DSÖ'den Acil Uyarı: 170 Milyon Çocuk ve Ergen Obezite Tehdidi Altında
Sağlık

DSÖ'den Acil Uyarı: 170 Milyon Çocuk ve Ergen Obezite Tehdidi Altında

1

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), küresel ölçekte çocuk ve ergen sağlığına yönelik önemli bir tehdit olan obezite konusunda endişe verici verileri kamuoyuyla paylaştı. Yapılan açıklamaya göre, dünya genelinde tam 170 milyon çocuk ve ergen, obezite sorunuyla mücadele ediyor. Bu rakamlar, obezitenin yaygınlığının son yıllarda katlanarak arttığını ve acil önlemler alınması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor. DSÖ, bu ciddi halk sağlığı sorununa karşı mücadelede rehberlik etmek amacıyla, çocuk ve ergenlerde obeziteye yönelik kapsamlı bir kılavuz yayımlayarak, sağlık sistemlerine ve sağlık profesyonellerine yol göstermeyi hedefliyor. Bu kılavuz, zamanında, kanıta dayalı ve bireye odaklı yaklaşımlarla obeziteyle mücadelede etkili bir bakım sunulmasını amaçlıyor.

DSÖ'nün yayımladığı rapor, obezite yaygınlığının boyutunu gözler önüne seriyor. Raporda belirtildiğine göre, günümüzde 5 ila 19 yaş arasındaki 170 milyon çocuk ve ergen obezite ile yaşamını sürdürüyor. Bu nüfusun içinde 5-9 yaş grubundan 70 milyon çocuk ve 10-19 yaş grubundan 100 milyon ergen bulunuyor. Daha da dikkat çekici olanı, bu yaş grubunda obezite oranlarının 1990 yılından bu yana dört katına çıkarak yüzde 2'den yüzde 8'e yükselmiş olması. Bu durum, obezitenin sadece bireysel bir sağlık sorunu olmaktan çıkıp, küresel bir halk sağlığı krizi haline geldiğini gösteriyor. Obezitenin, yaşamın erken evrelerinde başlayıp ilerleyen yıllarda tip 2 diyabet ve kalp-damar hastalıkları gibi ciddi kronik rahatsızlıkların riskini önemli ölçüde artırabildiği de raporda vurgulanan önemli noktalardan biri.

Obezitenin sadece fiziksel sağlık üzerindeki etkileriyle sınırlı kalmadığı, aynı zamanda bireylerin sosyal ve psikolojik refahını da derinden etkilediği belirtiliyor. Obeziteyle yaşayan çocukların ve ergenlerin, toplum içinde ayrımcılığa ve zorbalığa maruz kalma olasılıklarının daha yüksek olduğu ifade ediliyor. Bu durum, onların ruh sağlığını olumsuz etkileyerek kaygı, depresyon ve düşük özsaygı gibi sorunlara yol açabiliyor. Bu nedenle, obezitenin önlenmesi ve etkin bir şekilde yönetilmesi, çocukların ve ergenlerin fiziksel gelişimlerinin yanı sıra ruhsal sağlıklarını korumak, sağlıklı büyümelerini desteklemek, eğitim hayatlarında başarılı olmalarını sağlamak ve genel yaşam kalitelerini yükseltmek açısından büyük önem taşıyor. DSÖ, bu kapsamda, yapılandırılmış beslenme düzenlemeleri, düzenli fiziksel aktivite ve davranışsal müdahaleleri içeren çok yönlü programları kuvvetle öneriyor. Ayrıca, ebeveyn veya bakım veren kişinin gözetiminde olmak kaydıyla, belirli koşullar altında dijital sağlık müdahalelerinin de kullanılabileceği belirtiliyor.

Raporda, obezite tedavisinde ilaç veya cerrahi müdahalelerin ilk seçenek olarak görülmemesi gerektiği vurgulanıyor. DSÖ, 0-9 yaş arası çocuklar için herhangi bir ilaç tedavisi, bariatrik cerrahi veya kilo verme cihazı kullanımını önermiyor. 10-19 yaş arasındaki ergenlerde ise, onaylanmış ilaçlarla tedavi, yalnızca kapsamlı bir yaşam tarzı programıyla istenen sonuçların elde edilemediği durumlarda ve sıkı bir tıbbi gözetim altında değerlendirilebilir. Çok ciddi obezite vakalarında ise, yine belirli ve sıkı koşullar altında bariatrik cerrahi düşünülebilir. Raporda öne çıkan bir diğer önemli nokta ise, obezite ile ruh sağlığı sorunlarının birlikte ve erken yaşlarda ele alınması gerekliliği. Kaygı, depresyon ve sosyal geri çekilme gibi ruhsal sorunların, sağlıksız beslenme alışkanlıklarını ve fiziksel hareketsizliği tetikleyebileceği belirtiliyor. Bu nedenle, sağlık profesyonellerinin, aile odaklı ve kapsayıcı stratejiler kullanarak hem obeziteyi hem de eşlik eden ruh sağlığı problemlerini bütüncül bir yaklaşımla ele almaları gerektiği ifade ediliyor. DSÖ Beslenme ve Gıda Güvenliği Departmanı Direktörü Dr. Luz Maria De Regil, "Çocuklar ve ergenler için obezite bakımının temelini ilaç veya cerrahi değil, sağlıklı beslenmeyi, fiziksel aktiviteyi ve sürdürülebilir davranış değişikliğini destekleyen kapsamlı bir yardım erişimi oluşturmaktadır." diyerek, erken yaşlardan itibaren kaliteli bakıma erişimin ve destekleyici ortamların sağlanmasının, yaşam boyu sağlık için kritik bir yatırım olduğunu vurguluyor.

Paylaş

İlgili Haberler