Düşük Özgüvenin Sinyal Verdiği 10 Yaygın Cümle ve Çözüm Yolları
Dünya

Düşük Özgüvenin Sinyal Verdiği 10 Yaygın Cümle ve Çözüm Yolları

1

Günlük hayatta kurduğumuz bazı cümleler, farkında olmadan içimizdeki özgüven eksikliğinin dışa vurumu olabiliyor. Psikoloji alanındaki uzmanlar, bu tür ifadelerin yaygınlığının, bireylerin kendilerine dair olumsuz algılarını pekiştirebildiğini belirtiyor. Kendine güven, kişinin kusurlarıyla birlikte tüm yönlerini kabul edip, kendi değerini bilmesi anlamına geliyor. Psikiyatrist ve psikoterapist Frédéric Fanget, kaleme aldığı 'Özgüven: Kendine Nasıl İnanırsın?' adlı eserinde, özgüvenin temelde kişinin kendi yeteneklerini ve sınırlılıklarını doğru bir şekilde analiz edebilmesinden kaynaklandığını ifade ediyor. Bu durum, kişinin kendi farkındalığını ne kadar artırırsa, özgüveninin de o denli sağlamlaşacağına işaret ediyor.

Uzmanların gözlemlerine göre, belirli düşünce ve ifade biçimleri, özgüven yetersizliğinin belirgin göstergeleri arasında yer alıyor. Bu yaygın ifadelerden bazıları şunlardır: Kişilerin sürekli olarak çevrelerindeki insanların kendileri hakkındaki düşüncelerini aşırı derecede önemsemesi, fotoğraf çektirmekten veya video kaydına girmekten kaçınması, kendisini çekici veya değerli bir birey olarak görmekte güçlük çekmesi. Ayrıca, başkalarının görüşlerinden kolayca etkilenme eğilimi, sık sık 'Ben bunu başaramam' gibi olumsuz peşin hükümler üretme, kendi ihtiyaç ve isteklerini sürekli olarak erteleme veya göz ardı etme, konuşurken veya yürürken göz temasından kaçınma, dışarı çıkmadan önce giyim tercihlerini defalarca değiştirerek karar vermekte zorlanma, topluluk önünde konuşma gibi durumlardan yoğun bir şekilde kaçınma ve bir ortama girerken dikkat çekmemek için en kestirme yolları bile tercih etme gibi davranışlar da bu kategoride değerlendiriliyor.

Bu tür ifadelerin veya davranışların zaman zaman her bireyde görülebileceğini belirten uzmanlar, bu durumların kalıcı hale gelmesi halinde kişinin özgüvenini olumlu yönde etkilemek için bilinçli çaba göstermesinin faydalı olacağını vurguluyor. Asıl önemli olan nokta ise, özgüvenin sabit bir özellik olmayıp, geliştirilebilen bir yetenek olduğudur. Fanget'e göre, amaç mükemmel veya olağanüstü bir insan olmak değil; bireyin kendi çevresiyle sağlıklı ilişkiler kurarak toplumsal hayattaki yerini sağlamlaştırmasıdır. Bu hedefe ulaşmanın ilk adımı ise, kişinin kendisi hakkındaki yanıltıcı ve olumsuz algılarını fark etmesidir.

Birçok insanın, başarılarını küçümseyip hatalarını büyütme eğiliminde olduğunu gözlemleyen Fanget, bu olumsuz düşünce döngüsünü kırmak için pratik önerilerde bulunuyor. Bu egzersizlerden biri, kişinin düzenli olarak başardığı işleri ve olumlu özelliklerini not almasıdır. Günlük veya haftalık olarak elde edilen başarıları, sergilenen olumlu davranışları ve gurur duyulan anları bir listeye dökmek, kişinin kendisini daha gerçekçi bir perspektiften değerlendirmesine yardımcı olacaktır. Diğer bir değerli yöntem ise, kişinin yakın çevresinden, örneğin güvendiği arkadaşlarından veya aile üyelerinden, kendisinin farkında olmadığı güçlü yönlerini yazmalarını istemesidir. Bu geri bildirimleri kendi öz değerlendirmesiyle karşılaştırmak, kişinin kendine bakış açısını kökten değiştirebilir. Sonuç olarak, gerçek özgüven; kişinin sadece güçlü yanlarını bilmesiyle değil, aynı zamanda zayıf yönlerini ve hatalarını da kabullenerek bütünsel bir benlik algısı geliştirmesiyle mümkün olmaktadır. Kendini ne denli derinlemesine tanırsa, birey hem aldığı kararlarda hem de yaşamını yönlendirmede o denli sağlıklı ve dengeli bir yol izleyecektir.

Paylaş

İlgili Haberler