Colorado'da Lastiklerden Yapılan Ev: Sıcaklık 27 Dereceyi Buluyor
Amerika Birleşik Devletleri'nin Colorado eyaletinde, zorlu coğrafi koşullara meydan okuyan yenilikçi bir konut projesi hayata geçirildi. Deniz seviyesinden 3.300 metreden yüksekte, yaklaşık 12 hektarlık bir arazi üzerine kurulan bu özel ev, büyük ölçüde kendi kendine yetebilme özelliğiyle öne çıkıyor. 2020 yılında Zach Schechter ve Elise Schiffman çifti tarafından yapımına başlanan ve yaklaşık 65 metrekarelik bir alana yayılan bu 'Earthship' tarzı yapı, terk edilmiş St. Elmo kasabasının yukarısında yer alıyor. Bölgede yıllık kar kalınlığının 2,4 ila 3,7 metreye ulaşabildiği göz önüne alındığında, evin içindeki sıcaklığın dışarıdaki dondurucu soğuklara rağmen 27 dereceye kadar çıkabilmesi büyük bir başarı olarak nitelendiriliyor.
Bu olağanüstü sıcaklık dengesinin temelinde, yapıda kullanılan yaklaşık 700 adet geri dönüştürülmüş lastik yatıyor. Bu lastikler, evin toprakla bütünleşen duvarlarının ana bileşenini oluşturuyor. Yapının toprağa kısmen gömülü olması, doğal bir ısı yalıtımı sağlamanın yanı sıra, kış aylarında çevresinde biriken kar kütlesiyle de ek bir yalıtım katmanı kazanıyor. Çatı yapısında ise bölgeden elde edilen ladin ağaçları kullanılarak ekolojik bir yaklaşım benimsenmiş. Bu sayede, dış etkenlerden mümkün olduğunca izole edilmiş, yıl boyunca konforlu bir yaşam alanı yaratılıyor.
Evin ısıtma sistemi, hem çevre dostu hem de verimli çözümlerle donatılmış. Odun sobasının yanı sıra, güneye bakan ve güneş ışığını içeri alan geniş bir sera bölümü, evin ısınmasına önemli ölçüde katkı sağlıyor. Gün boyunca toplanan güneş enerjisi, yapının içinde hapsedilerek dışarıdaki sert hava koşullarına rağmen ideal yaşam sıcaklığının korunmasına yardımcı oluyor. Bu sera alanı sadece ısıtma için değil, aynı zamanda evin sakinlerinin kendi sebze ve meyvelerini yetiştirebileceği bir tarım alanına da dönüşüyor. Böylece hem enerji tasarrufu sağlanıyor hem de taze gıdaya erişim mümkün kılınıyor.
Elektrik ihtiyacının karşılanması da tamamen kendi kendine yeten bir sistemle çözülmüş. Çatıda yer alan altı adet güneş paneli, üretilen enerjiyi kurşun-karbon bataryalarda depolayarak evin tüm elektrik gereksinimini karşılıyor. Nadiren de olsa yaşanan uzun süreli kar fırtınaları gibi güneş enerjisinin yetersiz kaldığı durumlarda, küçük bir jeneratör devreye girerek kesintisiz enerji akışını garanti altına alıyor. Bu sayede, şebekeden bağımsız bu ev, enerji konusunda tam bir özerklik kazanmış oluyor. Suyun temini ise yağmur ve eriyen karların toplanmasıyla sağlanıyor. Toplamda 9 bin litre su kapasiteli iki adet yeraltı deposunda biriktirilen sular, yağışsız dönemlerde karın elle depolara taşınması veya çatıdaki sistemle eritilmesiyle destekleniyor. Dahası, evde kullanılan duş, lavabo ve çamaşır makinesi gibi yerlerden çıkan gri su, özel bir filtreleme sisteminden geçirilerek seradaki bitkilerin sulanmasında yeniden değerlendiriliyor. Duş suları, çakıl tabakasından doğal yollarla süzülerek bahçeye aktarılıyor.
Yapı malzemesi olarak sadece geri dönüştürülmüş lastikler değil, pek çok farklı atık malzeme de ustaca kullanılmış. Mutfak bölümü, tamamen el yapımı ahşap mobilyalarla döşenirken, iç mekanlarda kullanılan bölme duvarlarından biri binlerce cam şişenin bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş. Evde çamaşır kurutma makinesi bulunmuyor; çamaşırlar yaz aylarında dışarıda, kış aylarında ise seranın kontrollü ortamında kurutuluyor. Sıcak su ihtiyacı propan gazıyla çalışan bir sistem aracılığıyla gideriliyor. Bu yenilikçi çift, şu anda yaklaşık 195 metrekarelik ikinci, yine kendi kendine yetebilen bir konut projesi üzerinde de çalışmalarını sürdürüyor.