Heybeliada Ruhban Okulu'nun Aydınlatılması Jeopolitik Mesajlar mı İçeriyor?
Heybeliada'da bulunan tarihi Ruhban Okulu'nun son günlerde gösterdiği dikkat çekici aydınlatma, uluslararası arenada süregelen tartışmaların ortasında yeni bir boyut kazandı. Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, bu durumun sıradan bir peyzaj düzenlemesi olmadığını, aksine önemli jeopolitik mesajlar barındırabileceğini öne sürdü. Okulun, yıllardır görülmeyen bir yoğunlukta ışıklandırılması ve çevresindeki ağaçların adanın farklı noktalarından görünecek şekilde düzenlenmesi, gözlemcilerin dikkatini çekti.
Gürdeniz, yaptığı değerlendirmede, bu türden görsel düzenlemelerin mimari estetiğin ötesinde anlamlar taşıdığını vurguladı. Özellikle temmuz ayının, Lozan Antlaşması'nın 103. yıl dönümü gibi Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda ve sınırlarının belirlenmesinde kilit rol oynayan önemli tarihi olayların yıl dönümlerine denk gelmesi, bu aydınlatmanın zamanlamasını daha da anlamlı kılıyor. Lozan'ın yanı sıra Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin 90. yıl dönümü, Kabotaj Kanunu'nun 100. yıl dönümü ve Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52. yıl dönümü gibi kritik tarihler, Türkiye'nin uluslararası alandaki konumunu ve egemenlik haklarını simgeleyen olaylardır. Bu bağlamda, Heybeliada gibi tarihi ve stratejik öneme sahip bir mekânda yapılan bu gösterişli ışıklandırmanın, kamuoyunda çeşitli soru işaretlerini beraberinde getirmesi şaşırtıcı değil.
Ruhban Okulu'nun yeniden açılması konusu, uluslararası hukuk ve Türkiye'nin iç mevzuatı çerçevesinde uzun süredir gündemde olan hassas bir mesele. Lozan Antlaşması'nın 40. maddesi, Türkiye'deki gayrimüslim azınlıklara kendi eğitim kurumlarını kurma ve yönetme hakkını tanımaktadır. Patrikhane, bu maddeye dayanarak okulun kapalı tutulmasının Lozan Antlaşması'na aykırı olduğunu savunmaktadır. Ancak, antlaşmanın bu konuda özel bir statü veya ayrıcalık sağlamadığı, okulun açılması durumunda Türkiye'nin eğitim yasalarına ve denetimine tabi olması gerektiği de belirtilmektedir. Türkiye'de yükseköğretim kurumlarının statüsünü belirleyen Anayasa Mahkemesi'nin 1971 tarihli kararıyla okulun teoloji bölümü kapatılmıştı. Günümüzde okul, Aya Triada Tepe Manastırı Vakfı'na aittir ve bu hukuki statü, konunun karmaşıklığını artırmaktadır.
Son dönemde Türkiye'nin uluslararası ilişkilerinde yaşadığı diplomatik baskılar ve jeopolitik gelişmeler göz önüne alındığında, Heybeliada'daki Ruhban Okulu'nun bu şekilde dikkat çekici bir görünüme kavuşturulmasının ardında yatan nedenler daha da önem kazanıyor. Bu türden sembolik eylemlerin, uluslararası kamuoyuna iletilmek istenen mesajlar içerdiği düşünülmektedir. Akademik ve jeopolitik çevrelerde, bu aydınlatmanın ve çevresel düzenlemelerin, Türkiye'nin egemenlik haklarını pekiştirme veya uluslararası alanda belirli bir duruş sergileme amacı taşıyabileceği yorumları yapılmaktadır. Bu gelişme, Türkiye'nin hem iç hem de dış politikasında önemli sonuçlar doğurabilecek bir konunun sembolik bir yansıması olarak değerlendiriliyor.