliğiyle bu sistem ortadan kaldırıldı. Bu durum, genel başkanın herhangi bir seçim prosedürüne bağlı kalmaksızın, Parti Meclisi içinden dilediği kişileri MYK'ya atayabilmesi ve istemediği kişileri görevden alabilmesi yetkisini pekiştirdi. Bu yetki, genel başkanın parti üzerindeki kontrolünü artırırken, demokratik iç işleyiş açısından da tartışmalara neden oluyor. Gökhan Günaydın, bu değişikliğin, genel başkanın parti üzerindeki mutlak hakimiyetini güçlendirdiğini ve MYK üyeliklerinin artık Parti Meclisi'nin basit veya nitelikli çoğunlukla aldığı kararlara tabi olmadığını vurguladı.
Gökhan Günaydın, parti tüzüğüne göre Parti Meclisi üyeliğine seçilecek kişilerin mutlaka kurultayda delegeler tarafından seçilmiş olması gerektiğini vurguladı. Genel başkan seçiminden sonra en kritik ve çekişmeli sürecin Parti Meclisi üyeliği seçimleri olduğunu belirten Günaydın, geçmişte Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Parti Meclisi üyesi olmayan kişileri MYK'ya dahil etmek amacıyla tüzük değişikliği teklifinde bulunduğunu ancak bu teklifin kurultay tarafından reddedildiğini hatırlattı. Bu durum, MYK üyesi olabilmek için Parti Meclisi üyeliğinin zorunlu olduğunun altını çiziyor. Günaydın'a göre, Parti Meclisi içinden MYK üyeliğine getirilecek kişiler için ayrıca bir seçim yapılmıyor; bu atamalar doğrudan genel başkanın kararıyla gerçekleşiyor. Genel başkanın, istediği kişiyi yardımcılık görevine getirme veya mevcut yardımcısını görevden alma yetkisi bulunuyor. Bu durum, parti içindeki güç dengelerinin genel başkanın inisiyatifine bırakıldığını ve diğer organların yetkilerinin sınırlandığını gösteriyor.
Günaydın, mevcut durumda Parti Meclisi'nde Özgür Özel'in çoğunluk desteğine sahip görünmesine rağmen, Kemal Kılıçdaroğlu ile hareket eden bazı Parti Meclisi üyelerinin de kurultayın bir an önce toplanmasını arzu ettiğini belirtti. Bu durumun, Parti Meclisi'ne sunulacak tekliflere göre oy dağılımının değişebileceği anlamına geldiğini söyledi. Özgür Özel'in kurultayın 40-45 gün içinde toplanmasını istediği, Kemal Kılıçdaroğlu'nun ise kurultayın 'en kısa zamanda' toplanacağı yönündeki açıklamaları, bu süreçte Kılıçdaroğlu'na önemli bir görev düştüğünü gösteriyor. Günaydın, Kılıçdaroğlu'nun onayı olmadan kurultayın toplanamayacağını vurgulayarak, üç farklı yolla kurultay çağrısı yapılabileceğini belirtti: genel başkanın çağrısı, Parti Meclisi'nin kararı veya delegelerin yüzde 50 artı bir çoğunluğunun talebi. Ancak bu üç durumda da genel başkanın çağrı yapmasının zorunlu olduğunu ekledi.
Günaydın, parti içindeki mevcut karmaşıklığın ve belirsizliğin, 'tedbir' kararı gibi hukuki engellerle daha da arttığını savundu. Bu tür kararların partiye geçici yönetim atanmasına yol açtığını ve bu geçici yönetimin en önemli görevinin kurultay yapmak olduğunu belirtti. Hatta iptal edilen kurultaylar ve zaman aşımı nedeniyle partinin yasal sürede gerekli kurultaylarını yapmadığına dikkat çekti. Bu nedenle derhal bir kurultay toplanması gerektiğini savunan Günaydın, Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu yönde bir çağrı yapması halinde 45 gün içinde kurultayın toplanmasının mümkün olduğunu ifade etti. Parti Meclisi veya delegelerin çoğunluğu aracılığıyla kurultay çağrısının gerçekleştirilmesi için gerekli çalışmaları yapabileceklerini, ancak Kılıçdaroğlu'nun bu çağrıyı parti meclisi veya delege çoğunluğunun iradesine uygun olarak yapması gerektiğini vurguladı.
Gökhan Günaydın, Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel'e yakın milletvekilleri arasındaki bayramlaşmalar ve telefon görüşmelerinin, bu kişilerin birbirine düşman olmadığını, sadece siyasi görüş farklılıkları yaşadığını gösterdiğini söyledi. Ancak Günaydın, mevcut durumun en büyük tehlikesinin, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) rejiminin, ülkeyi yönetme pozisyonunu kalıcı hale getirmesi olduğunu belirtti. Bu nedenle tüm kararların bu çerçevede verilmesi gerektiğini vurguladı. Kendi milletvekilliği kaygısı taşıyanların, ülkenin geleceği ve nasıl yönetileceği sorusunu önceliklendirmesi gerektiğini söyleyen Günaydın, taban oyu yüzde 20'ye düşmüş bir AKP'nin, CHP'yi dağıtarak kalıcı iktidar kurma yolunda ilerlediğini ve bu oyuna alet olunmaması gerektiğini savundu. Meseleyi sadece Kemal Kılıçdaroğlu meselesi olarak görmenin yanlış olduğunu, keşke sorunun Kılıçdaroğlu'ndan ibaret olsaydı dedi.
Özgür Özel'in parti grup başkanı olarak TBMM'de yapacağı grup toplantısı öncesinde, Kemal Kılıçdaroğlu'nun Meclis Başkanlığı'na gönderdiği ve Özel'in başkanlığındaki grup toplantısının geçerli olmadığını savunan üç sayfalık yazıya da değinen Günaydın, bu durumun parti içi gerilimi daha da tırmandırdığını ifade etti. Pazar günü toplanan grup toplantısının nasıl engellenebileceği konusunda bir belirsizlik olduğunu belirten Günaydın, Pazartesi günü TBMM açıldığında bu yazıya ulaşacaklarını ancak grup toplantısının engellenemeyeceğini düşündüğünü söyledi. Günaydın, TBMM'de hem ülkenin içinde bulunduğu siyasi tabloyu hem de parti içi meseleleri değerlendireceklerini, Türkiye'nin yeni bir Orta Doğu düzeni içinde sıkıştırılmaya çalışıldığını ve bu düzende bağımsızlıkçı, rasyonel ve Batı'ya dönük bir iktidarın geçişine izin verilmemeye çalışıldığını savundu. Bu nedenle meselenin sadece Kemal Kılıçdaroğlu veya Recep Tayyip Erdoğan'dan ibaret olmadığını, bunun bir Türkiye meselesi olduğunu ve ülkenin bir monarşiye dönüştürülmeye çalışıldığını düşündüğünü belirtti. Bu karmaşık sürecin çözümü için, bir araya gelip konuşmaktan başka bir yol görünmediğini ve iktidara yürüyen bir partinin kendi ayağına pranga vurmasına hiçbir CHP'linin razı olmaması gerektiğini sözlerine ekledi.