Fukuşima'dan Okyanusa 170 Bin Ton Arıtılmış Radyoaktif Su Salındı
Dünya

Fukuşima'dan Okyanusa 170 Bin Ton Arıtılmış Radyoaktif Su Salındı

7

Japonya'da bulunan Fukuşima Daiichi Nükleer Santrali'nde biriken ve arıtma işlemlerinden geçirilen radyoaktif atık suyun Pasifik Okyanusu'na kontrollü bir şekilde tahliyesi sürmektedir. 2023 yılında başlayan bu sürecin bir parçası olarak, 2026 yılının Ağustos ayına gelindiğinde okyanusa salınan atık su miktarı 170 bin tonluk önemli bir eşiği aşmış durumdadır. Bu atık su, 2011 yılında yaşanan yıkıcı deprem ve tsunaminin ardından ağır hasar gören nükleer santralde meydana gelmiştir. Reaktörlerin soğutulması amacıyla kullanılan suyun yanı sıra, santral binalarının içine sızan yer altı ve yağmur suları da radyoaktif elementlerle temas ederek kirlenmiştir. Yıllar boyunca biriken bu kirli su, santralin bulunduğu geniş alana konuşlandırılan yüzlerce devasa tankta muhafaza edilmiştir.

Denize boşaltılmadan önce uygulanan arıtma süreci oldukça kapsamlıdır. Tanklarda biriken radyoaktif atık su, doğrudan okyanusla buluşturulmamaktadır. İlk olarak, Gelişmiş Sıvı İşleme Sistemi (ALPS) olarak bilinen ileri teknoloji bir arıtma sisteminden geçirilmektedir. Bu karmaşık işlem sayesinde sudaki pek çok radyoaktif madde, belirlenmiş güvenlik sınırlarının altına indirilmektedir. Bununla birlikte, bu gelişmiş sistemin dahi sudan tamamen ayırmakta zorlandığı bir madde bulunmaktadır: trityum. Hidrojen izotoplarından biri olan trityum, radyoaktif bir formdur ve su molekülleriyle kolayca bütünleşebilmektedir. Bu özelliği nedeniyle, mevcut arıtma teknolojileriyle büyük hacimlerdeki sudan tamamen ayrıştırılması ciddi bir zorluk teşkil etmektedir. Bu sebeple, arıtma sürecinden geçen atık su, denize verilmeden önce çok büyük miktarlarda deniz suyu ile karıştırılarak seyreltilmektedir.

Japon yetkililer ve santrali işleten Tokyo Elektrik Enerjisi Şirketi (TEPCO), tahliye edilen sudaki trityum yoğunluğunu litre başına 1.500 bekerel seviyesinin altında tutmaktadır. Bu konsantrasyon değeri, Japonya'nın kendi belirlediği yasal sınırlamanın dahi oldukça altındadır. Ardından, hazırlanan su, kıyı şeridinden yaklaşık bir kilometre uzağa döşenen özel bir tünel vasıtasıyla Pasifik Okyanusu'na kontrollü bir şekilde salınmaktadır. Bu tahliye işlemi, tek bir seferde büyük bir hacim olarak değil, belirli periyotlarla ve daha küçük partiler halinde gerçekleştirilmektedir. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA), Japonya'nın bu tahliye yöntemini uzun süren detaylı incelemeler sonucunda değerlendirmiştir. Kurum tarafından yapılan açıklamalarda, tahliye işleminin belirlenen uluslararası standartlara uygun bir şekilde yürütülmesi halinde, insan sağlığı ve çevre üzerindeki radyolojik etkinin ihmal edilebilir düzeylerde kalacağı belirtilmiştir. Tahliye süreci boyunca, çevresel etkileri izlemek amacıyla deniz suyu ve çevre örneklerinden düzenli olarak radyasyon seviyeleri ölçülmektedir.

Fukuşima'daki radyoaktif atık su tahliyesi 170 bin tonu aşmış olsa da, santraldeki sorunlar henüz tam olarak çözülmüş değildir. Santral yerleşkesinde bulunan tanklarda halen 1,2 milyon tonun üzerinde arıtılmış su depolanmış durumdadır. Bu durumun temel nedenlerinden biri, santralde her gün yeni kirlenmiş su oluşumunun tamamen engellenememesidir. Yağmur ve yeraltı sularının hasarlı tesislere sızmasını minimize etmek amacıyla çeşitli önlemler alınmasına rağmen, her gün ilave su miktarları radyoaktif maddelerle temas ederek kirlenmeye devam etmektedir. Bu yeni kirlenen sular da toplanarak arıtılmakta ve depolanmaktadır. Japon hükümeti, tanklarda biriken tüm suyu kısa süre içinde okyanusa boşaltma gibi bir planı bulunmamaktadır. Tahliye işleminin, santralin tamamen sökülmesi projesiyle eş zamanlı olarak önümüzdeki on yıllar boyunca sürmesi öngörülmektedir. Tankların kademeli olarak kaldırılmasıyla elde edilecek alanların, hasarlı reaktörlerin sökülmesi ve radyoaktif yakıt kalıntılarının temizlenmesi gibi kritik çalışmalarda kullanılması hedeflenmektedir. Fukuşima'daki bu tahliye süreci uluslararası düzeyde tartışılmaya devam etse de, süreç Japon yetkililer, TEPCO ve IAEA tarafından yakından izlenmektedir. Pasifik Okyanusu'na bırakılan su, santralde ilk oluştuğu haliyle değil; radyoaktif maddelerin büyük bir kısmının arıtıldığı ve trityum seviyesinin deniz suyu ile seyreltilerek azaltıldığı arıtılmış atık sudan oluşmaktadır.

Paylaş

İlgili Haberler