Emeklilikte Yeni Sistem Belirsizliği: Meclis'in Yol Haritası Bekleniyor
Türkiye'de emeklilik sisteminde köklü değişiklikler yapılması hedeflenen Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi'nin (TES) hayata geçirilmesine yönelik takvim, bir kez daha tartışma konusu oldu. Sistemin 2026 yılı içerisinde yürürlüğe girmesi planlanırken, henüz kamuoyuna sunulmuş detaylı bir kanun teklifi veya taslak metin bulunmaması, belirsizlikleri artırıyor. İşçi ve işveren kesiminin mevcut mali yükümlülükleri, bu önemli reformun önündeki en büyük engellerden biri olarak görülüyor. TES, Orta Vadeli Program (OVP) ve Cumhurbaşkanlığı Programları'nda emeklilik ve tasarruf reformlarının temel taşlarından biri olarak yer alıyor. Planlanan bu yeni modelle, mevcut Otomatik Katılım Sistemi'nin (OKS), işveren katkısını da içeren ikinci bir emeklilik basamağına dönüştürülmesi amaçlanıyor. Ayrıca, mevcut Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ve OKS fonlarının yeniden düzenlenerek, sistem içindeki kesintilerin daha anlaşılır ve sade bir yapıya kavuşturulması da hedefler arasında bulunuyor. Ancak, TES'in yürürlüğe giriş tarihi daha önce birkaç kez ertelenmişti ve yasal düzenlemenin henüz somutlaşmamış olması, sistemin ne zaman faaliyete geçeceğine dair soru işaretlerini derinleştiriyor.
Daha önceki planlamalarda, 2023 yılında yayımlanan yol haritalarında OKS'nin işveren katkısıyla TES'e entegrasyonu için 2024 sonbaharı hedef gösterilmişti. Ancak bu öngörülen düzenleme zamanında hayata geçirilemedi. Ardından takvim önce 2025'e, akabinde ise 2026 yılına ertelendi. 2026 Cumhurbaşkanlığı Programı'nda da OKS'nin işveren katkısıyla ikinci basamak emeklilik sistemine dönüşümü hedefi tekrar vurgulandı. Buna rağmen, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulmuş bir kanun teklifi, kamuoyu ile paylaşılmış kapsamlı bir taslak veya yürürlüğe girecek düzenlemenin detaylarına dair herhangi bir bilgi henüz mevcut değil. Meclis'in Ekim ayında çalışmalarına başlamasıyla birlikte, bütçe görüşmelerinin de gündemin önemli bir bölümünü oluşturması bekleniyor. Bu durum, yılın geri kalan bölümünde TES'in hazırlanıp yasalaşmasının önünde ciddi bir engel teşkil ediyor.
Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi'nin çalışanlar açısından en çok tartışılan yönlerinden biri, sisteme yapılacak olası katkıların mevcut gelirler üzerindeki potansiyel etkisi. Mevcut durumda asgari ücretin 28.075 lira seviyesinde olduğu ve açlık sınırının 36.940 liraya ulaştığı bir ortamda, iki rakam arasındaki farkın 8.865 lirayı aşması dikkat çekiyor. Eğer sisteme çalışanlardan yüzde 3 oranında bir kesinti yapılması öngörülürse, bu durum eline geçen net tutarın daha da azalmasına neden olacaktır. Bu nedenle, çalışan kesimin temel itirazının, gelecekteki emeklilik birikimlerinden ziyade, bugün karşı karşıya kaldıkları geçim sıkıntısı olduğu belirtiliyor. Sistem, yalnızca çalışanlar için değil, işverenler açısından da ek maliyetler getirebilecek nitelikte. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve işsizlik sigortası primlerindeki artışlar göz önüne alındığında, işverenler zaten maliyet baskısı altında bulunuyor. TES kapsamında hem işverene hem de çalışana ayrı ayrı yüzde 3'lük ek katkı getirilmesi durumunda, toplam prim yükünün yüzde 44,75'e kadar çıkabileceği hesaplanıyor. Bu durum, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ'ler) için istihdam kararlarını olumsuz etkileyebilir ve kayıt dışı çalışma eğilimini artırabilir.
TES ile ilgili tartışmaların bir diğer önemli boyutu ise kıdem tazminatı konusu. 2003 yılından bu yana kıdem tazminatının bir fon sistemine dönüştürülerek TES ile entegre edilmesi fikri çeşitli dönemlerde gündeme gelmiş olsa da, sosyal tarafların itirazları nedeniyle somut bir adım atılamadı. Mevcut ekonomik koşullar altında, hem çalışanların yeni bir prim yükünü karşılamakta zorlanacağı hem de işverenlerin ek maliyetleri üstlenmesinin güç olacağı öngörülüyor. Uzmanlar, tarafların uzlaşamadığı bir modelin hayata geçirilmesinin, sosyal ve ekonomik alanda yeni sorunları beraberinde getirebileceği uyarısında bulunuyor. Bazı görüşler, TES'in yerine öncelikle mevcut SGK emeklilik sisteminin daha adil ve sürdürülebilir hale getirilmesi gerektiğini savunuyor. Bu yaklaşıma göre, çalışanların gelecekte daha yüksek bir emeklilik geliri elde etmesi kadar, bugün ödedikleri primler karşılığında adil bir sistemin kurulması da büyük önem taşıyor. Emeklilik reformunun, çalışan, işveren ve devlet arasında tam bir uzlaşma sağlanmadan hayata geçirilmesinin zorluklarına dikkat çekiliyor. Öte yandan, TES nedeniyle kıdem tazminatının ortadan kalkacağı yönündeki iddialara karşı çalışanlar uyarılıyor; zira mevcut durumda kıdem tazminatına ilişkin bir değişiklik bulunmuyor ve uygulaması devam ediyor. Bu sebeple, doğrulanmamış söylentilere itibar ederek işten ayrılmanın doğru olmayacağı vurgulanıyor. TES'in 2026'da hayata geçirilip geçirilemeyeceği konusundaki belirsizlik devam ederken, gözler Meclis'in açılmasının ardından atılacak adımlara çevrilmiş durumda.