Geniş Tanımlı İşsizlik Tehlikeli Boyutta: Sayı 12.3 Milyonu Aştı
Türkiye'de işsizlik sorununa ilişkin endişe verici veriler gün yüzüne çıktı. Bağımsız bir araştırma kuruluşu olan DİSK-AR'ın yayımladığı son rapor, geniş tanımlı işsiz sayısının Temmuz 2026 itibarıyla 12 milyon 305 bine ulaştığını ortaya koydu. Bu rakam, işsizlik oranının yüzde 30,6 seviyesine yükseldiğini gösteriyor. Mevsim etkilerinden arındırılmış dar tanımlı işsizlik oranı yüzde 8,1 olarak açıklanırken, dar ve geniş tanımlı oranlar arasındaki makasın 22,5 puana kadar açılması dikkat çekici bir tablo oluşturdu.
Rapora göre, bir önceki yıla kıyasla geniş tanımlı işsiz sayısında önemli bir artış yaşandığı gözlemlendi. Temmuz 2024'te 10 milyon 903 bin olan geniş tanımlı işsiz sayısı, Temmuz 2025'te 12 milyon 328 bine fırlamış, ardından Temmuz 2026'da 12 milyon 305 bin olarak kaydedildi. Bu verilere göre, son iki yıl içerisinde geniş tanımlı işsiz ordusuna yaklaşık 1 milyon 402 bin kişi daha katılmış oldu. Dar tanımlı işsizlik rakamlarında ise sınırlı dalgalanmalar yaşanırken, genel tablo işgücü piyasasındaki ciddi sıkıntıları gözler önüne seriyor.
Özellikle kadınlar arasındaki işsizlik oranları alarm veriyor. DİSK-AR'ın analizleri, geniş tanımlı kadın işsizliğinin yüzde 40 gibi ürkütücü bir seviyeye ulaştığını gösteriyor. Bu durum, kadınların işgücüne katılımında ve istihdamında karşılaştıkları derin sorunların bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Çalışmak istediği halde iş bulamayan bireylerin sayısı 5 milyona yaklaşırken, haftada 40 saatten az çalışıp daha fazla mesai yapmak isteyenlerin sayısı da 4,5 milyon olarak hesaplandı. Bu da gizli işsizlik ve yetersiz istihdam sorunlarının boyutunu ortaya koyuyor.
DİSK-AR'ın Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı Hanehalkı İşgücü Araştırması verilerini temel alarak hazırladığı "İşsizliğin Görünümü Raporu", ülkenin ekonomik sağlığı ve sosyal refahı açısından önemli çıkarımlar sunuyor. İş bulma umudunu tamamen yitirmiş 831 bin kişinin varlığı da tabloyu daha da karamsar hale getiriyor. Bu veriler, işgücü piyasasında yapısal reformların ve acil önlemlerin alınması gerektiği yönündeki çağrıları daha da güçlendiriyor.