Çölleşmeyle Savaşta Kaplumbağalar İmkansızı Başardı: Toprağı Canlandırdılar
Dünya

Çölleşmeyle Savaşta Kaplumbağalar İmkansızı Başardı: Toprağı Canlandırdılar

2

Çölleşme sorunuyla mücadelede geleneksel yöntemlerin yetersiz kaldığı günümüzde, Afrika'nın kurak bölgelerinde yaşayan Afrika mahmuzlu kaplumbağaları, adeta doğanın mühendisleri olarak ortaya çıktı. Bilim insanlarının yürüttüğü bir projede, bu devasa sürüngenlerin kazdığı tüneller, çorak toprakları canlandırarak yeniden yeşermesini sağladı. Beş yıllık uydu görüntüleri incelendiğinde, daha önce hayat belirtisi göstermeyen arazilerde belirgin bir bitki örtüsü artışı gözlemlendi. Bu durum, doğaya salınan 500 Afrika mahmuzlu kaplumbağasının, zorlu iklim koşullarına sahip Sahel bölgesinde imkansızı başardığını gösteriyor.

Sahel bölgesi, gündüzleri 60 santigrat dereceyi aşan kavurucu sıcaklıkları ve geceleri yaşanan ani ısı düşüşleriyle biliniyor. Bu sert iklim koşulları, toprağın yüzeyini adeta bir kabuk gibi sertleştirerek, yağmur sularının toprağa nüfuz etmesini ve tohumların çimlenmesini engelliyor. Ekolojik dengenin bozulduğu bu bölgelerde, doğaya yeniden kazandırma çabaları kapsamında, bölgenin yerli türlerinden olan Afrika mahmuzlu kaplumbağaları kritik bir rol üstlendi. Bu tür, yalnızca hayatta kalma stratejileriyle değil, aynı zamanda çevreye olan olumlu etkileriyle de dikkat çekiyor.

Araştırmacılar, 2021 senesinde Sahra Çölü'nün güney sınırına yaklaşık 500 adet Afrika mahmuzlu kaplumbağası bıraktı. Bu salımın ardından elde edilen beş yıllık uydu görüntüleri, bölgede meydana gelen dönüşümü net bir şekilde ortaya koydu. Kumların arasında yeşil bitki kümelerinin belirmesi, bu kaplumbağaların yeraltında oluşturduğu tünellerin toprağı nasıl canlandırdığının somut bir kanıtı. Galapagos ve Aldabra kaplumbağalarından sonra dünyanın en büyük üçüncü kara kaplumbağası türü olan Afrika mahmuzlu kaplumbağaları, yetişkin erkekleri 100 kilogramı aşabilen ağırlıklarıyla, aşırı sıcaklardan korunmak için yerin 10 ila 15 metre derinliğine kadar uzanan karmaşık tüneller kazıyorlar.

Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN) Kaplumbağa ve Tatlı Su Kaplumbağası Uzman Grubu'nun derlemelerine göre, bu kaplumbağaların kazdığı tüneller, toprağın sertleşmiş yüzey kabuğunu kırarak suyun daha kolay emilmesini sağlıyor. Bu sayede yağmur suları yüzeyde akıp gitmek yerine toprağın derinliklerine sızıyor ve toprağın nemli kalma süresi uzuyor. Açılan tünellerin girişlerinde oluşan mikro iklim alanları, rüzgarla taşınan veya toprağın derinliklerinde uyuyan tohumların filizlenmesi için elverişli bir ortam yaratıyor. Bu filizlenen bitkiler zamanla böcekler ve diğer mikroorganizmalar için bir yaşam alanı oluşturuyor. Bitki örtüsünün yaygınlaşmasıyla birlikte bölgeye kuşlar ve küçük memeliler gibi diğer canlılar da çekiliyor, böylece ekosistem yeniden canlanıyor.

Senegal'de faaliyet gösteren S.O.S. (Save Our Sulcata) isimli kuruluş, 1992 yılından bu yana kaplumbağa üretimi ve doğaya salım programları yürütüyor. Ağustos 2020'de yayınlanan bir rapora göre, Noflaye'deki Village des Tortues koruma alanında 300'den fazla kaplumbağa bulunuyor ve bunlardan önemli bir kısmı doğaya geri bırakıldı. Yapılan izleme çalışmaları, doğaya salınan kaplumbağa gruplarının dört yıl içinde yüzde 80'den fazla hayatta kalma oranına ulaştığını gösteriyor. Bu proje, ağaç dikme ekipmanları, sulama sistemleri veya kimyasal toprak iyileştirme yöntemleri kullanılmadan, yalnızca kaplumbağaların doğal davranışlarından faydalanılarak gerçekleştirildi. Tarım, hayvancılık ve avcılık baskısı nedeniyle azalan bu türün, kendi doğal yaşam alanına geri dönmesi başarıyla sağlandı.

Ancak, Afrika mahmuzlu kaplumbağalarının durumu hala kritik. IUCN tarafından 'Tehdit Altında' kategorisinde sınıflandırılan bu türün popülasyonu, yaşam alanlarının kaybı (yüzde 60), iklim değişikliği etkileri (yüzde 25), yasa dışı avlanma ve evcil hayvan ticareti gibi nedenlerle giderek azalıyor. Kamerun, Cibuti ve Togo gibi ülkelerde nesillerinin tükendiği tahmin ediliyor. Uzmanlar, kaplumbağaların bu projedeki başarısının çölleşmeyle mücadelede tek başına yeterli bir çözüm olmadığını belirtiyor. Başarının sürdürülebilirliği için yağış miktarı, otlatma alanlarının doğru yönetimi ve uzun vadeli arazi planlaması gibi faktörlerin de göz önünde bulundurulması gerektiğinin altını çiziyorlar.

Paylaş

İlgili Haberler