Davutoğlu'nun "Seçilmiş Son Başbakan" İfadesi Üzerine Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı'ndan Sert Tepki
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Başdanışmanı Mehmet Uçum, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun avukatı Hasan Seymen tarafından dile getirilen "Türkiye Cumhuriyeti'nin seçilmiş son başbakanı" şeklindeki tanımlamaya sert bir yanıt verdi. Uçum, bu ifadenin hukuki ve anayasal gerçeklerle bağdaşmadığını belirterek, parlamenter sistemdeki başbakanlık ve bakanlık görevlerinin doğası gereği halk tarafından doğrudan seçilmediğini savundu. Uçum, Türkiye'nin son başbakanının Binali Yıldırım olduğunu vurgulayarak, bu tür tanımlamaların tarihi ve hukuki gerçekleri çarpıttığını ifade etti.
Mehmet Uçum, Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekilliği görevini de yürüttüğü bilgisini paylaşarak, Ahmet Davutoğlu hakkında yürütülen bir soruşturma sonrasında yeniden gündeme gelen bu "seçilmiş son başbakan" tanımlamasına dair değerlendirmelerini sosyal medya üzerinden kamuoyu ile paylaştı. Uçum, parlamenter sistemin işleyişine dair yaptığı açıklamalarda, başbakanların ve bakanların halk tarafından doğrudan seçilmiş kişiler olarak kabul edilmesinin mevcut anayasal düzenlemelerle uyumlu olmadığını belirtti. Parlamenter sistemde halkın iradesinin doğrudan Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerini belirlediğini, genel seçimlerde en çok oyu alan partinin genel başkanının otomatik olarak anayasal anlamda "seçilmiş başbakan" statüsüne ulaşamayacağını dile getirdi.
Uçum, parlamenter sistemdeki uygulamanın detaylarına inerek, "İşin aslı, parlamenter sistemimizde ne başbakan 'seçilmiş başbakan'dı ne de milletvekilleri 'seçilmiş bakan'dı. Halk tarafından doğrudan seçilenler sadece Türkiye Büyük Millet Meclisinin üyeleri olan milletvekilleriydi. Halk başbakan veya bakan seçmezdi." şeklinde konuştu. Bu bağlamda, Davutoğlu'nun avukatı tarafından kullanılan "seçilmiş son Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı" ifadesine özellikle dikkat çektiğini belirten Uçum, Türkiye'de Başbakanlık görevini en son Binali Yıldırım'ın yürüttüğünü hatırlattı. Uçum, "Eğer parlamenter sistemde başbakanlar milletvekilleri olmaları sebebiyle seçilmiş sayılıyorsa Türkiye'nin 'seçilmiş son başbakanı' Sayın Binali Yıldırım olur." diyerek kendi argümanını güçlendirdi. Uçum ayrıca, genel seçimlerde en fazla milletvekilini çıkaran siyasi partinin genel başkanı için "seçilmiş başbakan" kavramının kullanılmasının da kendi içinde çelişkiler barındırdığını, zira bu yaklaşımın yalnızca hükümeti kurarak göreve başlayan başbakanları kapsayacağını, görev değişikliğiyle başbakan olanları ise bu tanımın dışında bırakacağını ifade etti. Aynı mantığın bakanlar için de geçerli olacağını ve tutarsızlıklar yaratacağını sözlerine ekledi.
Mehmet Uçum, açıklamasında, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçişle birlikte yürürlükten kaldırılan 1982 Anayasası'nın 109. maddesine de atıfta bulundu. Bu maddeye göre başbakanın Cumhurbaşkanı tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri arasından atanacağı, bakanların ise başbakan tarafından yine milletvekilleri veya milletvekili seçilme yeterliliğine sahip kişiler arasından belirlenerek Cumhurbaşkanı tarafından göreve getirileceği belirtiliyordu. Uçum, bu anayasal hükmü gerekçe göstererek, parlamenter sistem dönemindeki başbakan ve bakanların hukuki açıdan "seçilmiş" değil, "atanmış" olarak değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Davutoğlu için kullanılan "seçilmiş son başbakan" sıfatının hiçbir hukuki veya anayasal zemine dayanmadığını öne süren Uçum, "Dolayısıyla hiçbir mantıksal tutarlılığa dayanmayan, meşruiyet dayanağı olmayan ve o dönemin Anayasa hükümlerine açıkça aykırı olan, deyim uygun düşerse uydurma bir sıfat üretildiği anlaşılıyor." diyerek açıklamasını tamamladı. Uçum, ayrıca Türkiye'de zaman zaman tekrar gündeme gelen parlamenter sisteme dönüş tartışmalarına da değinerek, bu tür bir siyasi programın artık gerçekçi bir karşılığının olmadığını ve halkın Cumhurbaşkanını doğrudan seçme hakkını kısıtlamayı amaçlayan politikaların kabul görmeyeceğini belirtti. Parlamenter sisteme dönüş çağrılarını ise "gerici bir siyaset" olarak nitelendirdi.