Evsiz Adam Lüks Sarayda Yaşam Sürüyor: 280 Milyon Dolarlık Mülkün Gizemi
Dünya

Evsiz Adam Lüks Sarayda Yaşam Sürüyor: 280 Milyon Dolarlık Mülkün Gizemi

1

Londra'nın en gözde semtlerinden Knightsbridge'de, değeri 280 milyon doları aşan ultra lüks bir malikane, sıradan bir zengin aileye veya genç bir milyardere ev sahipliği yapmıyor. Aksine, bu görkemli yapının kapalı havuzlu, dört asansörlü ve kırk beş odalı devasa alanının içerisinde, beklenenin aksine, yıllardır tek bir kişi yaşıyor: Anders Fernstedt. İsveçli evsiz Fernstedt, son üç yıldır bu muazzam mülkün ön verandasında kurduğu çadırda hayatını sürdürüyor ve kimse tarafından rahatsız edilmiyor.

2020 yılında yaklaşık 280 milyon dolara satılarak İngiliz emlak tarihinin en pahalı konut satışı rekorunu kıran bu devasa yapı, geçmişte altın varak kaplı çöp kutuları, yarı değerli taşlarla bezenmiş mermer banyolar ve Murano cam avizelerle doluydu. Ancak bugün, bu lüksün hemen yanı başında, 60'lı yaşlarındaki Fernstedt, akan suyun bile bulunmadığı bir çadırda yaşam mücadelesi veriyor. Geceleri tuvalet ihtiyacını plastik şişelere giderdiğini esprili bir dille 'Everest ana kampı sorunları' olarak tanımlayan Fernstedt, zorlu koşullarına rağmen şaşırtıcı bir iyimserlik sergiliyor. Bu durum, küresel emlak piyasasının uçsuz bucaksız zenginliği ile sokaklarda yaşam mücadelesi verenlerin arasındaki derin uçurumu gözler önüne seriyor.

Anders Fernstedt, genellikle zihinlerde canlanan evsiz profillerinden oldukça farklı bir kişilik. Edinburgh Kraliyet Botanik Bahçesi'nde bahçecilik eğitimi almış, 'The Economist' dergisi için bilgi doğrulama görevinde bulunmuş ve hatta 'New York Times' yazarına robotik üzerine bir kitap hazırlığında yardımcı olmuş entelektüel birikime sahip. Peş peşe yaşadığı haksız tahliyeler, şiddetli bir saldırı sonucu yaşadığı kulak zarı yırtılması ve hastanede kaldığı süre zarfında tüm eşyalarının çalınması gibi talihsiz olaylar zinciri onu sokaklara itmiş. Ancak Fernstedt, hayatta kalma ve çevresine uyum sağlama konusunda ustaca yöntemler geliştirmiş. Yakındaki bir Lübnan restoranı, telefonunu şarj etmesine ve ücretsiz Wi-Fi hizmetinden yararlanmasına olanak tanıyor. Bir Rus Ortodoks kilisesi ise kendisine düzenli olarak yiyecek ve giyecek temin ediyor. Londra'nın soğuk kışlarından korunmak için Macar kaz tüyü yorganına güvenen Fernstedt, aynı zamanda birkaç kapı ötede yaşayan emekli bir Azerbaycan büyükelçisi dahil olmak üzere mahalle sakinleriyle de yakın ilişkiler kurmuş.

2-8A Rutland Gate adresindeki bu gizemli malikanenin geçmişi, sahibinin kim olduğu konusundaki belirsizliklerle dolu. 1980'lerin başında Lübnanlı milyarder Rafik Hariri tarafından, yan yana bulunan evlerin birleştirilmesiyle inşa edilen yapı, Hariri'nin 2005'te Beyrut'ta bir suikasta kurban gitmesinin ardından bir Suudi prensin mülkiyetine geçmiş. 2020 yılında ise Britanya Virjin Adaları merkezli şüpheli bir şirket aracılığıyla, Çinli gayrimenkul devi Evergrande'nin kurucusu Hui Ka Yan tarafından satın alındığı ortaya çıkmış. Ancak Evergrande'nin içinde bulunduğu borç krizi ve 2024'teki iflas süreci, mülkün sahipliği konusunda yeni bir karmaşayı beraberinde getirmiş. Şeffaflık yasaları gereği mülkün asıl sahibinin açıklanması gerektiğinde, resmi kayıtlarda Hui Ka Yan yerine o dönemki eşi Ding Yumei'nin adı geçmiş. Ardından gelen boşanma, Hui'nin dolandırıcılık suçlamalarını kabul etmesi ve Ding'in varlıklarının dondurulmasıyla birlikte, mülkün satışı veya kullanımı imkansız hale gelmiş. Sonuç olarak, kimse bu evi ne satabiliyor ne de içinde yaşayabiliyor.

Milyonlarca dolarlık boş bir sarayın verandasında, kendi 'hayali gerçekliğini' kurarak yaşayan Fernstedt, bu durumu psikolojik olarak şu şekilde açıklıyor: "Kendime şöyle dedim: Bu benim hayali gerçekliğim. Ben bir çocuğum, anne babam evde. Onlara sadece 'Ağaç evde kamp yapabilir miyim?' diye sordum. Sert bir baba tavrıyla 'Oğlum, odanda mı uyumak istersin yoksa ağaç evde mi?' diyorlar. Ben de sevinçle bağırıyorum: Ağaç ev! Ağaç ev! Ağaç ev!" Fernstedt, bu hayali dünyasında, yaşadığı verandayı çiçekler, bisikletler, oyuncak ayılar ve kitap yığınlarıyla adeta küçük bir yuvaya dönüştürerek kendine özgü bir yaşam alanı yaratmış.

Uzmanlara göre, Londra'daki bu trajikomik hikaye, New York, Miami ve Los Angeles gibi küresel metropollerin de karşı karşıya olduğu yaygın bir barınma krizinin bir yansıması. Yalnızca Birleşik Krallık'ta 2025 yılı itibarıyla 300 binden fazla konutun uzun süreli olarak boş kalacağı tahmin edilirken, yüz binlerce insan konut edinme umuduyla bekleme listelerinde yer alıyor. Milyarderlerin lüks mülklerini birer 'ev' olarak değil, yalnızca alınıp satılacak birer yatırım aracı olarak görmesi, binlerce evsizin kapı eşiklerinde yaşam mücadelesi verdiği modern dünyanın en çarpıcı çelişkilerinden biri olmaya devam ediyor.

Paylaş

İlgili Haberler