Dışişleri Bakanı Fidan'dan Japonya ve İsrail'e Yönelik Stratejik Hamleler
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, önemli açıklamalarda bulunarak hem Asya hem de Orta Doğu coğrafyasındaki stratejik iş birliklerine ve güvenlik meselelerine dair Türkiye'nin vizyonunu ortaya koydu. Japonya ile savunma ve ileri teknoloji alanlarında iş birliğinin geliştirilmesi yönünde güçlü mesajlar veren Fidan, aynı zamanda Orta Doğu'da barış ve istikrarın tesisi için kapsayıcı bir güvenlik platformu oluşturulması gerektiğini vurguladı. Bu platformun işleyebilmesi için İsrail ile normalleşme sürecinin, iki devletli çözüm prensibine dayalı bir Filistin devletinin tanınmasına ve Gazze'deki insani trajedinin sona ermesine bağlı olduğunu belirtti.
Nikkei Asia gazetesine verdiği özel mülakatta, Türkiye ve Japonya arasındaki savunma sanayii iş birliğinin potansiyelini değerlendiren Bakan Fidan, iki ülkenin birbirini tamamlayıcı sanayi altyapılarına sahip olduğunu ve bu durumun karşılıklı fayda sağlayacak güçlü bir iş birliği zemini oluşturduğunu ifade etti. Fidan, savunma sanayii dışındaki alanlarda da önemli fırsatlar gördüklerini dile getirerek, enerji, dijital dönüşüm, havacılık, uzay teknolojileri, robotik ve tedarik zincirleri gibi sektörlerde iş birliğinin derinleştirilebileceğini aktardı. Özellikle Eskişehir'deki nadir toprak elementleri rezervlerine dikkat çeken Fidan, Türkiye'nin stratejik hedefinin yalnızca hammadde çıkarmakla sınırlı olmadığını, bunun yerine yüksek katma değerli ara ürünler ve nihai ürünler üretmeyi amaçladıklarını vurguladı. Bu bağlamda, Japon teknolojisi ve sermayesi ile kurulacak bir ortaklığın her iki taraf için de kazançlı olacağına inandığını sözlerine ekledi.
Orta Doğu'daki güvenlik mimarisine ilişkin önerilerini de paylaşan Dışişleri Bakanı Fidan, bölge ülkelerinin toprak bütünlüğüne saygı duyduğu, kapsayıcı bir güvenlik yapısının kurulabileceğini belirtti. Bu olası platforma Pakistan, Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin katılım gösterebileceğini ifade eden Fidan, koşulların uygun olması halinde İran'ın da bu yapıya dahil olabileceği ihtimalini dile getirdi. Fidan, İsrail'e yönelik dikkat çekici bir teklifte bulunarak, İsrail'in 1967 sınırlarına dayalı, egemen ve yaşayabilir bir Filistin devletini tanıması durumunda, Türkiye'nin önerdiği bu bölgesel güvenlik platformunda yer alabileceğini belirtti. Bu önemli adımın atılması halinde, İsrail'in güvenliğinin bölgesel aktörler tarafından güçlü bir şekilde destekleneceğine dair beklentisini paylaştı.
Bakan Fidan'ın bu çıkışı, uluslararası arenada yaşanan diplomatik gelişmelerin ardından geldi. Özellikle ABD Başkanı'nın Ortadoğu ülkelerini İsrail ile ilişkileri normalleştirmeye yönelik anlaşmalara davet etme çabaları sürerken, Türkiye'nin kendi vizyonunu ortaya koyması dikkat çekti. Türkiye'nin İsrail ile olan ilişkilerinin kopma noktasına gelmesinin temel nedenini, Gazze'de yaşanan insani felaket ve sivillere yönelik saldırılar olarak gösteren Fidan, savaş öncesinde iki ülke arasındaki 10 milyar dolarlık ticaret hacmine işaret etti. Ticaretin dondurulma gerekçesini açıkça ifade eden Fidan, İsrail'in Filistinlilere yönelik saldırılarını durdurması ve Gazzelilerin temel insani ihtiyaçlara erişimini sağlaması gerektiğini vurguladı. Bu şartların yerine getirilmesi halinde ilişkilerin normalleşebileceğini belirten Fidan, Türkiye'nin öncelikli hedefinin uluslararası hukuka uygun, iki devletli bir çözüme ulaşmak olduğunu yineledi. İsrailli bazı siyasetçilerin Türkiye'yi stratejik bir tehdit olarak lanse etme eğilimini eleştiren Fidan, bu tür söylemlerin İsrail'in iç siyasetindeki bazı ihtiyaçlardan kaynaklandığını ima etti.