Ferrari'nin İlk Elektrikli Modeli 'Luce' Tasarımıyla İkiye Böldü
Otomotiv dünyasının efsanevi markası Ferrari, tarihinin ilk tamamen elektrikli otomobili 'Luce' ile karşımızda. F40, Testarossa ve LaFerrari gibi ikonik modelleriyle milyonların hayallerini süsleyen İtalyan devi, 'Luce' ile hem teknolojik bir devrim yapmayı hem de tasarım konusunda cesur adımlar atmayı hedefliyor. Ancak, 1.035 beygir gücündeki bu yeni model, görücüye çıktığı ilk andan itibaren otomotiv meraklıları ve markanın sadık hayranları arasında büyük bir tartışma başlattı.
Ferrari'nin elektrifikasyon stratejisinin ilk somut ürünü olan Luce, adını İtalyancada 'ışık' anlamına gelen kelimeden alıyor. Aracın en çok dikkat çeken ve aynı zamanda en çok eleştirilen yönü ise alışılmış Ferrari çizgilerinden oldukça uzaklaşan radikal tasarımı. Bu sıra dışı tasarımın arkasında ise teknoloji dünyasının yakından tanıdığı isimler bulunuyor. Apple'ın eski tasarımcıları Jony Ive ve Marc Newson'ın kurduğu ünlü tasarım stüdyosu LoveFrom, Luce'un hem dış hem de iç mekan tasarımına imza atmış. Ferrari'nin geçmişte Pininfarina ve Bertone gibi efsanevi tasarım evleriyle çalışmasının aksine, bu kez LoveFrom'a tam bir tasarım özgürlüğü tanıdığı görülüyor. Sonuç olarak ortaya çıkan dört kapılı ve beş koltuklu yapı, üzerinde meşhur şahlanan at logosu olmasa, bir Ferrari olduğunu anlamanın güç olacağı bir formda. Bu durum, markanın DNA'sını koruyup korumadığına dair soruları da beraberinde getiriyor.
Luce'un tasarımındaki cesur dokunuşlar pek çok detayda kendini gösteriyor. Ön bölümde, Amerikan kaslı otomobili Dodge Charger Daytona'yı anımsatan devasa bir aerodinamik kanat profili dikkat çekiyor. Bu kanadın hemen arkasında, parlak siyah renkte ikinci bir panel alanı bulunuyor. Yan hatlara bakıldığında ise, önde 23 inç, arkada ise 24 inç boyutlarında oldukça büyük jantlar göze çarpıyor. Kapı kolları gizlenmiş bir tasarıma sahipken, arka yolcuların erişimi için geriye doğru açılan 'intihar kapıları' (suicide doors) olarak bilinen bir mekanizma tercih edilmiş. Aracın arka kısmı ilk bakışta geleneksel bir sedanı çağrıştırsa da, arka cam ve bagaj kapağı tek parça halinde yukarı doğru açılıyor. Marka yetkilileri, bu arka tasarımda 360 Modena ve 458 Italia modellerinden ilham alındığını belirtiyor.
Tasarım konusundaki eleştirilere rağmen, Ferrari Luce performansıyla iddialı bir duruş sergiliyor. Araç, markanın yeni hiper otomobil projesi F80'den esinlenerek geliştirilen dört adet yüksek performanslı elektrik motoruna güç veriyor. Gövdeye entegre edilmiş 122 kilovat-saat (kWsa) kapasiteli batarya paketi, sadece enerji depolamakla kalmıyor, aynı zamanda şasinin rijitliğini yüzde 25 oranında artırıyor. Bu sayede Luce, tek şarjla yaklaşık 530 kilometrelik bir menzil sunabiliyor. 800 Volt mimarisine sahip olan araç, 350 kW'lık hızlı şarj desteğiyle de dikkat çekiyor. Bu teknoloji sayesinde, sadece 20 dakikalık bir şarjla 70 kWsa'lik enerji depolamak mümkün oluyor. 2.260 kilogramlık ağırlığıyla 'en ağır Ferrari' unvanını da alan Luce, Avrupa pazarında vergiler hariç yaklaşık 550.000 Euro'dan başlayan fiyatlarla alıcı bulacak. Bu radikal modelin yollarda nasıl bir karşılama göreceği ve satış rakamlarının ne olacağı ise şimdiden büyük bir merak konusu.