Harvard'dan Şok Rapor: Dev Barajlar Dünyanın Eksenini 1 Metre Kaydırdı, Türkiye de Listede
Gündem

Harvard'dan Şok Rapor: Dev Barajlar Dünyanın Eksenini 1 Metre Kaydırdı, Türkiye de Listede

4

Dünyanın en saygın akademik kurumlarından Harvard Üniversitesi'nde görevli bilim insanları, gezegenimizin fiziksel dengesi hakkında ezber bozan bir araştırma sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Araştırmaya göre, son iki yüzyılda insan eliyle inşa edilen yaklaşık 7 bin büyük barajın, yerkürenin coğrafi kutuplarında 1 metreden fazla bir kaymaya neden olduğu belirlendi. Bu durum, doğal dengelerin ve iklim dinamiklerinin anlaşılmasında yeni bir boyut açarken, özellikle Türkiye'nin devasa mühendislik projelerinin de bu küresel etki içinde önemli bir paya sahip olması dikkat çekiyor.

Harvard Üniversitesi'nden Natasha Valencic liderliğindeki bir araştırma ekibi, 1835 ile 2011 yılları arasında inşa edilmiş olan toplam 6.862 barajın oluşturduğu devasa veri setini titizlikle inceledi. Araştırmanın temel bulgusu, nehir yataklarının kesilerek baraj göllerinde hapsedilen milyarlarca ton su kütlesinin, yerkürenin kütle dağılımını kalıcı bir şekilde değiştirdiği yönünde. Bilim insanlarının hesaplamaları, barajlarda biriken bu muazzam ağırlığın, Dünya'nın coğrafi kutuplarının yaklaşık 113 santimetre yani 1 metreden fazla bir mesafe kaymasına yol açtığını gösteriyor. Bu durum, gezegenin dönüş hızında da mikro düzeyde sapmalara neden olarak, küresel deniz seviyelerinde ortalama 21 milimetre düşüşe sebep oldu.

Araştırmacılar, bu kütle hareketini daha anlaşılır kılmak için buz patencilerine benzetme yapıyor. Bir buz patencisi, kollarını vücuduna yaklaştırdığında dönüş hızını artırır, uzaklaştırdığında ise yavaşlar. Benzer şekilde, insanlığın nehirlerin doğal akışını engelleyerek suyu kıtalarda ve yüksek rakımlarda tutması, gezegenin adeta "kollarını açıp kapatması" gibi bir etki yaratarak dönüş dinamiklerini etkiledi. Bu devasa su birikintisi, gezegenin dengesini değiştirirken, aynı zamanda iklim modelleri ve deniz seviyesi değişimlerinin geleceğe yönelik tahminlerinde de yeni parametrelerin dikkate alınması gerektiğini ortaya koyuyor.

Harvard'ın küresel ölçekte hazırladığı bu kütle çekim haritasında Türkiye'nin de önemli bir yer tutması, ülkenin coğrafi konumu ve enerji politikaları gereği inşa ettiği dev barajları akıllara getiriyor. Özellikle Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında hayata geçirilen Atatürk Barajı, Keban ve Karakaya gibi büyük projelerin yanı sıra, yakın zamanda hizmete giren Yusufeli Barajı gibi milyarlarca ton su depolama kapasitesine sahip yapılar, Türkiye'nin bu küresel listedeki ağırlığını artırıyor. Milyarlarca metreküp suyun barajlarda tutulması, gezegenin eksen kaymasına doğrudan katkı sağlayan faktörlerden biri olarak değerlendiriliyor. Bu durum, insanlığın doğaya olan müdahalesinin küresel ölçekte ne denli büyük sonuçlar doğurabileceğinin altını çiziyor.

Bu çarpıcı raporun ardından, özellikle Türkiye gibi sismik açıdan aktif bölgelerde yaşayan toplumlarda büyük bir endişe hakim oldu. Akıllardaki en önemli soru, barajlardaki bu devasa su kütlesinin ve meydana gelen eksen kaymasının, fay hatlarını tetikleyip tetiklemeyeceği yönünde. Bilim insanları, bu konudaki endişeleri gidermek amacıyla önemli açıklamalarda bulundu. Araştırmacılara göre, 1 metrelik coğrafi kutup kayması, Dünya'nın kendi iç dinamikleriyle (atmosferik olaylar, büyük depremler, mevsimsel buz erimeleri gibi) karşılaştırıldığında oldukça küçük bir değer taşıyor. Dolayısıyla, bu eksen kaymasının doğrudan büyük fay hatlarını harekete geçirecek yıkıcı depremlere veya iklimde ani altüst oluşlara yol açma olasılığı düşük görülüyor. Ancak bu durum, insanlığın doğaya yaptığı müdahalenin boyutlarının uzaydan bile gözlemlenebilir hale geldiğini göstermesi açısından tarihi bir uyarı niteliği taşıyor.

Harvard Üniversitesi'nin bu raporu, bir felaket senaryosu sunmaktan ziyade, bilim dünyası için geleceğe yönelik önemli bir yol haritası niteliğinde. Gelecekteki deniz seviyesi yükselmelerini, iklim değişikliği senaryolarını ve su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimini daha doğru analiz edebilmek için, barajların gezegen üzerindeki bu gizli etkisinin de hesaplamalara dahil edilmesi gerekliliği ortaya çıkıyor. İnsanlık, enerji üretimi, tarımsal sulama ve şehirlerin yaşamını sürdürmesi gibi hayati ihtiyaçlar için muazzam mühendislik harikaları olan barajlar inşa etti. Ancak bu süreçte, gezegenin dönüş ayarlarını bu denli etkileyecek bir kütle hareketine yol açacağımızı pek çoğumuz öngörememiştik. Bu araştırma, doğaya yapılan müdahalelerin uzun vadeli ve küresel sonuçları hakkında derinlemesine düşünmemiz gerektiğini vurguluyor.

Paylaş

İlgili Haberler