Halk TV'ye Kayyum Atandı: Yayınlara Polis Baskınıyla Son Verildi
Gündem

Halk TV'ye Kayyum Atandı: Yayınlara Polis Baskınıyla Son Verildi

7

Türkiye'nin önemli haber kanallarından Halk TV, dün sabaha karşı beklenmedik bir operasyonla sessizliğe gömüldü. Sabah saat 05.00 sularında, çok sayıda polisin kanalın Topkapı'daki merkezine gelmesiyle başlayan süreçte, canlı yayın akışı aniden kesildi. Yayına bir film konulurken, kanal yönetiminin görevden alındığı ve yerine kayyum atandığı duyuruldu. Bu gelişme, ülkedeki medya özgürlüğü ve ifade hürriyeti üzerindeki tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Sabahın erken saatlerinde polis ekiplerinin kanal binasına giriş yapmasının ardından detaylı bir arama gerçekleştirildi. Kanalın bulunduğu Topkapı'daki cadde ve bina çevresi, güvenlik önlemleri kapsamında polis barikatlarıyla tamamen kapatıldı. Operasyonun başlamasıyla birlikte, kanal çalışanlarının büyük bir kısmı binaya ulaşmaya çalıştı ancak girişlerine izin verilmedi. Bu durum, çalışanlar ve yöneticiler arasında büyük bir şaşkınlık ve tepkiyle karşılandı. Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş, bilgi alma hakkının engellenmesine karşı yayın akışını sürdürme çabasında bulunduysa da kayyumun talimatıyla bu girişim sonuçsuz kaldı.

Kayyum atamasının ardından kanalın normal yayın akışının durdurulması üzerine, Halk TV muhabirleri duruma çözüm bulmak amacıyla alternatif bir yol izledi. Kanal çalışanları, YouTube platformu üzerinden ortak bir yayın gerçekleştirdi. Bu yayınlarda, muhabirler bulundukları farklı noktalardan canlı bağlantılar kurarak yaşananları aktardılar ve gelişmeleri izleyicilere duyurmaya çalıştılar. Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş, stüdyoya son kez girerek çalışma arkadaşlarına bir veda konuşması yaptı. Toktaş, yaptığı konuşmada, ana kumanda kendilerinde olmadığı için ekrandan veda edemediklerini ancak bir şekilde seslerini duyurmaya devam edeceklerini belirterek, "Gazetecilik bitmez" mesajını verdi. Ayrıca, yaklaşık 20 yıldır yayın hayatında olan bir kanala gece yarısı operasyonuyla el konulmasının, bilgi edinme hakkının engellenmesi anlamına geldiğini vurguladı. Toktaş, geçmişte de benzer baskılarla karşılaştıklarını, arkadaşlarının darp edildiğini, hapse atıldıklarını ve yayınlarının durdurulduğunu hatırlatarak, bu zorluklara rağmen doğru bildiklerini aktarmaya devam ettiklerini ve tarihin doğru tarafında durmayı sürdüreceklerini ifade etti.

Halk TV'ye yönelik bu müdahalenin duyulmasının ardından çeşitli kesimlerden destek mesajları ve ziyaretler gelmeye başladı. Yeni Parti'den bir heyet kanalı ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerini iletti. Parti temsilcilerinden Ali Mahir Başarır, yaşananların geçici olduğunu ve "Bu karanlık bitecek" şeklinde konuştu. Yeni Parti, seçmenlerini de destek ziyaretlerine davet etti. Bu arada, kanalın kapanması üzerine farklı şehirlerde de destek gösterileri düzenlendiği bildirildi. Öte yandan, Halk TV'nin sahibi Cafer Mahiroğlu, sosyal medya üzerinden bir video yayımlayarak duruma tepki gösterdi. Mahiroğlu, "Bugün Türkiye adına karanlık bir gün. Kanalımızı mutlaka geri alacağız" diyerek, Halk TV'ye sahip çıkmanın Türkiye'deki demokrasi mücadelesine sahip çıkmak anlamına geldiğini belirtti. İktidarı yanlış adımdan dönmeye çağıran Mahiroğlu, Türkiye'nin bu kötülüğü hak etmediğini söyledi. Kendisi hakkındaki suçlamaları reddeden Mahiroğlu, kendisiyle birlikte yedi aile bireyinin de gözaltına alındığını, en çok da Sivas'ın Gürün ilçesinde yaşayan 70 yaşındaki ağabeyinin evine gidilerek gözaltına alınmasının kendisini derinden üzdüğünü dile getirdi. Mahiroğlu, tüm vatandaşları Halk TV'ye sahip çıkmaya davet etti.

Bu operasyon kapsamında, daha önce de birçok farklı medya kuruluşuna kayyum olarak atanan eski Yeni Şafak yazarı İbrahim Paşalı'nın Halk TV'ye kayyum olarak görevlendirildiği bilgisi paylaşıldı. Paşalı'nın daha önce Flash Haber, EkoTürk, Habertürk, Show TV, Bloomberg HT ve TELE1 gibi kanallarda da kayyum olarak yer aldığı biliniyor. Öte yandan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma çerçevesinde toplamda 11 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi. Gözaltına alınanlar arasında Cafer Mahiroğlu'nun ağabeyleri Hasan Özdemir, İbrahim Özdemir ve Mustafa Özdemir, baldızı Armağan Küçük'ün yanı sıra Mediha Burumoğlu, Halit Akın, Ali Turan, Murat Koçak, TÜROFED Başkanı Erkan Yağcı ve Mahiroğlu'nun eniştesi Süleyman Özen de bulunuyor. Cafer Mahiroğlu, Hakan Arıcan, Mehmet Necati Yağcı ve Sevim Kul gibi isimlerin ise yurt dışında bulundukları belirtilirken, Doruk Bulut'un cezaevinde olduğu ve müteahhit Fatih Yadoğlu'nun ise firari olduğu gelen bilgiler arasında yer alıyor. Mahiroğlu ile bağlantılı olduğu düşünülen şirketlere de el konulduğu ve TMSF'nin bu şirketlere kayyum olarak atandığı bilgisi paylaşıldı.

Halk TV'ye yönelik bu müdahale, ulusal ve uluslararası düzeyde birçok basın örgütü ve sivil toplum kuruluşu tarafından sert tepkiyle karşılandı. Basın Konseyi, Halk TV'nin sesinin kısılmasının halkın haber alma hakkına ve demokrasiye büyük bir darbe olduğunu belirtti. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), kayyumların basını vesayet altına almanın bir aracı haline gelemeyeceğini vurgulayarak, "Basın hürdür, sansür edilemez! Demokrasinin kapkara bir günü" açıklamasını yaptı. Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) ise, Halk TV'ye kayyum atanması ve yayınlarının durdurulmasının, basın ve ifade özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahale olduğunu dile getirdi. Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Türk yetkililerinin medyanın yüzde 90'ını kontrol etmekle yetinmeyip yüzde 100'ünü hedeflediğini belirtti. Amor, Tele1'den sonra Halk TV'ye de kayyum atanmasının, geniş çaplı sansür ortamında medya ve ifade özgürlüğünün yakın gelecekte sadece bir anı olarak kalacağına işaret ettiğini ifade etti. Uluslararası Af Örgütü, bu baskını "medya özgürlüğüne acımasız bir darbe" olarak nitelendirerek, Türk yetkililerinin muhalif sesleri tamamen susturma yönündeki son girişimi olduğunu yorumunu yaptı. İstanbul Barosu da yaptığı yazılı açıklamada, Halk TV'ye kayyum atanmasının hukuk devleti normlarına açıkça aykırı olduğunu vurguladı. Açıklamada, kaynağını Anayasa'dan almayan hiçbir yetkinin kullanılamayacağı belirtilerek, İstanbul Barosu'nun hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını koruma yükümlülüğü çerçevesinde bu hukuk dışı operasyonu yakından izlediği ifade edildi. Baro, Halk TV'ye yönelik hukuka aykırı müdahalelerin derhal sonlandırılması, yayınların yeniden başlatılması ve TMSF'nin el koyma kararının geri çekilmesi çağrısında bulundu.

Paylaş

İlgili Haberler