Dilovası'nda İş Cinayeti Sonrası Adalet Arayışı Sürüyor
Kocaeli'nin Dilovası ilçesinde, kaçak ve hakkında yıkım kararı bulunan bir binada faaliyet gösteren parfüm ve kolonya imalathanesinde meydana gelen elim yangın felaketinin ardından, hayatını kaybeden işçilerin aileleri adalet arayışlarını sürdürüyor. Aylardır devam eden mücadelelerinde ikinci haftasına giren 'Adalet Nöbeti' kapsamında bir araya gelen aileler, kamuoyuna seslenerek dayanışma çağrısında bulundu. İş cinayetlerinde yitirilen tüm emekçiler için adalet talep eden aileler, bu mücadelenin bir nöbet haline gelmek zorunda kaldığını belirttiler.
Aileler adına yapılan açıklamada, Kasım ayında yaşanan faciada, en temel iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin dahi alınmadığı, insani koşullardan uzak bir ortamda çalıştırılan yakınlarını kaybettikleri vurgulandı. Soruşturma sonucunda iş yeri sahipleri, bina sahibi ve iş sağlığı uzmanları hakkında dava açılmasına rağmen, aileler bu yargılamanın ne yeterli ne de adil olmadığını ifade etti. Görgü tanıklarının ifadelerine göre, iş yerini denetlemekle görevli zabıtaların denetim yerine hediyelerle ayrıldığı imalathaneden, kendilerinin sevdiklerinin cansız bedenlerini çıkardığını belirten aileler, sorumluluğun daha geniş bir kesime yayıldığını dile getirdi. Bu kapsamda, iş yerinin hemen yanında bulunan ve işçilerin çalışma koşullarına şahit olabilecek durumda olan Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) görevlileri ile kaçak binanın kullanımına göz yuman belediye ve bakanlık yetkilileri gibi sorumluluğu bulunan hiçbir kamu görevlisinin henüz yargılanmadığına dikkat çekildi.
Açıklamada, facianın yaşanmasına neden olan ihmaller zincirinde rolü bulunan kamu görevlilerinin birçoğunun görevlerine devam ettiği kaydedildi. Hatta, Dilovası Kaymakamı'nın son kararname ile farklı bir ile atanarak yargı çevresinden uzaklaştırıldığı belirtildi. Aileler, yakınlarının ölüme gidişine neden olan ihmallere göz yumanların, yapmadıkları görevlerinin başında hayatlarını sürdürdüğünü ifade ederek, olaydan 7 ay geçmesine rağmen kamu görevlileriyle ilgili dosyada somut bir ilerleme kaydedilmediğini dile getirdi. Öte yandan, iş yeri sahipleri gibi bazı kişilerin yargılandığı davada ise ilk iki celsede birden fazla kişinin tahliye edilmesi, ailelerin adalet beklentilerini daha da zedeledi. Aileler, adaletin kendi mücadelelerini ve kayıplarının hakkını yok sayarak, ihmalkarları ve işbirlikçilerini serbest bıraktığını, ancak facianın yaşanmasına zemin hazırlayan kamu görevlilerini ise yargı önüne çıkarmadığını savundu.
Yaşanan tahliyelerin artmaması ve kamu görevlilerinin bir an önce yargı önüne çıkarılması gerektiğini savunan aileler, adalet nöbeti sayesinde geçtiğimiz Cuma günü yapılan tutukluluk incelemelerinde tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamı yönünde karar alınmasının kısmi bir başarı olduğunu ancak yeterli olmadığını vurguladı. Yargı süreçlerinin özensiz ve yavaş ilerlediğini, duruşmaların kamuoyundan kaçırılarak farklı bir ilçeye nakledildiğini belirten aileler, bu durumun adeta 'bu işin peşini bırakın' mesajı verdiğini ifade etti. Ayrıca, çeşitli kanallardan kendilerine ulaşan 'helalleşme' talepleri ve siyasi parti yöneticileri ile sanık yakınları aracılığıyla yapılan baskıların, adalet mücadelelerinden vazgeçmeleri yönünde olduğunu ancak acılarının ve hak arayışlarının satılık olmadığını kesin bir dille ifade ettiler. Yalnızca halka ve aynı kaderi paylaşan emekçilere güvendiklerini belirten aileler, tüm halkı ve emekçileri dayanışmaya davet ederek, kamu görevlilerinin yargılanması, tahliyelerin durdurulması, tahliye edilenlerin tutuklanması, etkin bir soruşturma yürütülmesi ve Meclis'te acil bir araştırma komisyonu kurulması taleplerini yineledi.