Ekrem İmamoğlu'ndan Çıkış: 'Devriniz Bitti, Millet Kazanacak'
Gündem

Ekrem İmamoğlu'ndan Çıkış: 'Devriniz Bitti, Millet Kazanacak'

8

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu, hakkında devam eden yargı sürecinde mahkemede uzun soluklu savunmasını tamamladı. Dört gün süren ve toplamda 4 gün 21 saat olarak kayıtlara geçen savunmasının sonunda İmamoğlu, siyasi bir zeminde yürütüldüğünü iddia ettiği bu davanın, kendisini siyaset sahnesinden uzaklaştırma çabasının çok ötesinde bir anlam taşıdığını belirtti. "Bu dava şahsımı siyaset sahnesinden silmeye çalışmanın çok ötesindedir. Devriniz bitmiştir, zafer yakındır. Son sözü daima millet söylemiştir ve söyler" şeklindeki ifadeleriyle İmamoğlu, davanın kişisel bir mücadele olmaktan ziyade, daha geniş bir siyasi ve toplumsal çerçeveye oturduğunu vurguladı. Mahkeme salonunda siyasetin, sandığın ve milletin iradesinin temsil edildiğini dile getiren İmamoğlu, alınacak kararların önceden belirlenip belirlenmediği konusundaki endişelerini de dile getirerek, heyetin bu süreci ispat etmesi gerektiğini söyledi.

Savunmasında, kendilerinin susmasıyla sorunların ortadan kalkmayacağını, tarihin ve hakikatin susmayacağını ifade eden İmamoğlu, yargının bir baskı aracına dönüştürüldüğü yönündeki eleştirilerini sürdürdü. Milletin iradesine yönelik müdahalelerin geçmişte olduğu gibi aşılacağını belirten İmamoğlu, Cumhuriyetin mirasına ve milletin haklarına sahip çıkmaktan vazgeçmeyeceklerini vurguladı. "Korkmuyoruz, vazgeçmiyoruz. Alnımız ak, başımız dik, bir milim geri adım atmıyoruz, atmayacağız" sözleriyle kararlılığını ortaya koyan İmamoğlu, bu davanın kendisini siyasetten uzaklaştırma çabasının ötesinde bir anlam taşıdığını yineledi. Türkiye'de son sözü hiçbir gücün, makamın veya mahkemenin söyleyemeyeceğini, sözün daima millete ait olduğunu ve olacağını belirten İmamoğlu, adaletin, demokrasinin ve cumhuriyetin kazanacağını, en önemlisi ise aziz milletin kazanacağını söyledi. Kendisini kimseye değil, yalnızca milletine emanet ettiğini ifade eden İmamoğlu, zulmün devam etmesi durumunda sonunun yakın olacağını, mazlumun direnişiyle zaferin yaklaştığını belirtti.

Yargılama sürecini eleştirel bir dille "pusu", "zulüm" ve "güdümlü yargı" olarak tanımlayan İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a 'hemşehrisi' olarak seslenerek bir uyarıda bulundu. Yürütülen işlemlerden Erdoğan'ın tam olarak haberdar olmayabileceği ihtimalini dile getirerek, "Bu kalleş düzen, bu kurulu pusu düzeni, pusu sisteminden kendini de koru. Bir hemşehri olarak, Sayın Cumhurbaşkanı, seni uyarıyorum" çağrısında bulundu. Savunmasında İBB davasında kamuoyuna yansıtılan ve TRT ekranlarında gösterilen görüntüleri hatırlatan İmamoğlu, gizli kasalar, kasa evleri ve yurt dışı hesapları üzerinden oluşturulan algı operasyonunu sert bir dille eleştirdi. "Bunu yazanlar ve yazdıranlar gizli kasa nedir çok iyi biliyorlar" diyen İmamoğlu, muhtemelen bu kişilerin yurt dışında hesapları olduğunu, ancak kendisinin ve arkadaşlarının böyle bir durumunun olmadığını söyledi. "Ne gizli kasalar var ne para kuleleri var. Millete yapılan zulüm var, bu milletin cebinden çalınan paralar var" ifadeleriyle, algı operasyonunun gerçekle bağdaşmadığını savundu.

İmamoğlu, İBB davasında suçlama anlatısının merkezine yerleştirilen para ve değerli eşya görüntülerini, "7 milyon dolar, bilmem ne kadar Euro, sayısız saat, sayısız mücevherler" şeklinde özetleyerek, bu görüntülerin kayyum yönetimindeki Esenyurt Belediyesi'ndeki bir operasyonda ele geçirilenlere ait olduğunu belirtti. Mahkeme heyetine, "Soruşturma böyle yürüdü biliyor musunuz?" diye sorarak, bu tür delillerle soruşturmanın nasıl ilerlediğini sorguladı. AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hitaben, yerel yönetimler, kayyum atamaları ve siyasi rakiplerin tutuklanması gibi konulara değinen İmamoğlu, güçlü bir devletin ancak güçlü yerel yönetimlerle tamamlanabileceğini, yerel yönetimleri ortadan kaldırarak güçlü bir devlet inşa edilemeyeceğini savundu. "Her şeyi ben bilirimle, her şeyi Ankara'ya toplayayım da saray içine tıkıştırayım'la güçlü devlet olamazsın. Kayyumlarla güçlü devlet olamazsın. Rakiplerini hapse tıkarak güçlü devlet olamazsın" dedi. Tutuklu bulunan rakiplerinin olduğunu hatırlatarak, "Hapse tıktığın rakiplerin Edirne'de, Silivri'de yatıyorsa, sen meşru olamazsın. Meşruiyetini kaybettin. Senin bu şekilde girdiğin seçim de meşru olmaz" şeklinde konuştu. İmamoğlu, savunmasında İSTTELKOM Genel Müdürü Melih Geçek'in tutuklanma sürecini de eleştirerek, Geçek'e yedek tutuklama yapıldığını söyledi. "Omurgaları darmadağın olmuş bana daire başkanlığı yapmış bir müptezelin ifadesi üzerine bu arkadaşımın dün sabah ifadesini alıyorsun, akşama tutuklama veriyorsun. Bulunduğunuz kürsüde ahtapotun kolları var. Görüyorsunuz ya da görmüyorsunuz. Sandalyeniz etrafında, bilgisayarınız içerisinde ahtapotun kolları var" diyerek, yargı üzerindeki olası baskılara dikkat çekti. Dört günlük savunma süreci boyunca, mahkeme heyeti İmamoğlu'nun basım aşamasındayken yasaklanan kitabının bir kopyasını mahkemeye sundu. İmamoğlu, kitabın maket olduğunu ve üzerinde herhangi bir tehlikeli unsur bulunmadığını belirterek, kitabın savunmasından korkulduğu için usulsüz bir şekilde yasaklandığını savundu. Bu arada, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, duruşmalar sırasında çekilen ve sosyal medyada paylaşılan görüntülerle ilgili resen soruşturma başlattığı öğrenildi. Savcılık ayrıca, İmamoğlu hakkında yargı mensuplarına yönelik sözleri nedeniyle "kamu görevlilerine görevi nedeniyle aleni hakaret" suçlamasıyla ayrı bir soruşturma daha başlattı.

Paylaş

İlgili Haberler