Çin'den Sıkı Seyahat Kısıtlamaları: 3 Yıl Ülke Dışına Çıkış Yasaklanabilir
Çin Halk Cumhuriyeti, ulusal güvenlik ve stratejik çıkarlarını koruma adı altında vatandaşlarının yurt dışı seyahatlerine yönelik önemli kısıtlamalar getiren yeni düzenlemeleri hayata geçirdi. Bu kapsamda, Çin'in ulusal güvenliğine veya çıkarlarına zarar verdiği değerlendirilen bireylerin ülke dışına çıkışları, üç yıla kadar engellenebilecek. Yapay zeka ve teknoloji gibi alanlarda artan küresel rekabetin yaşandığı bu dönemde alınan bu tedbirler, yurt dışına seyahat eden vatandaşlar üzerindeki denetim mekanizmalarının daha da güçlendirilmesini amaçlıyor.
Yeni kurallar çerçevesinde, yurt dışında bulunduğu süre zarfında Çin'in ulusal egemenliğine veya kamu çıkarlarına karşı olumsuz bir eylemde bulunduğu tespit edilen kişilerin, üç yıl boyunca Çin'den ayrılması yasaklanabilecek. Ayrıca, ülkenin sanayi ve teknoloji alanındaki güvenlik hassasiyetlerini tehdit ettiği düşünülen bireyler de bu yasak kapsamına dahil edilecek. Sınır kontrol birimlerine, Çin vatandaşlarını 'yüksek riskli' olarak nitelendirilen ülke ve bölgelere seyahat etmemeleri konusunda uyarıda bulunma görevi de tevdi edildi.
Çin'de yurt dışı çıkışlarına yönelik kısıtlamalar daha önce de mevcuttu. Başlangıçta yalnızca kamu görevlilerini hedef alan bu uygulamalar, zamanla kamu şirketlerinde istihdam edilen çalışanları ve belirli sıradan vatandaşları da içine alacak şekilde genişletilmişti. Pekin'de devlet destekli bir finans kurumunda görevli ve kimliğini gizli tutmak isteyen 32 yaşındaki bir vatandaş, BBC Çince'ye yaptığı açıklamada, çalışanların uzun zamandır pasaportlarını teslim etmek ve yurt dışı seyahatleri için onay almak durumunda olduklarını belirtti. Bu kişi, yöneticilerinin çalışanlara sözlü olarak, özellikle Japonya gibi 'hassas' olarak kabul edilen ülkelere seyahat etmenin kesinlikle yasak olduğunu ilettiğini sözlerine ekledi.
Georgetown Üniversitesi Asya Hukuku Merkezi İcra Direktörü Profesör Tom Kellogg, bu genişleyen seyahat kısıtlamalarının 'son derece endişe verici' olduğunu ifade etti. Kellogg, bu tür uygulamaların, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping yönetiminde gözlemlenen ve Mao Zedong dönemini anımsatan artan 'ideolojik kontrol' eğiliminin bir yansıması olduğunu savundu. Buna karşılık, Çin hükümetine yakınlığıyla bilinen Piyao adlı platform, yeni düzenlemelerin 'vasıflı vatandaşların seyahat özgürlüğünü kısıtlamadığını' iddia etti. Platform, kuralların daha çok yüksek risk taşıyan coğrafyalara yönelik önleyici bir tedbir olduğunu, insanların kandırılarak yurt dışına çıkarılması, yasa dışı kumar faaliyetlerine karışması veya dolandırıcılık şebekelerine dahil olması gibi durumları engelleme amacı taşıdığını belirtti.
Vatandaşların, haklarında mevcut bir çıkış yasağı olup olmadığını önceden öğrenme imkanının bulunmaması da önemli bir tartışma konusu olarak öne çıkıyor. Resmi bir bildirim yapılmadığı takdirde, bireyler genellikle gerekli resmi evraklara başvururken veya ülkeden ayrılmaya teşebbüs ettiklerinde bu kısıtlamayla karşı karşıya kalıyorlar. İnsan hakları kuruluşu Safeguard Defenders tarafından BBC'ye sunulan istatistiklere göre, Çin Yüksek Mahkemesi'nin veritabanında çıkış yasağına atıfta bulunan kayıtların sayısı 2016 yılında 89 iken, 2023 yılında bu rakam 188 bin 760'a fırladı. Çıkış yasaklarıyla ilgili davaların toplam medeni hukuk kararları içindeki payı ise 2019'da yaklaşık yüzde 0,23 seviyesindeyken, 2025'te bu oranın yüzde 7,3'e yükseldiği belirtiliyor. Ayrıca, mahkemelerin giderek artan sayıda kararını kamuoyuyla paylaşmaması nedeniyle, gerçek çıkış yasağı vakalarının bu resmi rakamların da üzerinde olabileceği tahmin edilmektedir.