Fon Skandalı Büyüyor: 830 Milyar TL Bitti, Yatırımcılar Mağdur
Gündem

Fon Skandalı Büyüyor: 830 Milyar TL Bitti, Yatırımcılar Mağdur

10

Türkiye'de Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), MASAK ve BDDK gibi kurumların denetiminde olması gereken fon piyasasında yaşanan devasa skandal, gün geçtikçe daha da derinleşiyor. Son verilere göre, yaklaşık 17 Eylül tarihinden bu yana yedi farklı portföy şirketine ait toplam 131 fonun tasfiyesi gerçekleşti. Bu durumdan etkilenen mağdur yatırımcı sayısı 455.758'e ulaşırken, buharlaşan para miktarı akıl almaz bir boyuta ulaşarak 830 milyar TL'yi buldu. Olayın vahameti karşısında, Tera, Pusula ve Destek gibi şirketlerin patronları dahil olmak üzere tam 45 kişi tutuklanırken, 37 kişi hakkında yurt dışına çıkış yasağı kararı alındı. Ayrıca, 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin mal varlıklarına el konuldu. Lüks yaşamlarıyla dikkat çeken bu kişilere ait özel jetler, süper yatlar ve lüks otomobiller de birer birer devletin kontrolüne geçiyor. El konulan hesaplardaki toplam tutarın 750 milyon TL'yi aştığı belirtiliyor.

Bu denli büyük bir vurgunun yaşanması, yatırımcıların aklına önemli soruları getiriyor. Yüz binlerce insanın parasının buharlaştığı bu süreçte, portföy şirketlerini denetlemekle görevli olan Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) bu 'Fonzi' sisteminden haberi yok muydu? Mali Suçları Araştırma Kurulu'nun (MASAK) faaliyetlerinden neden bu denli geç haberdar olundu? Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ise bu kritik süreçte adeta tatilde miydi? Bu sorular, soruşturmanın kapsamının genişlemesi ve sorumluların hesap vermesi gerektiği yönündeki talepleri de beraberinde getiriyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Sermaye Piyasası Kurulu'na (SPK) ilk uyarısını 25 Şubat 2025 tarihinde yaptığı, resmi yazışmalara yansıdı. Bu uyarı yazısında, Borsa İstanbul'daki olağanüstü hareketliliğe dikkat çekilerek bir soruşturma başlatıldığı bilgisi paylaşıldı ve SPK'dan detaylı bilgi talep edildi. Şüpheli listesinin de gönderildiği bu yazıda, Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız'ın adı öne çıktı. Yarız'ın geçmişte Can2 Termik ve Vakıf Finans hisselerinde işlem yasağı aldığı, ayrıca 2024 yılında Katılımevim Tasarruf Finansmanı AŞ, Birleşim Grup Enerji ve Mopaş gibi şirketlerin hisselerinde manipülasyon yaptığına dair ciddi iddialar yer alıyordu. Ancak bu uyarıya rağmen SPK'dan beklenen acil ve etkili bir müdahale gelmedi.

Savcılığın, 19 Ağustos tarihinde SPK'ya gönderdiği ikinci bir gizli yazıda, bazı hisselerde değerlerinin 100 katına varan artışların yaşandığı ve bunun anormal bir fiyat hareketi oluşturduğu vurgulandı. Bu yazıda, Tera'nın işlem yaptığı Özata Denizcilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, Pusula'nın işlem gördüğü Gündoğdu Gıda Süt Ürünleri Sanayisi ve Destek Faktoring gibi şirketlerin hisseleri açıkça belirtildi. Ancak SPK, bu ikinci uyarıya da kayıtsız kaldı. Savcılık ayrıca, 17 Ağustos'ta MASAK'a da bir yazı göndererek, para hareketlerinin takibi ve banka hesaplarına tedbir konulması talebinde bulundu. Bu talebin zamanında yerine getirilmesi halinde, Pusula Finans Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan ve Muhammed Yarız'ın yurt dışına büyük miktarda para transfer edemeyeceği öne sürülüyor. Turhan'ın İsviçre'deki bir banka hesabına 1 milyar TL'den fazla para gönderdiği, Yarız'ın ise 2 milyar TL'den fazla parayı yurt dışına çıkardığı ve bir kısmını Hamza Kablan'a aktardığı iddiaları gündemde. Hatta Yarız'ın, değeri 220 milyon TL'yi bulan beş lüks aracını krizden hemen önce sembolik bir fiyata devrettiği de ortaya çıktı.

Bu skandalın merkezinde yer alan Tera Portföy'ün patronu Erdin Özel'in, eski AK Parti Ekonomi İşleri Başkan Yardımcısı olduğu ve AK Partili eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya ile yakınlığı olduğu iddiaları da dikkat çekiyor. Kaya'nın eşi İlyas Kaya'nın da bu sistemden büyük paralarla ayrıldığı öne sürülüyor. Bu durum, olayın siyasi boyutunu da gündeme getirirken, Kaya'nın derhal istifa etmesi ve elde ettiği haksız kazancın kamuya aktarılması gerektiği yönündeki çağrılar yükseliyor. Soruşturmanın, eski SPK Başkanı Ömer Gönül başta olmak üzere, SPK, MASAK ve BDDK'da ihmali veya dahli olan tüm üst düzey yetkililere uzanması bekleniyor. Bu kişilerin görevden alınarak yargılanmaları, kamuoyunun vicdanını rahatlatacaktır. Cumhurbaşkanı'nın bir zamanlar dile getirdiği "Ulan hepiniz oradaydınız be!" sözü, bu olaydaki sorumlulukların ne denli geniş bir alana yayıldığını ve birçok kişinin olan bitenden haberdar olduğunu düşündürüyor. Denetleyici kurumlardaki zafiyetler ve olası ihmallerin aydınlatılması, benzer skandalların yaşanmaması için büyük önem taşıyor.

Paylaş

İlgili Haberler