Çin Lideri Şi'den 7 Yıl Sonra Kuzey Kore Çıkarması: Gerilim Ortasında Kritik Zirve
Dünya

Çin Lideri Şi'den 7 Yıl Sonra Kuzey Kore Çıkarması: Gerilim Ortasında Kritik Zirve

3

Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Şi Cinping, yedi yıllık bir aranın ardından Kuzey Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'ne ilk resmi ziyaretini gerçekleştirdi. Bu önemli diplomatik temas, uluslararası alanda artan gerilimlerin ortasında, özellikle Pasifik bölgesindeki hassas dengeler açısından büyük önem taşıyor. Ziyaretin gündeminde Pyongyang'ın nükleer programı, Rusya Federasyonu ile derinleşen askeri iş birliği ve bölgedeki yeni stratejik yaklaşımlar gibi kritik başlıkların yer alması bekleniyor.

Şi Cinping'in Pyongyang'a gelişi, Kuzey Kore'nin nükleer silah cephaneliğini güçlendirme niyetini açıkladığı bir döneme denk geldi. Bu gelişme, Pekin yönetiminde de bir takım endişelere yol açmış durumda. Çin'in, Kuzey Kore'nin nükleer kapasitesini artırma yönündeki daha agresif tutumundan duyduğu rahatsızlık analistler tarafından sıkça dile getiriliyor. Uzmanlar, Pekin'in bu ziyaretle Kuzey Kore'yi, komşu ülkelerle nükleer silahsızlanma müzakereleri başlatması yönünde teşvik etmeyi amaçladığını belirtiyor. Bu zirvenin, iki ülke arasındaki mevcut siyasi ve askeri ilişkilerdeki dengeleri yeniden şekillendirme potansiyeli taşıdığı öngörülüyor. Şi ve Kuzey Kore lideri Kim Jong-un'un yapacağı görüşmelerde, bölgedeki güncel stratejik durum değerlendirilecek.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un daha önce, Amerika Birleşik Devletleri'nin nükleer silahsızlanmaya yönelik takıntılı yaklaşımından vazgeçmesi halinde, müzakere masasına oturmak için bir engel görmediğini ifade etmişti. Ancak son dönemdeki gelişmeler, ülkesinin yeni nükleer silahların geliştirilmesi yönündeki arayışını net bir şekilde ortaya koyuyor. Nankin Üniversitesi'nden uzman Zhu Feng, Kuzey Kore'nin mevcut durumunu Çin perspektifinden değerlendirerek, 'Çin'in bakış açısına göre Kuzey Kore'nin, barış ve nükleer silahsızlanma konularında komşu ülkelerle mutlaka diyalog kurması gerekmektedir. Ayrıca, ülkenin daha az izole olması ve barışçıl bir yörüngeye girmesi için komşularıyla ekonomik ve sosyal etkileşim alanlarını genişletmesi büyük önem taşımaktadır' şeklinde konuştu. Bu bağlamda, Kim Jong-un'un ABD ile şartlı müzakerelere yeniden başlama sinyali vermesi dikkat çekici.

Şanghay merkezli akademisyen Shen Dingli, mevcut durumu özetlerken, 'Kuzey Kore aslında ABD yönetimine, kendilerinin bir düşman olmadığını mesajını vermek istiyor' ifadelerini kullandı. Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Ja Ian Chong ise, Kuzey Kore'nin Pekin dahil hiçbir küresel gücün emirlerine göre hareket etmediği yönündeki görüşünü dile getirdi. Şi Cinping'in Pyongyang ziyaretinin, Rusya ile artan askeri bağlarını güçlendiren Kuzey Kore ile ilişkileri yeniden onarma çabası olarak yorumlandığı belirtiliyor. Uzmanlar, Pekin'in, Birleşmiş Milletler yaptırımlarının tam olarak etkilemediği turizm gibi sektörler aracılığıyla Kuzey Kore'ye ekonomik destek sağlayabileceğini düşünüyor. İki liderin gündeminde, ABD'nin yanı sıra, Çin'in dış politikadaki önemli bir konusu olan Tayvan ve Şi'nin bölgesel rakibi konumundaki Japonya gibi konuların da yer alması öngörülüyor. Japonya Başbakanı Sanae Takaichi'nin Tayvan konusundaki açıklamaları, Pekin tarafından sert bir tepkiyle karşılanmıştı. Tayvan'ı kendi topraklarının bir parçası olarak gören Çin, Takaichi'nin 'Tayvan üzerindeki herhangi bir çatışmanın Japonya için varoluşsal bir tehdit oluşturacağı' yönündeki ifadelerine büyük öfke duymuştu. Kyungnam Üniversitesi'nden Profesör Lim Eul-chul, liderlerin zirvede sadece ABD'yi değil, Japonya'nın askeri kapasitesini genişletme eğilimini de ele almasının kuvvetle muhtemel olduğunu belirtti.

Kuzey Kore, askeri faaliyetlerini ve nükleer programını hız kesmeden sürdürüyor. Devlet medyasına yansıyan bilgilere göre, Kim Jong-un ülkenin nükleer güç kapasitesini katlanarak artırmaya yönelik planları devreye soktu. Liderin kız kardeşi Kim Yo Jong da, Kuzey Kore'nin nükleer güç statüsünün 'kesin ve ihlal edilemez bir sınır' olduğunu vurguladı. Pyongyang yönetimi ayrıca, Güney Kore ile gelecekteki birleşme taahhüdünden resmen vazgeçtiğini duyurarak, iki ülkeyi düşman devletler olarak tanımladı ve yarımadadaki bölünmüşlüğü kalıcı hale getirdi. Bu adımların yanı sıra, Kuzey Kore'nin Rusya ile ilişkilerini derinleştirmesi ve Ukrayna savaşında Rusya'ya destek amacıyla asker göndermesi, Çin'de ciddi bir rahatsızlık yarattı. Zira Kuzey Kore'nin ekonomik varlığının temelini oluşturan Çin, bu askeri yakınlaşmadan endişe duyuyor. Sejong Enstitüsü'nden uzman Peter Ward, Şi Cinping'in bu ziyaretinin temel motivasyonunun, Kuzey Kore'nin Rusya'ya Çin'den daha fazla yakınlaşmasını engellemek olduğunu ifade etti.

Paylaş

İlgili Haberler