Gazeteci Fatih Altaylı'dan Cem Küçük Soruşturması Üzerine Çarpıcı İddialar
Gazeteci Fatih Altaylı, kaleme aldığı son yazısında, kamuoyunda geniş yankı uyandıran Cem Küçük soruşturmasının detaylarına ve kapsamına dair önemli iddialarda bulundu. Altaylı, soruşturmanın başlangıç noktasından itibaren ne denli büyüdüğünü vurgulayarak, Rasim Ozan Kütahyalı ile başlayan, Cem Küçük'ün dahil olmasıyla derinleşen ve Tahir Sarıkaya'nın tutuklanmasıyla birlikte farklı boyutlar kazanan bu sürecin henüz bitmediğini belirtti. Soruşturmanın daha da genişleyeceğinin artık herkes tarafından görüldüğünü ifade eden Altaylı, bu durumun hukuki süreçlerin ne kadar karmaşık bir hal aldığını gözler önüne serdiğini söyledi.
Altaylı, soruşturma kapsamında savcılık makamında bulunan ve ifade veren itirafçıya dair de dikkat çekici bir değerlendirme yaptı. Eldeki bilgilere göre, savcıların elindeki itirafçı metnini inceleyenlerin, bu kişinin büyük olasılıkla Rasim Ozan Kütahyalı olduğunu düşündüğünü aktardı. Bu yöndeki yorumların, Kütahyalı'nın yakın bir zamanda serbest bırakılabileceği ihtimalini de güçlendirdiğini ekledi. Bu durum, soruşturmanın gidişatını ve elde edilen delillerin niteliğini de önemli ölçüde etkileyebilecek bir gelişme olarak öne çıkıyor.
Fatih Altaylı, edindiği bilgilere dayanarak, bu olayın sadece birkaç kişiden ibaret olmadığını, aksine geniş bir yapılanmanın varlığına işaret ettiğini dile getirdi. Güvenilir kaynaklardan aldığı bilgilere göre, adı geçen kişilerin birkaç yıl öncesine kadar bir ekip olarak hareket ettiklerini ve o dönemde iktidara yakın medya kuruluşlarındaki bazı üst düzey yöneticilerin ve etkili isimlerin kontrolü altında çalıştıklarını iddia etti. Bu durum, medyadaki güç dengeleri ve manipülasyon iddialarını da yeniden gündeme taşıdı. Altaylı ayrıca, Rasim Ozan Kütahyalı'nın bu ekipten ayrılmasının ardından, adeta kontrolsüz bir hale gelerek farklı çevreler tarafından kullanılmaya başlandığı yönündeki bilgiyi de paylaştı.
Cem Küçük'ün soruşturmadaki rolüne dair de yorumlarda bulunan Altaylı, Küçük'ün kendine 'derin devlet' imajı çizmeye çalışmasının ciddi rahatsızlık yarattığını belirtti. Tehdit ve şantaj iddialarının sadece gazetecilik camiasında değil, aynı zamanda siyaset ve bürokrasi içindeki önemli isimlerin de dikkatini çektiğini söyledi. Altaylı, bir diğer isim olan Tahir Sarıkaya'nın ise adeta bir halkla ilişkiler ajansı gibi çalıştığını öne sürdü. Sarıkaya'nın, gazeteciler ile belediyeler arasında aracılık yaparak, özel sipariş üzerine haber ve röportajlar organize ettiği iddialarını gündeme getirdi. Soruşturmanın mali boyutuna da değinen Altaylı, ortada sadece buzdağının görünen kısmı olduğunu, aslında milyonlarca liralık para transferlerinin gerçekleştiğini ve durumun tahmin edilenden çok daha büyük boyutlarda olduğunu vurguladı. Altaylı, soruşturma kapsamına giren isimler arasında bir genel yayın yönetmeni, çok sayıda tanınmış spor yorumcusu ve iki gazetecinin daha bulunduğunu ekleyerek, bu ekibe zemin hazırlayan kişilerin de mercek altına alındığını belirtti. Altaylı, savcılığın yürüttüğü titiz çalışmanın sonuç vereceğini ve herhangi bir müdahale olmazsa soruşturmanın daha da büyüyeceği öngörüsünde bulundu.