Emtia Piyasalarında Tansiyon Yüksek: Doların Yükselişi, Değerli Metallerde Düşüşe Neden Oldu
Geride bıraktığımız haftada emtia piyasaları, küresel dinamiklerin etkisiyle önemli dalgalanmalar yaşadı. Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası'nın (Fed) yeni başkanı Kevin Warsh yönetiminde gerçekleşen ilk Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısı ve ABD ile İran arasında sağlanan diplomatik anlaşma, piyasalarda fiyatlamalar üzerinde belirleyici rol oynadı. Bu gelişmeler sonucunda altın, gümüş ve platin gibi değerli metallerde sert düşüşler gözlemlenirken, Amerikan dolarında ise yükseliş eğilimi hakim oldu. Yatırımcılar, bu önemli emtia gruplarındaki güncel durumu ve geleceğe yönelik beklentileri yakından takip ediyor.
Pakistan'ın arabuluculuğuyla yürütülen ABD-İran müzakerelerinde 14 Haziran'da varılan 14 maddelik anlaşma, hafta başından itibaren küresel piyasalarda risk algısının belirgin şekilde azalmasına katkı sağladı. Anlaşmanın, bölgedeki çatışmaların sonlandırılması, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nın yeniden ulaşıma açılması ve ABD'nin İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasının kaldırılmasını içermesi, piyasalarda olumlu bir hava yarattı. Anlaşmanın taraflarca imzalanmasının ardından Hürmüz Boğazı'ndaki tanker geçişlerinin yeniden başlaması, küresel enerji arzının normale dönebileceği beklentilerini güçlendirerek petrol fiyatlarındaki jeopolitik risk primini düşürdü. Ancak, geçişlerin savaş öncesi seviyelerin altında kalması, gemilerden önceden izin istenmesi ve bölgedeki güvenlik risklerinin tamamen ortadan kalkmamış olması, piyasalardaki iyimserliği bir miktar sınırladı. Ayrıca, İsviçre'de yapılması planlanan takip görüşmelerinin ertelenmesi, anlaşmanın kalıcı bir barışa dönüşüp dönüşmeyeceği konusundaki belirsizlikleri devam ettirdi.
Diğer yandan, Fed'in 17-18 Haziran tarihlerinde gerçekleştirdiği FOMC toplantısı, piyasalarda farklı bir etki yarattı. Toplantıda, politika faizinin beklentiler doğrultusunda yüzde 3,5 ile 3,75 aralığında sabit tutulması oy birliğiyle kararlaştırıldı. Ancak, bankanın federal fon oranına ilişkin 2026 yılı sonu orta vadeli tahminini mart ayındaki yüzde 3,4'ten yüzde 3,8'e yükseltmesi ve yayımlanan nokta grafiğinde katılımcıların yarısının yıl sonuna kadar en az bir faiz artırımı öngörmesi, Fed'in sıkı para politikası duruşunu uzun bir süre koruyabileceği beklentilerini güçlendirdi. Toplantı sonrası yayımlanan karar metninin önceki açıklamalara kıyasla belirgin şekilde kısaltılması, ileriye dönük yönlendirme niteliğindeki ifadelerin çıkarılması ve yeni başkan Warsh'un nokta grafiğine kendi faiz tahminini dahil etmemesi, piyasalarda belirsizliğin artmasına neden oldu. Warsh'un basın toplantısında yaptığı, enflasyonun yüzde 2'lik hedefin oldukça üzerinde seyrettiğini belirterek fiyat istikrarını sağlama konusundaki kararlılığını vurgulayan açıklamaları, bankanın 'şahin' duruşunu pekiştirdi. Bu gelişmelerin ardından ABD'nin 10 yıllık tahvil faizleri haftayı yüzde 4,46 seviyesinde tamamlarken, dolar endeksi hafta içinde 13 ayın zirvesi olan 101,1'e kadar yükselerek haftayı yüzde 1,1'lik bir artışla 100,8 seviyesinden kapattı.
Değerli metaller cephesinde ise, Fed'in beklentilerden daha sıkı bir para politikası sinyali vermesi ve dolar endeksinin son 13 ayın en yüksek seviyesine ulaşması, satış baskısını artırdı. Doların diğer para birimleri karşısında değer kazanması, uluslararası yatırımcılar için altın, gümüş ve platin gibi değerli metallerin maliyetini yükseltti. Aynı zamanda, faizlerin uzun süre yüksek kalabileceğine dair beklentiler, faiz getirisi sağlamayan bu varlıklara olan talebi azalttı. Bu faktörlerin bir araya gelmesiyle, ons bazında gümüş yüzde 5, platin yüzde 3,2, paladyum yüzde 1,9 ve altın ise yüzde 1,3 oranında değer kaybetti. Haftanın sonunda spot altının ons fiyatı yaklaşık 4 bin 169 dolar civarında işlem gördü. Baz metaller tarafında ise, Fed'in şahin tutumu ve Çin ekonomisine dair gelen veriler fiyatlamaları etkiledi. Dünyanın en büyük metal tüketicisi olan Çin'de perakende satışların mayıs ayında aylık bazda gerilemesi ve sabit varlık yatırımlarının yıllık bazda azalması, sanayi metallerine olan talebe ilişkin endişeleri artırdı. Bu durum, dolar endeksinin yükselmesiyle birleşerek alüminyum, bakır, nikel, çinko ve kurşun gibi baz metallerde düşüşlere yol açtı.