Fransa'da Antik Kazı: 300 Kişilik Köyün Altından Binlerce Zar Çıktı
Dünya

Fransa'da Antik Kazı: 300 Kişilik Köyün Altından Binlerce Zar Çıktı

1

Fransa'nın Vosges bölgesinde yer alan ve günümüzde yalnızca 300 kişinin yaşadığı sakin Grand köyünün altında yürütülen arkeolojik kazılar, bilim dünyasında büyük bir heyecan yarattı. Yapılan araştırmalar sonucunda, antik bir yapının tek bir odasında gizlenmiş binlerce kemik zar gün yüzüne çıkarıldı. Milattan sonraki ilk yüzyıllara ait olduğu düşünülen bu zarlar, Fransa'da şimdiye kadar keşfedilen en büyük antik zar koleksiyonunu oluşturuyor. Arkeologlar ve tarihçiler, bu denli büyük bir zar koleksiyonunun neden tek bir yerde toplandığı sorusuna yanıt arıyor.

Kazılar, 2026 yılının Temmuz ayında titizlikle gerçekleştirildi. Ulusal Arkeoloji Müzesi'nin Roma Galya koleksiyonlarından sorumlu baş küratör Thierry Dechezleprêtre'nin öncülüğünde ve çeşitli üniversitelerden gelen öğrencilerin katılımıyla yürütülen çalışmalarda, kemikten özenle oyulmuş binlerce küçük küp gün ışığına çıktı. Bu keşif, aslında 2024 yazında antik bir bazilikanın yakınında yapılan çalışmalarda bulunan 197 adet zarın ardından bölgenin tarihi dokusuna yönelik araştırmaların genişletilmesiyle şekillendi. Dechezleprêtre, kazıların temel amacının, günümüz köyünün üzerine kurulduğu antik kent merkezinin kentsel dokusunu ve çevresindeki bölgelere kıyasla daha az bilinen yapısını daha iyi anlamak olduğunu belirtti.

Yaklaşık 3 metreye 4 metre boyutlarındaki küçük bir yapı, arkeologların yoğun ilgisini çekti. Bu yapının içerisinde çok sayıda özgün eserin bulunması, araştırmacıları buraya daha yakından odaklanmaya sevk etti. Kazı alanında, alışılmış arkeolojik buluntular olan madeni paralar ve seramiklerin yanı sıra, şaşırtıcı sayıda dikiş iğnesi ve binden fazla antik zar ortaya çıkarıldı. Bu zarların şekli, günümüzde kullandığımız zar modellerini şaşırtıcı derecede andırıyor. Üzerlerindeki sayı sistemi de oldukça tanıdık: Zarların karşılıklı yüzlerindeki rakamların toplamı yediye denk geliyor. Yani, bir sayısının karşısında altı, ikinin karşısında beş ve üçün karşısında ise dört bulunuyor. Bu durum, zar oyunlarının ne kadar köklü bir geçmişe sahip olduğunu ve antik dönemlerde bu oyunun toplumun farklı kesimleri tarafından benimsenip oynandığını gösteriyor.

Thierry Dechezleprêtre, bu bulgunun, günümüzde hala büyük bir popülerliğe sahip olan zar oyunlarının ne kadar uzun ömürlü olduğunun etkileyici bir kanıtı olduğunu vurguladı. Oyunun, kölelerden imparatorlara kadar her kesimden insan tarafından oynandığını ve sosyal sınıfları aşan bir nitelik taşıdığını belirtti. Roma Galya'sındaki arkeolojik alanlarda birkaç zara rastlamak olağan bir durum olsa da, tek bir noktada bu denli büyük bir koleksiyonun bulunması, araştırmacıları farklı ihtimalleri değerlendirmeye yöneltti. İlk akla gelen ihtimallerden biri, bölgede bir kemik işleme atölyesinin bulunmasıydı. Galya-Roma döneminde sığırların uzun kemikleri, zarların yanı sıra iğne, menteşe ve çeşitli günlük eşyaların yapımında yaygın olarak kullanılıyordu. Ancak, kazılar sırasında bu tür bir atölyeye işaret edecek kemik atıklarına rastlanmadı. Bu durum, zarların burada üretilmesinden ziyade, başka bir amaçla bir araya getirilmiş olabileceği fikrini güçlendirdi.

Araştırmacılar, binlerce zarın aynı yerde toplanmasının ardında yatan nedeni anlamak için farklı senaryolar üzerinde duruyor. Kumar ve oyun amacıyla kullanılan zarların yanı sıra, antik dünyada zarların kehanet uygulamalarında ve dini ritüellerde de kullanıldığı biliniyor. Tanrılardan yardım dilemek veya onlara şükran sunmak amacıyla yapılan adakların arasında zarlar da bulunabiliyordu. Grand'daki buluntuların da bu tür bir ritüelle ilişkili olma ihtimali üzerinde duruluyor. Dechezleprêtre, bu olasılığı şu sözlerle açıkladı: "Zar attığınızda bu insan elinin eylemidir. Zar düştüğünde ise tanrıların alanıdır." Antik insanların, zarın gösterdiği sayıyı tanrıların bir işareti olarak yorumlamış olabileceği ve zarların bu nedenle sadece bir oyun aracı değil, aynı zamanda insanlarla tanrılar arasında bir iletişim aracı olarak da görüldüğü düşünülüyor. Ayrıca, bulunan zarların bazılarında sayı bulunmaması veya kenarlarının tam olarak yuvarlatılmamış olması, bu zarların gösterdiği sayıdan çok, şekillerinin ve kendilerinin sembolik bir anlam taşıdığına işaret ediyor olabilir. Bu durum, zarların sadece oyun amaçlı kullanılmadığına dair önemli bir ipucu niteliğinde.

Kazı alanındaki başka bir bulgu da, dini ritüel ihtimalini daha da güçlendiriyor. Yapıya doğru uzanan ve üzerinde daha fazla zar bulunan bir boru hattının tespiti, buluntular ile su arasında bir bağlantı olabileceği fikrini ortaya attı. Galya-Roma toplumlarında suyun, tanrılarla iletişim kurma bağlamında özel bir anlam taşıdığı ve özellikle kaynakların kutsal kabul edildiği biliniyor. Dechezleprêtre'ye göre, Grand'daki yapının, Roma Galya'sında şans ve kaderle ilişkilendirilen tanrıça Fortuna'ya adanmış bir ibadet alanı olması da muhtemel senaryolar arasında yer alıyor. Ancak, tüm bu teorilere rağmen, araştırmacılar henüz kesin bir sonuca ulaşabilmiş değil. Gelecek yıllarda yapılacak yeni kazıların ve detaylı analizlerin, bu antik gizemi çözmek için daha fazla ışık tutması bekleniyor.

Yaklaşık 300 kişinin yaşadığı Grand köyünün altında, geçmişte oldukça önemli bir yerleşimin bulunduğu anlaşılıyor. Köyün altındaki yaklaşık 80 hektarlık alan, bir Galya-Roma kentinin kalıntılarını barındırıyor. Surlar, bir amfitiyatro ve bazilika gibi büyük yapıların izleri, bu yerleşimin geçmişteki önemini gözler önüne seriyor. Dechezleprêtre, Grand'ın resmi olarak bölge başkenti olmamasına rağmen, bir başkentin sahip olması beklenen pek çok özelliğe sahip olduğunu vurguluyor. Stratejik kavşaklardan ve önemli nehirlerden uzakta gelişmiş olmasına rağmen, zamanında oldukça önemli bir merkez haline gelmiş olması dikkat çekici. Ancak Orta Çağ'da bu önemini yavaş yavaş yitirmiş. Günümüzde ise bölgenin zengin tarihi mirası, arkeolojik çalışmalarla yeniden gün yüzüne çıkarılıyor. Vosges Bölgesi ve Bölgesel Arkeoloji Servisi'nin desteğiyle yürütülen bu çalışmalar, her yıl yaklaşık 20 bin ziyaretçiyi bölgeye çekiyor. Antik zarların bir kısmı şimdiden Grand Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmeye başlandı. Ancak arkeologların önünde hâlâ yanıtlanması gereken en büyük soru duruyor: Binlerce zar neden aynı yapıda bu kadar yoğun bir şekilde bir araya gelmişti? Gelecek yaz yapılacak yeni kazıların, bu gizemi aydınlatacak yeni ipuçları sunması umuluyor.

Paylaş

İlgili Haberler