Güney Pasifik'in Issızlığı: Ticaret ve Uzay Çöplüğünün Buluştuğu Nokta
Dünya

Güney Pasifik'in Issızlığı: Ticaret ve Uzay Çöplüğünün Buluştuğu Nokta

3

Denizcilik ve iklim bilimi uzmanları, Güney Amerika ile Avustralya arasındaki devasa okyanus boşluğunun ticari gemi trafiğine kapalı olmasının ardındaki şaşırtıcı nedenleri ortaya koydu. Muazzam coğrafi mesafeler, kesintisiz devam eden şiddetli fırtına kuşakları ve stratejik limanların yokluğu, bu bölgeyi küresel deniz ticaretinin dışında bırakıyor. Küresel gemi hareketlerini gösteren analiz haritalarında, Kuzey Pasifik'in binlerce ticari gemiyle dolu olduğu görülürken, Güney Pasifik'in büyük bir bölümü adeta ıssız bir 'su çölü' olarak tanımlanıyor.

Bu rotada ticari faaliyetlerin sınırlı olmasının temelinde, küresel deniz ticaretinin büyük ölçüde Kuzey Yarımküre'deki ana aktarma merkezlerine dayanması yatıyor. Güney Pasifik'teki uzun mesafeler, yakıt ikmali yapabilecek yeterli sayıda ara limanın bulunmamasından kaynaklanan lojistik sorunları beraberinde getiriyor. Ayrıca, 'Alçalan Kırklar' ve 'Öfkeli Elliler' olarak bilinen, sürekli esen aşırı güçlü rüzgarların yarattığı devasa dalgalar, modern ve sağlam çelik gövdeli gemiler için bile geçişi son derece riskli ve masraflı hale getiriyor. Bu izole hat üzerinde meydana gelebilecek herhangi bir mekanik arıza veya acil durumda, yardım ekiplerinin veya kurtarma helikopterlerinin ulaşması neredeyse imkansız olduğundan, mürettebatın hayatta kalma şansı büyük ölçüde tehlikeye giriyor.

Okyanusun bu ıssızlığının tam kalbinde, herhangi bir kara parçasına en az 2 bin 688 kilometre mesafede bulunan ve 'erişilemezlik kutbu' olarak adlandırılan Nemo Burnu (Point Nemo) yer alıyor. Bu bölgenin izolasyon derecesi öylesine yüksektir ki, yaklaşık 400 kilometre üzerlerinden geçen Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki (ISS) astronotlar, o anda Dünya üzerindeki en yakın insan topluluğundan bile çok daha uzakta oluyorlar. Bu olağanüstü ıssızlık, uluslararası uzay ajansları için önemli bir avantaj sağlıyor. Deniz trafiğinin ve balıkçılık faaliyetlerinin yok denecek kadar az olması nedeniyle, ömrünü tamamlamış uydular, roket parçaları ve eski uzay istasyonları için kontrollü bir iniş alanı olarak kullanılıyor.

1970'lerden bu yana, yüzlerce uzay enkazı bu koordinata yönlendirilmiş durumda. Bunlar arasında, 2001 yılında kontrollü bir şekilde yörüngeden çıkarılarak düşürülen Rus Mir Uzay İstasyonu da bulunuyor. Şili ve Yeni Zelanda hükümetlerinin işbirliğiyle gerçekleştirilen bu operasyonlar, uzay kirliliğini önleme çabalarının bir parçası. Mevcut planlara göre, Uluslararası Uzay İstasyonu'nun da görev süresi dolduğunda, yaklaşık 2030 yılında bu okyanus mezarlığına indirilerek kontrollü bir şekilde batırılması öngörülüyor.

Güney Pasifik'teki bu ıssızlığın ve boşluğun sadece coğrafi ve lojistik nedenlerle açıklanması mümkün değil. Bölge, aynı zamanda okyanus bilimcileri için de benzersiz bir alan oluşturuyor. Kendi ekseni etrafında büyük bir hızla dönen 'Güney Pasifik Girdabı' adı verilen güçlü bir okyanus akıntısı sistemi, bu bölgenin merkezinde yer alıyor. Bu girdap, okyanusun derinliklerinde yer alan ve deniz besin zincirinin temelini oluşturan soğuk, mineral açısından zengin suların yüzeye çıkışını engelliyor. Besin maddelerinin yüzeye ulaşamaması, planktonların gelişimini imkansız kılıyor. Planktonların yokluğu ise doğal olarak balık popülasyonlarının ve diğer deniz canlılarının bu bölgede yaşamasına olanak tanımıyor. Sonuç olarak, sıcak ve berrak olmasına rağmen biyolojik olarak tamamen verimsiz olan bu devasa su kütlesi, balıkçılık endüstrisi için de cazibesini yitiriyor ve Güney Pasifik'teki bu mutlak izolasyon döngüsünü tamamlıyor.

Paylaş

İlgili Haberler